Kuraklık Duraklıktan Beter
* Enflasyon çeşitlerinden en hassas olanı en çok sıkıntı vereni gıda enflasyonudur. Arjantin, Venezuela, Lübnan, İran, Güney Sudan ile birlikte Türkiye en üst sıralarda yer alıyor. Arjantin ve Venezuela herkes biliyor durumunu. Lübnan, Güney Sudan ve İran savaş gibi mazeretleri var. Bize ne oluyor. Maden sahaları desen değil, çiftçi küstü desek değil, mazot desek kısmi etkiler bu gerçek bir sorun. Kuraklık mı var bakalım. Döviz kur şokları, gübre ve mazot maliyetleri, iklim değişikliği, tarım politikalarındaki aksaklıklar ve komisyoncular, bunlardan sadece biri kuraklıkmış.
* Aslında kötü değiliz hatta mükemmeliz. Türkiye'de son yıllarda gıda üretimi dolar bazında yaklaşık 3 kat arttı. Türkiye tarımsal üretimde Avrupa'da 1., dünyada ise 7. ülke. Hububat, yaş meyve ve sebze üretimi, fındık, incir, kiraz gibi ürünlerde dünya lideriyiz. Üretim artışına rağmen, yüksek gıda enflasyonu bütün bu kıymeti yok ediyor. Kuraklık yağışla ilgili değil akılla ilgiliymiş hemen öğrendik. Akılla ilgili gerçek bir kuraklık var. Yapılan sistemsel hatalar bunca yapılan emeği çöpe atıyor faizle ilgili mantığın aynısı. Çalış çabala üret boşa gitsin. Bunu ancak aklıyla problemi olanlar yapar.
* Fındıkla ilgili yapılan yönetimsel hata sebebiyle fındık pazarının en büyük alıcısı Ferrero firması, Avustralya'da alternatif yeni üretim sahası oluşturdu. 1 milyon fındık ağacı dikti. Bu yıl ne olacak göreceğiz. Türkiye'nin en büyük fındık ihracatçısı Oltan, Ferrero'ya satıldı. Bu gelişmenin dünya fındık piyasasını ve çikolata sektörünü doğrudan etkiler. Türkiye’nin fındık devi Oltan Gıda, İtalyan çikolata devi Ferrero Grubu’na satıldı. 2002 yılından bu yana fındıkta ihracat şampiyonu olan, son 500 büyük sanayi kuruluşu arasında 55. sırada yer alan Oltan Gıda’nın Türkiye’nin en büyük fındık alıcısı olan, Nutella ve Kinder’in üreticisi Ferrero’ya satılması dünya fındık piyasasını ve çikolata sektörünü doğrudan etkiler.
* Gıda enflasyonu, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de gündemin ilk sırasında. Özellikle son aylarda, kış mevsimi ve Ramazan ayı nedeniyle bir hayli açılan makas, mart ayında neredeyse kapandı. Açıklanan bu enflasyon verileri her zaman şahit olduğumuz, kızgınlık, hayal kırıklığı ve az da olsa manipülasyon kokan söylemleri de tırmandırdı. TÜİK, 81 ilin tamamında ve 239 ilçede TÜFE için fiyat derlemesi yapar. Her ay 45.000 civarında konut ve işyerinden 972 madde çeşidi için 636.640 adet fiyat derler. Bu verilerin bir kısmı anketörlerce, bir kısmı zincir marketlerin kasalarından geçen milyonlarca gerçek işlem arasından ve e-ticaret sitelerinden otomatik olarak sağlanan veriler şeklinde derler ve uzmanlarca analiz edilir. Ayrıca TÜFE sepeti de değişen tüketim alışkanlıklarına göre her yıl yenileniyor. Bu ölçekte veri derlemesi yapabilen bir başka kurum yok. TÜİK’e alternatif enflasyon hesabı yapan ve açıklayan kurumlar ve hatta kişiler var. Bazı kurumların enflasyon hesaplarının ve birçok ekonomistin yorumlarının daha yüksek bir enflasyon oranını göstermesi, siyasi mülahazalarla yapılan değerlendirmeler ve dezenformasyon amaçlı çarpıtma sonuçlar, TÜİK’i tartışılır kılıyor. Hissedilen ve algılanan enflasyonun yüksekliği de TÜİK’e tepkilere neden oluyor. Haftada bir semt pazarına, 2-3 güne bir markete giden, evde çoğu vaktini mutfakta geçiren insanımızın gıda enflasyonunu daha fazla hissetmesi de doğal. Psikolojik olarak insan daha çok olumsuza odaklanır ve bu yüzden fiyatı anormal yüksek olan meyve ve sebzeler daha çok dikkatini çeker. Özellikle mevsimsellik bunu daha da körükler. Örneğin, kış aylarında biberin veya patlıcanın fiyat yüksekliği, tüketicinin genel fiyat algısının yükselmesine neden olur.
* Güçlü tarım ülkesi olmamıza rağmen neden gıda enflasyonu en yükseklerde? Türkiye’nin gıda enflasyonunda dünyada 1. sıralarda olmasıyla dünyanın 7. büyük tarım ekonomisi olmasının nasıl açıklanabilir. Gıda enflasyonunu, manşet enflasyonun dinamiklerinden ayrılamaz. Enerji başta olmak üzere üretim girdilerinin neden olduğu maliyet artışı, tarım sektörü için de geçerlidir. Gıda enflasyonunun bazı dönemlerde birkaç puan daha yüksek seyretmesi tarımın doğasından kaynaklanıyor. Tarım sektörü, açık hava fabrikasına benzer. Sonuçta iklim krizinin derin etkileri, tarımsal üretimde büyük dalgalanmalar olarak ortaya çıkar. Maliyet baskısına ek olarak, tarım ürünlerinin arz ve talep esnekliklerinin düşük olması, üretim veya tedarik zincirindeki en ufak bir aksamanın bile gıda fiyatlarında sıçramalara yol açmasına zemin hazırlar. Rakamlar ne söylerse söylesin, enflasyonla mücadeledeki başarı, ancak mutfaktaki algı ile tablodaki veri buluştuğunda hissedilir.
*Sonuç olarak, Türkiye’de gıda enflasyonunun küresel gıda fiyatlarıyla birlikte hareket etmediği, özellikle 2022 yılı sonrasında farklılaştı. 2022-2023 yılları arasında gıda fiyatları dünyada %26,7 oranında azalırken, Türkiye’de %176,7 oranında arttı. Küresel gıda fiyatları düşerken, Türkiye’de gıda fiyatlarında aşırı artış yaşanması, gıda enflasyonunun dışsal faktörlerden ziyade ülkenin içsel dinamiklerinden etkilendiğini gösterir. Harcama türlerine göre Türkiye’de enflasyon verileri incelendiğinde, gıda enflasyonunun ciddi bir problem oluşturduğu ve genel enflasyonun oluşmasında da önemli bir paya sahip olduğu görülür. Türkiye ekonomisinde yaşanan gıda enflasyonunun, ekonominin yapısal sorunlarından, tarımsal yapı ve politikalardaki problemlerden kaynaklanır. Kamu tarlada gezmediği sürece gıda enflasyon şampiyonu olacağız. Masada kimseye sormadan alınan kararlarla tüm ülkece savaş olmadan bu kadar pahalı oluyor.