KONYA HABER
Konya
Parçalı bulutlu
9°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,3346 %0.01
51,3419 %-0.05
10.475,11 % -3,26
Ara

Sessizlik Çukurunda Boğulan İnsanlık: Mazlumun Mezhebi Olmaz!

YAYINLAMA:

Adaletsizlik karşısında sergilenen her dilsiz tavır, bir sonraki zulmün davetiyesidir. Bugün Orta Doğu bir kez daha alevler içinde; sadece topraklar değil, insanlığın ortak vicdanı da yanıyor. İran’a yönelen saldırılar, bölgeyi geri dönülemez bir felaket eşiğine sürüklerken; derinleşen enerji krizi, petrolün ötesinde elektrik ve doğalgaz kesintileriyle kapımıza dayanıyor. Ancak asıl karanlık, evlerimizdeki ışıksızlık değil, ruhlarımızdaki bu kayıtsızlıkta gizli.

“Ben” Putuna Tapınanlar, “Biz” Olmayı Unutanlar…

İnsanlık olarak ses çıkarmadığımız her vahşet, yarınlarımıza koca bir enkaz bırakıyor. Ne acıdır ki; adaletsizlik başkasına yapıldığında susanlar, ancak ucu kendi menfaatlerine dokunduğunda feryat ediyorlar. Oysa sadece "ben" olgusuyla nefes alan, "biz" olmayı başaramayan topluluklar tarih sahnesinden silinmeye mahkumdur.

İki koca yıl boyunca Gazze’de bir soykırım yaşandı. Dünya sustu, İslam coğrafyasının liderleri ise kapalı kapılar ardında ticari çarklarını döndürmeye devam etti. Boykotu küçümseyenler, zulme itiraz edenleri hor görenler oldu. Bugün ise bombalar İran’ın üzerine yağarken, görüyoruz ki bazıları için mezhepçilik, insanlıktan önce geliyor.

Merhametimizi Ne Ara Kine Kurban Ettik?

Hani biz, dünyanın neresinde bir mazlum varsa orada biten bir milletin evlatlarıydık? Ne ara bu kadar taassuplaştık? Ne ara öfkemiz merhametimizi, kinimiz vicdanımızı yener oldu? Eğer coğrafyamızda bir hesap görülecekse, bunu kendi içimizde biz yapmalıyız; kardeşimizi emperyalistlerin, Amerika’nın veya İsrail’in "merhametine" terk ederek değil!

Mehmet Akif Ersoy’un o sarsıcı düsturunu ne çabuk unuttuk:

“Zulmü alkışlayamam, zâlimi asla sevemem; / Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem. / Zalimin hasmıyım ama severim mazlumu...”

Türk milleti, tarih boyunca kanayan yaralara merhem olmaya giden eldi. Şimdi ise mezhepçilik duvarlarının arkasına saklanmış, sessizlik çukurunda bir felaketi bekliyoruz. Unutulmamalıdır ki; bugün sustuğumuz her haksızlık, yarın bizim kapımızı çalacaktır. İlahi adalet ve tarihsel tekerrürün kuralı hiç değişmez.

Son Çağrı: Vicdanın Dili Ortaktır

Daha önce zalimlik yapmış birisi bugün mazlum konumuna düşmüş olsa bile, bir zalime karşı ona el uzatmak insani bir görevdir. "Bize bir şey olmaz" kibri, tarihin en büyük yanılgısıdır. Artık bu mezhepçilik körlüğünden ve "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" anlayışından kurtulmak zorundayız.

Unutmayın; zulmün rengi, zalimin milliyeti olmaz. Ve en önemlisi: Mazlumun dini, dili ve mezhebi sorulmaz! Ya birlikte ses çıkaracağız ya da bu enkazın altında hep birlikte kalacağız.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *