Kararlı İnsan
Siz sadece kendiniz olun, başkası olmaya çalışmayın... Bu, hayatı size zehir edebilir ama, hayat size buna değdiğini de gösterecektir. Bunun aksi başkasının şahsına münhasır olmaktır ki, bu durum kişilik zaafiyeti doğurur. Şahsen ben nev'i şahsıma münhasır olmaktan dolayı çok mutluyum. İyi ki de 'herhangi biri' gibi değilim...
Normal olan, çoğunluk gibi değil, olayın doğasına uygun davranmaktır. Çoğunluğa uymak bazen sürü psikolojisinin bir yansımasıdır. Söz gelimi, bindiğiniz metro bozulduğunda bir başkasına binmek için herkes koşuştururken siz de koşuşturursunuz. Oysa tren sizi bekleyecektir.
Marifet, herkesin söylediği şeyi herkesin söylediği zamanda söylemek değildir. Hiç kimsenin yapmadığı-yapamadığı şeyi; yapmadığı-yapamadığı zamanda yapmaktır asıl olan... Şule Yüksel Şenler işte tam da bunu yapmıştı zamanında mesela... Bunun için insanları tek tek ikna etmek zorunda da değilsiniz. Zira ‘insanları tanımak, denizleri bardak bardak boşaltmaktan daha zordur. Siz çabalayın; istediğin oluyorsa bir hayır, olmuyorsa bin hayır ara...’ demiş Mevlana...
Genel kanaatin aksine az olmak, yalnız olmak hiç de kötü değildir. İyiler hep azdır zaten… Üstelik insan ruhu ancak bu şekilde hakiki özgürlükle temas eder. Naap et ama güce (para, makam, mevki, statü, titr...) boyun eğme!... Bu zordur elbet… Ama ne var ki; ‘disiplin acı çekme sanatıdır' alıntı.
Bazen şöyle bir his yaşarsınız; herkesle ters düşüyorum, acaba yanlış mı düşünüyorum... Yok yahu, ortada yanlış filan yok... Problemli olan sen değilsin 'herkes...' Eğer bu yüzden insanlar etrafınızdan bir bir çekiliyorsa da üzülmeyin... Zira bu hak üzere olduğunuzun işaretidir. En yalnız olduğunuzu düşündüğünüz zamanlarda itikadınız zayıflamıyor bilakis kuvvetleniyorsa, endişe etmeyin doğru yerdesiniz...
Menfaat (para ya da makam) beklentisiyle bir kişinin yüzüne gülümsemek bile Müslüman kimliğiyle bağdaşmaz. Gülümsemek olsa olsa, sadaka düşüncesiyle olur. Doğru olan davranış; karşı tarafın gururunu okşayacak herhangi bir eylemden kaçınmaktır. İçiniz hala burkuluyorsa sahip olamadığınızı düşündükleriniz hakkında; terbiye adına alacağın çok mesafe var demektir.
Eğer birisi sizinle bulunduğunuz pozisyon nedeniyle ilgileniyorsa ona fırsat vermeyin... Bunu anlayamıyor ya da bu fırsatı veriyorsanız problem sizde demektir. Birisi hakkında tasarruf yetkiniz varsa da, lütfen 'hediye' kabul etmeyin... Bir sefer kabul etmezseniz tekrarlanmaz zaten...
Dürüst-namuslu bir kişi (kadın ya da erkek) yeni düşmüş kar gibidir; bembeyaz-tertemiz... Dürüstlüğün fazlası olmaz azı olur. Birisi sizi fazla dürüstlükle itham ediyorsa, en azından kendisi az dürüsttür. Yaptığınız iyilikler sizi mutlu ediyor, zaafiyetler rahatsız ediyorsa istikamettesiniz biiznillah.
Hep savunurum; her ortamda ‘doğru’nun yanında yer almalısınız. Amma elle, amma dille, amma gönülle (buğz ederek)... Çok güzel bir söz var; ‘eğer yalan söylemezseniz geçmişte ne söylediğinizi hiçbir zaman hatırlamak zorunda kalmazsınız.’ Hakikat tektir çünkü… Ama yalanın sayısı belirsizdir. Bir toplumda dedikodu düşünceyi geçmişse, o toplumun geleceği güvence altında değildir artık... Oysa namuslular (düşünenlerin) en az namussuzlar (dedikoducular) kadar cesur olmalı…
Kahramanlık güçlülerle iş birliği yapmak değil, onlarla mücadele etme cesaretidir. Haddi zatında gerçek kahramanların, kahramanlık yapmak gibi bir derdi de yoktur. O yüzden onlara ‘isimsiz kahraman’ denir. Ortalıkta gözükenlerin çoğu da sahte olanı...
Kartal gibi olmak çok güzel… Hem yüksekten uçuyor kimsenin göremediğini görüyorsunuz hem de özgür… Ama gördüklerin bazen insanın ruhunu berbat ediyor. Zira ‘duymakla idrak etmek, bakmakla görmek aynı kavramlar değildir’ Efendim... (Nihal Olçok). Bu yüzden söylediklerinizin anlaşılamaması sizi üzmesin... Zira sorun sizde değil muhatapta... İsmet Özel mi sorunlu yoksa onu anlayamayanlar mı mesela... Dehanın kaderi anlaşılmamaktır bir yandan da... Selametle…