BAK ŞU GENÇLERE!
Ne mutlu bize ki geleceğimizin sigortası gençlere ve çocuklara dünyada bayram hediye eden bir milletin mensubu olmanın gururuyla 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramınızı kutluyorum.
23 Nisan’dan sonra 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramını da geleceğin büyüklerine armağan eden Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve silah arkadaşları ile günümüzde vatan savunması uğruna canını veren aziz şehitlerimizi şükranla ve rahmetle anıyorum.
Türkiye Cumhuriyetinin kurucu Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK, en büyük eserim dediği cumhuriyetin geleceğinin gençlerle var olacağı gerçeğini o günlerde gördü ve “Ey Türk Gençliği Birinci Vazifen, Türk istiklâlini ve Türk Cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir...” diye başlayan söylemiyle bu ülkeyi gençlere emanet etti.
Evet, gençlik ülkenin geleceğidir. Ama günümüz gençliğinin yargılamak ya da övmek değil “anlamak” düşüncesiyle çevreme şöyle bir bakıyorum da yirminci yüzyılın gençleriyle yirmi birinci yüzyılın gençlerini karşılaştırdığımda günümüz gençliğini anlayamıyorum. Bu gençler kendilerine verilen emanetin farkındalar mı acaba? Hiç düşündünüz mü?
Yirminci yüzyılın son çeyreğinde ülkücü, devrimci, akıncı gençlik adı altında doğru veya yanlış bir inanç ve bir dava uğruna kafa yoran, okuyan, düşünen, ülkesinin geleceğini sorgulayan ve sorunlarına çözüm üreten bir gençlik vardı. Birbiriyle didişseler de pek çoğunun tek bir derdi vardı: VATAN SAĞ OLSUN. Bu uğurda o dönemin gençliği çok bedel ödedi.
Seksen ihtilali sonrası ve yirmi birinci yüzyılın ilk çeyreğinde okuyan, araştıran, sorgulayan gençlik gitmiş her şeyin çözümünü sanal ortamda arayan, sorgulamayı ve araştırmayı “Google” hazretleriyle çözen bir kuşak var, karşımızda.
Dünya görüşü ne olursa olsun, hangi kuşaktan olurlarsa olsunlar, gençlerimiz maalesef cep telefonu tablet, bilgisayar ve sosyal medya bağımlısı olmuşlar. Akıllı telefonların yeteneği ve kapasitesi arttıkça kendini cep telefonunun aklına ve sanal âleme teslim etmiş bir gençlik var yanımızda.
İyi günlerini ve kötü günlerini, acısını ve mutluluğunu yakın dostlarıyla- hatta ailesiyle- yüz yüze değil sanal ortamda paylaşan, huzuru sosyal medyada arayan ve gittikçe yalnızlaşan bir gençlik var artık.
Lütfen hemen yanınızdaki bir gence sorun bakalım “Milli birlik ve beraberlikten ne anlıyorsunuz?” “Ülkemizin en önemli sorunu sizce nedir?” diye. Bakalım ne cevaplar alacaksınız.
Büyük bir çoğunluk elinde akıllı telefon parmakları internette geziniyor, sosyal medyada mesaj yazıyordur. Belki de sorduğunuz soruların cevabını da orada arayıp size söyleyecektir.
Tabii ki yukarıdaki konularda tüm gençlerimizi genellemek yanlış olur. Bugün inançlı, iyi eğitimli, kendini yetiştirmiş, okuyan ve ülke sorunlarına kafa yoran, bunları kendine dert edinen, çözüm üreten gençlerimizde şüphesiz var. Ama maalesef sayıları çok az. Onların da pek çoğu huzuru ve istikbalini maalesef yurt dışında arıyorlar. Hâlbuki biz o gençleri ülkemizde tutmanın yollarını bulmamız gerekir.
Bugün ülkemizde yüreğindeki vatan sevgisi ile yanan; kutsal vatan toprakları için “bir hilal uğruna canını” seve seve canını verecek gençlerimiz var. Ancak bunların yanında; barlarda, kafelerde, eğlence yerlerinde, nargile salonlarında yanında sevgilisiyle vur patlasın çal oynasın gününü gün eden gençleri nasıl aynı kefeye koyarız?
Öyle veya böyle günümüz gençliği kendisine armağan edilen bayramın değerini iyi bilmeli ve kendisine emanet edilen Cumhuriyetin temel değerlerine dört elle sarılmalıdır. Günümüz gençliğini 19 Mayıs vesilesiyle bir kez daha Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü anlamaya ve emanet ettiği tüm değerlere sahip çıkmaya davet ediyorum. Kalın sağlıcakla.