KONYA HABER
Konya
Kapalı
17°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
46,4468 %-0.04
53,2806 %0.06
10.263,04 % -0,16

Tarlaya Ekmek Parası İçin Gidip Eve Dönemeyenler

YAYINLAMA:

Konya Ovası’nda gün, çoğu insan için güneş doğduğunda başlar. Tarım işçisi içinse gün, güneş doğmadan çok önce başlamıştır. Henüz şehir uykudayken kadınlar, erkekler, gençler ve kimi zaman çocuklar; kalabalık minibüslere binerek tarlaların yolunu tutar. Kimi pancar çapalayacak, kimi kiraz toplayacak, kimi patates sökecek, kimi de kavurucu sıcak altında saatlerce ürün hasat edecektir. Sofralarımıza ulaşan her ürünün arkasında onların emeği vardır. Ancak ne yazık ki bu emeğin arkasında görünmeyen, konuşulmayan ve çoğu zaman kader denilerek geçiştirilen ağır bir iş güvenliği sorunu da bulunmaktadır.

Tarım işçileri için tehlike çoğu zaman tarlaya ulaşmadan başlamaktadır. İşçilerin taşındığı eski, bakımsız veya kapasitesinin üzerinde yolcu bindirilen servis araçları, tarım sektörünün en ölümcül risklerinden biri hâline gelmiştir. Nisan 2026’da Adana’nın Kozan ilçesinde tarım işçilerini taşıyan bir midibüsün devrilmesi sonucu 17 kişi yaralandı. Haziran 2026’da Antalya’nın Serik ilçesinde tarım işçilerini taşıyan iki minibüsün çarpışması sonucunda beş kadın işçi yaralandı. Bu olaylar yalnızca son aylarda basına yansıyan örneklerdir. Her hasat döneminde aynı haberleri farklı şehir isimleriyle yeniden okuyoruz.

Konya bu acıları yabancıdan bilmiyor. Yunak ilçesinde 2020 yılında tarım işçilerini taşıyan minibüsle bir tırın çarpışması sonucunda yedi kişi hayatını kaybetmiş, 11 kişi yaralanmıştı. Ereğli’de de geçmiş yıllarda tarım işçilerini taşıyan bir kamyonetin devrilmesi sonucu iki kadın işçi yaşamını yitirmişti. Aradan yıllar geçti fakat tarım işçilerinin taşınma koşullarında köklü bir değişiklik olduğunu söylemek güçtür. Sabahın karanlığında yola çıkan, çoğu zaman emniyet kemeri bulunmayan araçlarda omuz omuza taşınan insanlar, yalnızca işe gitmeye çalışırken hayatlarını kaybetmektedir.

Oysa servis kazaları, tarım işçilerinin karşı karşıya bulunduğu tehlikelerin yalnızca görünen kısmıdır. Tarlada traktör devrilmeleri, hareketli makine parçalarına sıkışmalar, biçerdöver ve çapa makineleriyle temas, elektrik hatlarına yaklaşma, kuyu ve sulama kanallarına düşme, pestisitlere korunmasız şekilde maruz kalma, yılan ve akrep sokmaları, güneş çarpması, aşırı sıcak altında çalışma, kas ve iskelet sistemi hastalıkları tarım işçilerinin günlük hayatının bir parçası hâline gelmiştir.

Özellikle yaz aylarında 35–40 dereceyi aşan sıcaklıklarda saatlerce çalışan işçiler için güneş çarpması, sıvı kaybı ve kalp-damar rahatsızlıkları ciddi bir ölüm riski oluşturmaktadır. Buna rağmen birçok tarım alanında yeterli gölgelik, temiz içme suyu, düzenli mola, ilkyardım malzemesi ve sağlık hizmetine hızlı erişim bulunmamaktadır. İşçinin başı döndüğünde “biraz dinlenir geçer” denilmekte, zehirlenme belirtisi gösterdiğinde ise çoğu zaman en yakın sağlık kuruluşuna ulaşması bile saatler sürebilmektedir.
Tarım ilaçları da sessiz ve görünmez bir başka tehlikedir. Pestisit uygulaması sırasında uygun maske, eldiven, gözlük ve koruyucu kıyafet kullanılmaması; ilaçlama yapılan alana yeterli süre geçmeden yeniden girilmesi ve kimyasal ambalajlarının gelişigüzel bırakılması hem çalışanları hem de çevrede yaşayan aileleri tehdit etmektedir. Zehirlenme her zaman tarlada aniden yere düşmek şeklinde ortaya çıkmaz. Solunum yolu rahatsızlıkları, cilt hastalıkları, baş ağrısı, mide bulantısı ve uzun vadede gelişebilecek kronik sağlık sorunları da mesleki maruziyetin sonuçlarıdır.
Mevsimlik tarım işçilerinin barınma koşulları ise iş güvenliği konusundan ayrı düşünülemez. Elektriği, temiz suyu, tuvaleti ve banyosu bulunmayan çadır alanlarında yaşamaya çalışan ailelerden sağlıklı ve güvenli biçimde çalışmaları beklenmektedir. Açıkta bırakılan elektrik kabloları, kontrolsüz ateş kullanımı, hijyen eksikliği, sağlıksız içme suyu ve çocukların tarım makinelerinin bulunduğu alanlarda yaşaması yeni kazalara davetiye çıkarmaktadır.

Çocukların tarlada bulunması ise tarımın en ağır vicdan yaralarından biridir. Çocuklar kimi zaman aile bütçesine katkı sağlamak, kimi zaman da bırakılabilecek güvenli bir yer olmadığı için çalışma alanlarına getirilmektedir. Ancak çalışan bir çocuğun küçük elleri, hızlı dönen bir makine karşısında daha savunmasızdır. Kimyasalların etkisine karşı bedeni daha hassastır. Sıcak altında dayanma gücü daha düşüktür. Bir çocuğun okul sırası yerine hasat tarlasında bulunması yalnızca ekonomik değil, sosyal ve insani bir sorundur.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisinin verilerine göre 2025 yılında Türkiye’de en az 2 bin 105 çalışan işini yaparken hayatını kaybetti. Tarım ve orman işkolunda yaşamını yitirenlerin sayısı 414 olarak kayıtlara geçti. Tarım, inşaatın ardından en fazla ölümün yaşandığı işkollarından biri oldu. Bu rakamların arkasında yarım kalan hayatlar, yetim kalan çocuklar ve eve dönmeyen anne babalar vardır.

Tarımda iş güvenliğinin önündeki en büyük sorunlardan biri de kayıt dışılıktır. Sigortası yapılmayan, yazılı sözleşmesi bulunmayan ve günlük ücretle çalışan işçiler kaza geçirdiğinde sorumluluk çoğu zaman ortada kalmaktadır. İşveren, aracı, servis sahibi ve arazi sahibi arasında dağılan sorumluluk, sonunda yine işçinin omuzlarına bırakılmaktadır. Kaza yaşandığında herkes birbirini suçlamakta, ancak işçinin hayatını kimin koruyacağı sorusu cevapsız kalmaktadır.

Oysa alınması gereken önlemler ne bilinmezdir ne de uygulanamazdır. Tarım işçilerini taşıyan araçlar düzenli olarak denetlenmeli, araç kapasitesinin üzerinde yolcu taşınmasına kesinlikle izin verilmemeli, sürücülerin çalışma ve dinlenme süreleri kontrol edilmelidir. Traktörlerde devrilmeye karşı koruyucu yapı ve emniyet kemeri bulunmalı, makinelerin hareketli bölümleri koruyucularla kapatılmalı, elektrik hatlarının yakınında güvenli çalışma mesafeleri belirlenmelidir. Tarım ilacı kullanan çalışanlara uygun kişisel koruyucu donanım sağlanmalı ve anlayabilecekleri dilde eğitim verilmelidir. Çalışma alanlarında temiz su, gölgelik, dinlenme bölümü, ilkyardım çantası ve acil durum iletişim sistemi bulunmalıdır.

Ancak bunların hiçbiri yalnızca işçinin dikkatli olması istenerek sağlanamaz. İş güvenliği, “kendine dikkat et” demek değildir. İş güvenliği; tehlikeyi önceden belirlemek, riski ortadan kaldırmak, uygun ekipmanı sağlamak, çalışanı eğitmek, denetlemek ve işin güvenli yapılmasını garanti etmektir. Bütün sorumluluğu yorgun, güvencesiz ve geçim derdindeki işçinin üzerine bırakmak, iş güvenliği değil sorumluluktan kaçmaktır.

Konya, Ereğli, Karapınar, Cihanbeyli, Altınekin ve Yunak gibi tarımsal üretimin yoğun olduğu bölgelerde hasat sezonları başlamadan önce ortak bir tarım işçileri güvenliği seferberliği yürütülmelidir. Valilik, belediyeler, il ve ilçe tarım müdürlükleri, jandarma, ziraat odaları, işverenler, iş güvenliği uzmanları ve sağlık kuruluşları aynı masada buluşmalıdır. Servis araçları yola çıkmadan, ilaçlama başlamadan ve işçiler tarlaya girmeden önce önlemler alınmalıdır. Çünkü denetim kazadan sonra değil, kazadan önce anlamlıdır.
Tarım işçisi yalnızca üretim döneminde hatırlanacak geçici bir emekçi değildir. O, bu ülkenin gıda güvenliğini sağlayan temel güçlerden biridir. Ürünlerin tarladan sofraya ulaşması için çalışan insanların can güvenliği, üretim maliyetlerinin dışında görülemez.

Bir başak, bir kiraz, bir elma veya bir patates insan hayatından daha değerli değildir. Soframıza gelen ürünlerin üzerinde alın teri bulunabilir; fakat kan bulunmamalıdır.

Tarımda bereketten söz edeceksek önce emeği korumalıyız. Çünkü işçinin eve sağ salim dönemediği hiçbir hasat bereketli değildir.

Deniz Öztürk
B Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız