EPSTEIN DOSYASI: BATI’NIN AHLAK MASKESİ DÜŞTÜ
Batı medeniyetinin yıllardır dünyaya pazarladığı o parlak maske, Epstein dosyasıyla paramparça oldu.
Geriye kalan şey ne özgürlük ne insan hakları ne de ahlak…
Geriye kalan yalnızca çıplak bir çürüme.
Jeffrey Epstein sıradan bir suçlu değildi. O, küresel elitlerin karanlık ilişkiler ağının merkezindeydi.
En küçüğü 14 yaşında olan kız çocuklarının istismarı, fuhuş zincirleri, özel adalar, gizli uçuşlar…
Ve bu bataklığın etrafında dolaşan isimler: siyasetçiler, eski ve yeni başkanlar, akademisyenler, medya patronları, Hollywood yıldızları.
Yani Batı’nın “örnek insanları”.
Epstein, dünyanın en güvenli denilen hapishanelerinden birinde “intihar etti”.
Kameralar çalışmıyordu. Gardiyanlar uyuyordu.
Dosya kapandı.
Adalet de onunla hücrede öldü.
Yaklaşık üç milyon belge açıklandı. Yazışmalar, uçuş listeleri, bağlantılar…
Her şey ortada. Ama ne gariptir ki Batı medyası bu dosyada kör, sağır ve dilsiz.
Çünkü konu Doğu olsaydı manşetler aylarca susmazdı.
Çünkü konu Müslüman bir toplum olsaydı, ahlak nutukları havada uçuşurdu.
Ama konu kendi elitleri olunca sessizlik kutsal sayıldı.
İşte Batı’nın gerçek yüzü tam olarak budur:
Başkalarına ahlak dersi verirken, kendi suçlarını halının altına süpürmek.
Bu noktada ister istemez yıllar önce yapılan bazı sert çıkışlar yeniden hatırlanıyor.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, Batı’daki elit yapılar ve ahlaki çözülme üzerine yaptığı konuşmalar o dönem “abartılı”, “popülist” ve “provokatif” bulunmuştu. Aile kurumunun zayıflatıldığı, değerlerin aşındırıldığı ve güç sahiplerinin hesap vermediği bir düzen eleştirisi. Putin’in sözleri şu şekildeydi.” "Batılı elitler asırlar boyunca karınlarını insan etiyle, ceplerini ise parayla dolduruyorlar. Pedofili sapkınlığını "yeni normal" yapma peşindeler.”
O sözler uzun süre ciddiye alınmadı.
Bugün ise Epstein dosyasına bakıldığında, ister istemez şu soru akla geliyor:
Gerçekten abartı mıydı, yoksa herkesin görüp görmezden geldiği bir tabloyu kaba bir dille tarif etmek miydi?
Elbette bir siyasi liderin sözleri gerçeğin kendisi değildir.
Ama bazen rahatsız edici sorular, yanlış ağızdan bile çıksa, doğru yere temas edebilir.
Daha acı olan ne biliyor musunuz?
Bu çürümeye karşı, içerideki Batı hayranlarından neredeyse tek bir ses çıkmaması.
Normalde en küçük olayda mangalda kül bırakmayanlar, bugün derin bir sessizliğe gömülmüş durumda.
Çünkü bazıları için adalet evrensel değil, seçmelidir.
Bu dosya bize şunu net biçimde gösterdi:
Ün, para ve güç insanı yüceltmiyor.
Aksine, çoğu zaman gerçek yüzünü ortaya çıkarıyor.
Toplumların artık ünlüleri kutsallaştırmayı, zenginleri dokunulmaz sanmayı bırakması gerekiyor.
Ahlaksızlık pahalı takımlar giydiğinde masumlaşmıyor.
Suç, güçlülerin elinde “detay” olmuyor.
Benim görüşüm net:
Bu düzen kendi kendine temizlenmeyecek.
Sessizlik, suçun en sadık ortağıdır.
Ve insanlar adaleti gerçekten istiyorsa, önce kime hayranlık duyduklarını sorgulamak zorundadır.
Aksi halde bugün Epstein dosyası kapanır,
yarın başka bir ada,
başka bir hücre,
başka bir “intihar” açılır.
Bu çarpık dünya düzeninde insan kalabilmek dileğiyle değil,
insan kalmak için mücadele etmek zorunda olduğumuzu bilerek.