Türkiye'de sayısı tam olarak bilinmese de hayvancılık tartışılmaya başlandı.
Bunun sebebi ise Tarım ve Orman Bakanlığı 2026 yılında yaptığı denetimler sonucunda, Bursa’da 24, ülke genelinde 34 hayvancılık işletmesinin “hastalıktan ari işletme sertifikasını” iptal etmesi oldu.
Hayvancılık Genel Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamaya göre, 2026’da 36 ilde 104 işletme denetlendi. Denetlenen işletmelerden 42’si Bursa’da. Bu işletmelerden 24’ünün sertifikası iptal edildi. Türkiye genelinde sertifikası iptal edilen 34 işletmenin 24’ünün Bursa’da olması dikkat çekti.
TARTIŞMANIN FİTİLİNİ O İSİM ATEŞLEDİ
Bu arada ilginç Bursa’daki işletmelerden 2’si Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’ya yönelik sert eleştiriler yapan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Gölge Kabinesi Tarım ve Orman Bakanı Sencer Solakoğlu’na ait oldu. Türkiye’nin en popüler çiftçilerinden biri olan Sencer Solakoğlu’nun siyasi kimliği nedeniyle çiftliklerinin hastalıktan ari sertifikasının iptal edilmesi siyasi olarak da çok tartışıldı. Solakoğlu’nun yaptığı eleştiriler nedeniyle cezalandırıldığı ifade edildi.
“ARİ OLMAYAN İŞLETMELERDE HASTALIK” İDDİASI
Son günlerde bu merkezde yaşanan tartışmalar üzerine Sencer Solakoğlu sosyal medyada bir video paylaştı. Bu video, hayvancılık sektöründe hastalık tartışması başlattı. Hastalıktan ari olanların dışındaki işletmelerde hastalık riskinin çok yüksek olduğunu iddia eden Solakoğlu’nun bu açıklamasına Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği, hayvancılık kooperatifleri, süt üreticileri ve hayvancılık işletmeleri tepki gösterdi.
Sencer Solakoğlu sosyal medyadan paylaştığı videoda anne ve babalara seslenerek özetle şunları söyledi: “Bugün size gıda güvenliğiyle ilgili çok önemli bir konuya değinmek istiyorum. Tüm annelerin ve babaların bunu dinlemelerini istiyorum. Benim kişisel, bakanlıkla yaşadığım zaten kamuoyunun gözünün önünde gerçekleşiyor. Ben kendimi artık bu konuda izah dahi etme ihtiyacı duymuyorum. Ama şu gerçeği sizin gözlerinizin önüne koymak istiyorum. Türkiye’de hastalıklardan ari dediğimiz, yani bruselloz ve tüberküloz yönünden çiftliğindeki hayvanların temiz olduğu bilinen 1300 tane işletme var. Diğer on binlerce, belki yüz binlerce işletmenin hiçbirinde böyle bir şey yok. Hepsinde tüberküloz ve brusella olma olasılığı çok yüksek ve büyük bir kısmında da olduğunu biliyoruz. Hayvan sayısını bile bilmediğimiz, ne yazık ki saymadığımız ülkemizde, onların da sayısını bilmek mümkün değil. Çünkü herkes gizliyor. Bugün bir işletmede verem veya brusella çıktığı bir şekilde devlet tarafından kayıt altına alınırsa, işletmeniz kapatılıyor, karantinaya alınıyor, yok ediliyorsunuz aslında. Dolayısıyla halının altına süpürülen bir mesele.”
SOKAK sütü VE EV YOĞURDUNDA TEHLİKE BÜYÜK MÜ?
Brusella ve veremin, özellikle brusellanın çok büyük bir problem olduğunu belirten Sencer Solakoğlu: “Çünkü tedavisi çok uzun sürüyor ve kalıcı hasar bırakabilen bir şey. Dünyada en çok insan vakası görülen ilk altı ülkenin içindeyiz. Ben size net bir şekilde söylüyorum. Sütünüzü pastörize etmeden sokaktan alıp yoğurdunuzu yapıyorsanız risk altındasınız. Eğer iyi kaynatılmamış veya pastörize edilmemiş, çiğ sütten yapılmış bir peynirden tüketiyorsanız çok büyük risk altındasınız. Bu Brusella aynı zamanda peynir hastalığı olarak da halk arasında bilinen bir hastalıktır. Bu ayıpların hiçbirini konuşmayıp da benim ve diğer işletmeler gibi elinden geldiğince, insani olarak mümkün olduğunun en üst standartlarında işini yapmaya çalışan insanların üzerine gelmek yerine ‘Bu işi nasıl toparlarız’ı çalışmıyorlar.” dedi.
HAYVANLARDA BRUSELLA TARTIŞMASI
Öte yandan hayvancılık sektöründen Solakoğlu’na sert tepki gecikmedi. Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Yönetim Kurulu Başkanı İlhan Köten yaptığı yazılı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Hayvansal üretimde hastalık durumu, genellemelerle değil, işletme bazında yürütülen resmi denetimler, laboratuvar analizleri ve bilimsel verilerle değerlendirilir. Hiç kimsenin, milyonlarca litre süt üreten yüz binlerce aile işletmesini tek bir cümleyle zan altında bırakmaya hakkı yoktur. Sayın Sencer Solakoğlu’nun son açıklamaları, yalnızca üreticileri değil, tüketiciyi de paniğe sevk eden, sektörün itibarına zarar veren talihsiz açıklamalardır. En fazla “süt içmeyin yoksa kanser olursunuz” açıklamaları kadar muteberdir.
Daha da önemlisi, Sayın Solakoğlu yaklaşık üç yıl Bursa Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanlığı yapmıştır. Bu süre boyunca yalnızca ari işletmelerin değil, birliğe üye tüm üreticilerin sütü aynı pazarlama sistemi içerisinde sanayiye ulaştırılmıştır. Bugün kullandığı ifadeler doğruysa, kamuoyu şu soruların cevabını hak etmektedir:
O dönemde pazarlanan sütlerle ilgili neden aynı hassasiyet gösterilmemiştir? Bugün “veremli süt” diyerek hedef aldığı üreticilerin sütü o gün neden tüketiciye sunulmuştur? Başkanlığı döneminde aile işletmelerinin hastalıklardan arındırılması adına hangi somut projeler hayata geçirilmiş, hangi kalıcı başarılar elde edilmiştir? Tarım Bakanlığı’nda danışman olarak görev yaptığı süreçte de, dile getirdiği sorunların çözümü için hangi somut girişimleri yapmıştır? İşletmelerinin belgelerinin iptal edildiğini belirttiğine göre; birileri çıkıp da “ari işletme değildir, veremli süt üretiyor” derse, en az kendisinin tespiti kadar haklı mı olur yoksa en az kendisi kadar kara çalan mı olur?”
GÜVENLİ GIDA VE TÜKETİCİ
Bu arada gıda güvenliğinin kişisel veya ticari tartışmaların malzemesi yapılamayacağını belirten Köten: “ Sorunlar ortadayken sessiz kalıp, kişisel menfaatler zarar gördüğünde kamuoyunda infial oluşturacak açıklamalar yapmak; ne vicdanla, ne üreticiye sahip çıkmakla ne de memleket sevgisiyle bağdaşır. Eğer konu gerçekten anne ve babaların bilinçlenmesi, çocukların sağlığı, toplum sağlığı ve gıda güvenliği olsaydı; tartışmalar kişilere göre değil, bilime göre yürütülürdü. Antibiyotiklere direnç geliştiren rb51 uygulamasının tüm avantajları kadar riskleri ve sınırlılıkları da açıkça anlatılırdı. Gıda güvenliği, kişisel veya ticari tartışmaların malzemesi yapılamaz. Bir yandan hukukun üstünlüğünden söz edip diğer yandan yürürlükteki mevzuatı yok sayan söylemler geliştirmek büyük bir çelişkidir. Kanunlar herkes için vardır; hiçbir kişi, hiçbir makam ve hiçbir sosyal medya hesabı hukukun üstünde değildir. "değerlendirmesinde bulundu.