KONYA HABER
Konya
Açık
23°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
45,4014 %0.09
53,3732 %-0.19
11.235,30 % -0,50
Ara

Eğitimde Yapılan Yanlışlar

YAYINLAMA:

Son yıllarda eğitim alanında yapılan yanlışları şöyle sıralayabiliriz:

* 12 yıl zorunlu eğitime geçilmesi,

* 12 yılla birlikte eski 5+3+3 yerine 4+4+4 sisteminin getirilmesi,

* Bir gecede liselere giriş sınavı olan TEOG sisteminin kaldırılması ve fen liseleri hariç diğer liselerin sınavsız olması,

* Sınavsız sistem olmayınca pek çok lisenin proje okula dönmesi ve “proje okul” adlı garabetin ortaya çıkması,

* Sınıfta kalmanın neredeyse imkânsız hale getirilmesi, okuldaki disiplin mekanizmasının işlevini yitirmesi,

* Sürekli değişen liselere geçiş sınavı sistemi:

LGS (1997-2003), OKS (2004-2008), SBS (2009-2013), TEOG (2013-2017) ve 2018'den günümüze LGS,

* Sürekli değişen üniversitelere giriş sınavı sistemi:

1999-2010 Tek oturumlu ÖSS, 2010-2017 Mart'ta YGS Haziran'da LYS iki aşamalı sistem, 2018'den günümüze haziran ayında tek hafta sonunda yapılan iki oturumlu YKS(TYT-AYT) sistemi

* Sürekli değişen müfredat, sistem, program ve yönetmelikler,

* Dağa bayıra, en ücra köşelere bile üniversite açılması, herkesin üniversite okumaya yönlendirilmesi,

* Okullardaki başarının liselere ve üniversitelere yerleştirilen öğrenci sayısı ile ölçülmesi, akademik başarının öncelenmesi,

* Meslek liselerinin önemini kaybetmesi, akademik liselerde seviyenin düşmesi,

* Plansızlık sonucu atanamayan öğretmen sorunu gibi ülkemize has bir sorunun yaşanması,

* Liselerde düşen kalitenin eğitim fakültelerine yansıması,

* Eğitim fakültelerindeki sayı ve niteliğe yoğunlaşmak yerine fakültelerdeki eğitimin beğenilmeyip yıllarca atanmayı bekleyen öğretmen adaylarının bir de akademi eğitimine tabi tutulması,

* Liyakatsiz atamalar, yönetici ve öğretmen atamalarında objektifliğin ortadan kalkması, adalet ve hakkaniyetin göz ardı edilmesi, siyasetin eğitime ve eğitimcilere sıkça müdahalesi, öğretmenin birilerinin iki dudağı arasında bırakılması,

* Kararların masa başı alınması, sahadan bihaber olunması,

* Müfredat değişikliklerinin yıllara yayılan pilot uygulamalar yapılmadan, sahadan geri dönüşleri almadan oldu bitti yapılması,

* Yapısal sorunları görmezden gelip eğitimdeki tüm sorunlardan sanki öğretmen sorumluymuş gibi davranılması, öğretmenin elinin zayıflatılması, itibarının yok edilmesi, öğrencinin öğretmene puan vermesinden bile düşünülmesi,

* Öğretmene biçilen rolün nesil yetiştirmekten bakıcılığa evrilmesi, okulların eğitim yuvası olmaktan çıkıp gündüz bakımevine dönmesi,

* 147 MEB İletişim Merkezi’nin “Alo Öğretmen Şikâyet Hattı”na dönmesi,

* Eğitim sisteminin yerli ve millî değerlerimiz yerine hâlâ batılı paradigmalarla şekillenmesi,

* Uzun vadeli planların kâğıt üzerinde kalması, eğitimin günübirlik politikalarla yönetilmesi,

* Sahaya kulak verilmemesi,

* “Öğretmenin senin saçını keserse söyle bana, ben de onun saçını keserim.” “Haksız bile olsa veliyi üzeni ben de üzerim” diyen bakanlar, yöneticiler,

* Vs...

19 yıllık bir eğitimci olarak önemli bulduğum yanlışları sıralamaya çalıştım. Sahada gördüklerim genel hatlarıyla bunlar. Eklenebilecek maddeler illa ki vardır. Bazı tespitlerimde hatalı olmam da muhtemeldir. Eğitim alanında sorunlar hep oldu, olmaya da devam edecek elbette. Önemli olan mükemmeli aramak ve akl-ı selim ile hareket etmek.

Peki nasıl bu hale geldik? Çözüm ne?

Her şey 28 Şubat 1997’de başladı. Bu toprakların çocuklarına imam hatip okulları ve Kur'an kursları üzerinden operasyon yapıldı. Yapılan "ideolojik müdahale" ile eğitim sisteminde derin yaralar açıldı. Üstelik bu müdahale sadece dindar kesime zarar vermekle kalmadı, koca bir ülkenin geleceği ile oynadı. Meslek liseleri başta olmak üzere diğer liseler de büyük zarar gördü. Eğitimde kalite düştükçe düştü.

Son 25 yılda temel hak ve özgürlüklerin iadesi, katsayı engelinin kaldırılması, başörtüsü sorunun çözülmesi, imam hatip ortaokullarının ve Kur'an kurslarının açılması gibi eğitimde pek çok şey başarıldı, pek çok sorun çözüldü. Fakat yapılan bazı müdahaleler fayda yerine zarar verdi. Yapılan ideolojik müdahaleye pedagojik, köklü, kaynağını köklerimizden alan, bilimsel temellere dayanan ve sistemli cevaplar verilemedi.

Bugün eğitimde gerçek anlamda çağ atlamış Finlandiya eğitim sistemini incelediğinizde neredeyse 30 yıldır aynı sistemi tutarlı bir şekilde uyguladıklarını görürsünüz. Umarım bizim de 30 yıl değiştirmeden uygulayacağımız, geri planında çok ciddi hazırlık aşamasının olduğu, topluma faydalı iyi insan yetiştiren bir eğitim sistemimiz olur.

Çözüm ve çare, sıraladığımız maddelerin içinde saklı zaten. Belki de ideolojik müdahale öncesi döneme, 1996 yılına dönmekte fayda var... O kadar geri gitmeyelim derseniz bakanlarımızın “en mükemmel, en doğru ve öğrenci dostu sistem" olarak tanımladığı TEOG sisteminin olduğu günlere, Eylül 2017 öncesine dönelim, o da kâr...

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *