KONYA HABER
Konya
Parçalı bulutlu
7°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,6340 %0.18
51,4615 %0.05
10.954,00 % -0,49
Ara

Neden Olmuyor?

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Görüyoruz. Sorunları gidermek ve daha iyiye ulaşmak için sürekli bir şeyler deneniyor. İstisnasız bütün kurumlar yapıyor bunu. Özellikle eğitim, ekonomi ve sosyal hayata dair her gün yeni bir kanun ve yönetmelik değişikliği yapılıyor. İki gün evvel çıkarılan kanun ya da yönetmelik beğenilmiyor, bir daha değiştiriliyor. Sürekli yeni projeler geliştiriliyor. Proje olayı özellikle eğitimde o kadar abartıldı ki milli eğitim bakanlığına proje bakanlığı denir hale geldi. Okulların aslî vazifesi olan eğitim öğretim bile sanki yeni ve çok önemli bir şey yapılıyormuş gibi "... Projesi" adı altında yapılır hale geldi. Sanki proje olmadan bu işler olmuyormuş gibi kitap okuma ve değerler eğitimini bile proje ile yapar/yaptırır hale geldik. 
Sadede gelelim. Oluyor mu? İşe yarıyor mu? Başarı elde ettik mi? Hangi yeni proje, kanun ve yönetmelik yaralarımıza merhem oldu? Yeni yaralar açmadıklarına razı olur hale geldik. Dünyanın en iyi yalan söyleme sanatı olan istatistikten öteye geçebildik mi? Tüm kurumlar iyi niyetle bir şey yapmaya çalışırken neden ilerleyemiyoruz? Yapılanlar neden istediğimiz faydayı sağlamıyor?
Bu sorulara elbette pek çok cevap bulunabilir. Bulunmalı da. Zira bunca emeğin, sorunlara çözüm diye sunulan şeylerin işe yaramaması akıl alır gibi değil. Bu kadar zaman, insan, emek ve para israfına devlet ve millet olarak tahammül etmek de mümkün değil.
Bu sorulara yakın zamanda gündem olan bir olay üzerinden cevap verebiliriz.
Millî Eğitim Bakanlığı'nın hazırladığı "Ailem" dizisinin ikinci sezon çekimleri tamamlanmış. Dizinin sloganı: "Kökeninde bilgi, odağında beceri, hedefinde gelecek olan yeni nesiller için". Dizinin ikinci sezonu, Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş'ın katılımıyla 30 Ocak Cuma günü İstanbul'da gerçekleştirilen programla tanıtıldı. İkinci sezonuna giren bu diziden belki çoğumuzun haberi yoktu. Haberi olanların da kaçının ilgisini çekti, o da ayrı bir konu. Zira aile mefhumunu yok eden gündüz kuşağı programları ve mafya dizileri ile meşgulüz topluca. İyi ve güzeli anlatanların, açıkhava tımarhanesinde yaşayanların günlük cinnet haberleri arasından sıyrılıp gündeme girebilmeleri pek mümkün görünmüyor. İfsad hareketi ihya hareketinden çok daha güçlü, çok daha etkin çalışıyor. 
Bu dizi, içeriği ve kalitesi ile gündem olması, takip edilmesi gerekiyordu fakat başka bir sebeple gündem oldu. O da oyuncu kadrosunda yer alan Gülben Ergen. Ekran ve toplum önünde başka erkeklerin kucağına oturmasıyla ve özel hayatındaki skandallarla haber olan bu kadının aile dizisinde yer alması aileyi ve değerlerimizi önemseyen pek çok kişiyi rahatsız etti. Yuva yıkmakla itham edilen birinin eğitim ve aile bakanlarıyla birlikte aynı karede üstelik "aile" projesinde yer almasını hazmedemedik doğrusu. Sevgili hayatı yaşayanlardan aile mefhumunun önemini öğrenecekmişiz meğer…
Aklıma Kemal Sunal'ın 100 Numaralı Adam filmindeki şu replik geldi:
"Şöhret dediklerinizin halkın karşısına çıkıp mallarımızı methetmeleri hiç inandırıcı olmuyor. Gecede yüz bin lira alan falan şarkıcı hanım elinde konserve tenekesi, 'ooh ben her yemekte falan marka dolma yerim' diyor ama halk yemiyor o dolmayı, yutmuyor o masalı. O milyonluk karının her yemekte ıstakozlar, havyarlar yiyip, şampanyalar patlattığını biliyor. Kimi aldatıyorsunuz siz? Birkaç sahte kahramanla tüketiciyi uyutuyorsunuz." 
Neden olmuyor sorusunun cevabını bu olayda aramak yeterlidir herhalde.
Reklamın, dizinin, filmin, projenin, yasanın ve yönetmeliğin halk nezdinde bir karşılığının olması ve işe yaraması için her şeyden önce samimiyet lazım. Bu millet ariftir, kim samimi, kim kahraman iyi bilir. Arife tarif gerekmez.
İyi niyetle yola çıkmak yetmiyor, iyi niyetli insanlarla birlikte yürümek, iyi niyetle yola devam etmek, ifsad şebekesine karşı uyanık olmak da gerekiyor. 
Kem âletle kemâlât olmaz” demiş büyükler. Vusülsüzlüğümüz usulsüzlüğümüzdendir. Sahte kahramanlarla, yanlış yöntemlerle, usul bilmeyenlerle hedefe varılmaz. 
Üstlerine şirin görünenlerle, tribünlere oynayanlarla değil, Allah için yapanlarla hareket etmeli. Paçasından pislik akanlarla değil, yüzünden nur saçanlarla yürümeli. Unuttuğumuz "ehliyet ve liyakat"ı yeniden hatırlamalı. Samimiyetimizi gözden geçirmekte fayda var vesselam...
 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *