Nurdan Hüsrev
[email protected]
Anlaşılmak ve Anlamak
Herkes anlaşılmayı ister. Peki ama biz karşımızdakini ne kadar anlıyoruz? Anlaşılmak isterken anlayabiliyor muyuz? Eleştirmek. Belki de gerçekleştirebildiğimiz en kolay eylem. Eleştirmeden önce şu soruyu sormalıyız kendimize; ben bu olay karşısında nasıl bir yol izlerdim?
Gitmek mi, kalmak mı?
Son zamanlarda en sık duyduğum cümlelerden biri;Bu şehirden kaçıp gidesim var. Peki ama neden ya da kimden bu kaçma isteği? Çok mu çabuk tükettik bir şeyleri? Ya da çok mu çabuk tüketildik? Aslında şunu sormalıyız kendimize;Gitsek de kalsak da. İçimiz de var olan bu kaçış isteği hep devam edecek mi?
SEVİLMEK Mİ, GÜVENİLMEK Mİ?
Zaman zaman hepimiz bu soruyu karşımızdakine ve kendimize sorarız. Ben Güvenilmek ten yanayım. Şayet o güvenin içinde sevgi de varsa. Düşünsenize…Çok seviliyorsunuz. Ama karşınızdaki kişi size güvenmiyorsa;Zamanla o sevgiyi kendi içinizde sorgulamaya başlarsınız. Ya da.
BİZ OLABİLMEK...
Sizin de çevrenizde vardır,Kendi menfaati için herkesi ve her şeyi yakan bencil insanlar. Dost görünürler, ilgili görünürler. Ama sadece görünürler. Dinlemeyi değil, konuşmayı sever bencil insanlar. Eleştirirler ama eleştirilmeye tahammülleri yoktur. Bakarlar ama görmezler.
Griyi sevmemek
İnsana, hayata ama en önemlisi de kişinin kendisine “net olması gerekir...Belirsizlikler... İnsanı yorar çünkü.Kişi hem kendine hem karşısındakine net olmazsa arafta kalır ve kısır bir döngüye dönüşür ilişkiler…Hep savunduğum bir şey var; kötü olduğunu belli eden bir kişi, iyiyi oynayan kişiden...