Vergi İncelemesinde Mükellefin Hakları Gerçekten Biliniyor mu?
Vergi incelemesi, mükellefler açısından çoğu zaman belirsizlik ve tedirginlikle anılan bir süreçtir. Vergi inceleme elemanının yetkileri genel hatlarıyla bilinirken, mükellefin bu süreçte sahip olduğu haklar çoğu zaman ya hiç bilinmemekte ya da eksik bilinmektedir. Oysa vergi incelemesi, Vergi Usul Kanunu’nda çerçevesi çizilmiş, karşılıklı hak ve yükümlülüklere dayanan hukuki bir süreçtir.
İncelemenin amacı ceza yazmak değildir
Vergi Usul Kanunu’nun 134’üncü maddesinde, vergi incelemesinin amacı açıkça belirtilmiştir. Buna göre incelemenin amacı; ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamaktır. Kanun koyucu, incelemeyi bir ceza mekanizması olarak değil, verginin doğruluğunu ortaya koyan bir denetim aracı olarak tanımlamıştır. Buna rağmen uygulamada inceleme, çoğu mükellef için doğrudan cezayla özdeşleştirilmektedir.
İncelemenin kapsamını bilme hakkı
VUK’un 139’uncu maddesi, vergi incelemelerinin kural olarak iş yerinde yapılacağını hükme bağlamıştır. Ayrıca incelemenin hangi dönemleri kapsadığı ve hangi vergilere ilişkin olduğu mükellefe bildirilmelidir. İncelemenin sınırları belirsiz bırakılarak yürütülmesi, hukuki güvenlik ilkesine aykırıdır.
Defter ve belge ibrazında ölçülülük
VUK’un 253 ve 256’ncı maddeleri, mükellefin defter ve belgeleri muhafaza ve ibraz yükümlülüğünü düzenlemektedir. Ancak bu yükümlülük, sınırsız bir talep yetkisi anlamına gelmez. İnceleme sırasında istenen belgelerin, incelemenin konusu ile ilgili olması ve mükellefe makul bir süre tanınması gerekir. Fiilen imkânsız süreler verilmesi, mükellefin savunma hakkını zedelemektedir.
Tutanaklar ve çekince hakkı
Vergi incelemesi sırasında düzenlenen tutanaklar, uygulamada büyük önem taşımaktadır. Ancak mükellef açısından sık yapılan hatalardan biri, tutanağın imzalanmasının tüm tespitlerin kabulü anlamına geldiğinin düşünülmesidir. Oysa mükellef, tutanakları çekince koyarak imzalama hakkına sahiptir. Bu çekinceler, daha sonraki uzlaşma, izaha davet veya dava süreçlerinde hukuki dayanak oluşturur.
Savunma hakkı şekli değil, esastır
Vergi Usul Kanunu’nun 140’ıncı maddesi, incelemenin usulüne ilişkin düzenlemeler içermekte olup, mükellefin açıklamalarının ve sunduğu belgelerin dikkate alınmasını zorunlu kılmaktadır. Savunma hakkı, sadece formalite gereği alınan bir beyan değildir. Mükellefin sunduğu hukuki ve fiili açıklamaların raporda değerlendirilmemesi, yargı mercileri nezdinde ciddi hukuki sakıncalar doğurabilmektedir.
Bilgi eksikliği en büyük sorun
Bugün gelinen noktada sorun, mevzuatın yetersizliği değil; bilgi asimetrisidir. İnceleme elemanı süreci ve mevzuatı bilir, mükellef ise çoğu zaman bu süreci ilk kez yaşamaktadır. Bu noktada serbest muhasebeci mali müşavirler ve yeminli mali müşavirler, sadece belge hazırlayan değil, mükellefin haklarını hatırlatan ve süreci yöneten bir rehber konumundadır.
Sonuç
Vergi incelemesi, haklarını bilen bir mükellef için korkulacak bir süreç değildir. Vergi Usul Kanunu, mükellefi tamamen korumasız bırakmamış; incelemeyi hukuki sınırlar içine almıştır. Asıl sorun, mükellefin değil, sahip olduğu hakların inceleme sürecinde yeterince kullanılmamasıdır.