Gölgelerin Gücü Adınaaa…
Heveslerim kursağımda kaldı. “Hayatında kendine yer aç.” dedi o bana. O kim? Ben. Basbayağı ben. Hayır susmuyorum. Ne mübarek çeneymiş? “Vır vır vır.” “Sus.” “Yoook, susmam. Sıra bende. Sen bilmem bu kadar yıldır konuşuyorsun.” “Kaç yılmış o.” “Söylemeeeemm. Sen biliyorsun.” “Yok, vallahi bilmiyorum. Ben hızla akan yılları saymıyorum artık. Zaten her şey kötü.” “Bak yine başladın şikâyete…” “Eee ne yapayım yani. İyi bir şey varsa sen söyle.” “Kendin bulacaksın beleşçi.” “Aaa, ne münasebet? Ben hep çalışmışım çabalamışım.” “Çabalama artık. Sus. Yaradan sessizlik sever. Yaradanın düşünceleri sessizliktedir.”
Susssssssssss…..
Susalımmmmmm…
Susmaya susadıkkkk…..
Yaradan sessizlik seviyormuş. Çok mantıklı geldi bana bu. Çünkü çok fazla konuşuyoruz. Üstelik yüksek sesle. Dünyadaki bitimsiz uğultu ve karmaşadan söz etmiyorum bile. Tam bir facia. Bir oraya bir buraya koşuşan milyonlarca tavşan var sanki ortalıkta. Kaç tavşan, kovala tazı. Tazı demişken sayıları hayli çok. Fena kovalıyorlar üstelik. Tam bu iş için yaratılmışlar. Herkesi kendi düşünce sisteminden yakalayıp katmer katmer karagöz oynatıyorlar. Karagöz ile Hacivat bin pişmanlar, insanlık sahnesine çıkarıldıklarına. Şimdi ne hayal ne gerçek olabiliyorlar. İki dünya arası sıkıştılar sanki.
Susalım ve hayatlarımızda gerçek benliklerimize yer açalım. Yoksa durumlarımız iyiye gitmiyor. Yerlerce sorun göklerce beddua yağacak kelebek kadar ömrümüze. Kelebek kadar ama yine de uzun epeyce. Bak geçmiyor zamanlar. Sabah doyurduğun miden birkaç saate yine gurulduyor. Haydi sen açlığa pirim vermeyen birisin diyelim, akşam duyulsun mide gurultuların. Sonuçta o yemeğin başındasın kısa bir zaman aralığında. Uyumalısın, uyanmalısın, çalışmalı para kazanmalısın ve birilerinin gönlünü muhakkak az çok hoş etmelisin. Kimse kalmasa kendi gönlün bela olur başına. İlle onu sevindirmek derdi düşer kucağına. Hayır, sen güçlüsün, yaparsın, tasanın kederin belini kırarsın, zorlukların bacaklarını ayırırsın. Bunlar mesele değil. Doğduğun günden beri mücadele öğrettiler sana, havuç gösterilen at gibi koştun da koştun. Durmak bilmedin, dinlenmek yazmadı kitabında. Arada bir de başını okşayıp yüzüne güldüler mi canını bile verirsin. Gel gör ki yer açmadıysan yaşamında kendine, hapı yutmuşsun demektir.
Hayatında kendine yer aç. Önce sus elbette. Formül bu. Sus. Zihin ancak sustuğunda yeni bir şey duyabilir. İnsanlar konuşa konuşa anlaşır masalı savaşları bitirmek için söylendi bir vakit. Kelleler gövde üstünde kalsın diye konuşma ödülü verildi bu yaramaz çocuklara. Kâr etmedi ne yazık ki. Kanlı savaşlara bir de konuşma terörü eklendi. Anlaşmak için değil birbirlerini tüketmek için konuştular bu kez de. Dinlemeyi atladılar. Konuşmanın bir tarafı da dinlemekti. Her zamanki gibi tek taraflıydılar. Bipolar olmayı seçtiler yine. Çok azı sustu. Çok azı dinledi ötekini. Anladı ve yaşama hakkı verdi ona. Dinleyenler kazandı. Susanlar cennette. Öbürleri hâlâ konuşuyorlar ve ateşleri bol oluyor. Görüşürüz. Gerçekten görüşürüz.