Engelli Hakları Masada, Dernekler Nerede?
Engelli bireylerin yıllar süren mücadelelerle elde ettiği haklar birer birer değişiyor. Erken emeklilik yeniden düzenleniyor, ÖTV muafiyetine ilişkin kurallar değişiyor, haklara erişim zorlaşıyor. Her yeni düzenlemede milyonlarca engelli ve ailesi aynı kaygıyı yaşıyor.
Peki, bu süreçte en yüksek sesin kimden çıkması gerekiyor?
Elbette engelli derneklerinden.
Çünkü sivil toplum kuruluşları, temsil ettikleri kitlenin haklarını korumak, geliştirmek ve gerektiğinde o haklar için mücadele etmek amacıyla kurulur. En zor zamanlarda üyelerinin sesi olmak, kamuoyu oluşturmak ve karar vericiler üzerinde demokratik yollarla etki oluşturmaya çalışmak onların en önemli sorumluluğudur.
Ancak bugün kamuoyunda sıkça dile getirilen bir soru var:
"Engelli dernekleri nerede?"
Haklar tartışılırken güçlü bir ortak duruş görmekte zorlanıyoruz. Milyonları ilgilendiren düzenlemeler yapılırken, toplumun beklentisi daha görünür, daha kararlı ve daha etkili bir sivil toplum mücadelesidir.
Bir engelli derneğinin kuruluş amacının yalnızca tekerlekli sandalye temin etmek, erzak kolileri ulaştırmak, ücretsiz çay ikram etmek ya da seçim dönemlerinde oy hesabı yapan siyasetçilerle aynı karede yer almak olduğuna inanmıyorum. Bunlar elbette sosyal dayanışmanın önemli parçalarıdır. Ancak bir derneğin gerçek varlık nedeni; engelli bireylerin haklarını korumak, yeni hakların kazanılması için mücadele etmek ve mevcut haklar tehdit altına girdiğinde en önde durmaktır.
Çünkü yardım etmek başka şeydir, hak savunuculuğu yapmak bambaşka bir şeydir. Bir tekerlekli sandalye bir kişinin hayatını kolaylaştırabilir; ama kazanılan bir hak milyonlarca engelli bireyin geleceğini değiştirebilir.
Üstelik bugün engelli bireylerin yaşadığı sorunlar yalnızca hak kayıplarıyla da sınırlı değil. Rapor işlemleri, emeklilik, vergi muafiyetleri, sosyal yardımlar, istihdam ve diğer birçok konuda insanlar doğru bilgiye ulaşmakta zorlanıyor. Karmaşık mevzuat nedeniyle pek çok kişi sahip olduğu hakları ya hiç bilmiyor ya da nasıl kullanacağını öğrenemiyor.
Oysa günümüz teknolojisiyle, düşük maliyetli dijital danışmanlık hizmetleri, çevrim içi bilgilendirme toplantıları ve hak ihlallerini takip edecek platformlar oluşturmak mümkün. Sivil toplumun bu alanlarda daha aktif rol üstlenmesi, binlerce insanın hayatında somut fark yaratabilir.
Elbette bu eleştiri, özveriyle çalışan bütün dernekleri kapsamaz. Hak mücadelesini samimiyetle sürdüren, üyelerinin sorunlarına çözüm üretmeye çalışan kişi ve kuruluşlar da vardır. Onların emeğini görmezden gelmek haksızlık olur. Ancak genel beklenti, bu çabaların daha güçlü, daha örgütlü ve daha görünür hâle gelmesidir.
Bugün artık sadece etkinlik düzenlemekle övünme dönemi geride kalmıştır. Çünkü engelli bireyler eğlenmekten önce haklarını kaybetmemeyi istiyor. Bir sosyal etkinlik, kaybedilen bir hakkın yerini dolduramaz.
Belki de artık en önemli soru şudur:
Engelli dernekleri, engelli bireylerin haklarını korumak için mi var, yoksa zamanla asıl kuruluş amaçlarından uzaklaşarak yalnızca rutin faaliyetlerle yetinen yapılara mı dönüştü?
Bu sorunun cevabı sadece dernek yöneticilerini değil, tüm engelli camiasını ilgilendiriyor. Çünkü haklar sessizlik içinde geriler; ancak birlik, kararlılık ve güçlü bir sivil toplum mücadelesiyle korunabilir ve geliştirilebilir.
Engelli bireylerin bugün her zamankinden daha fazla dayanışmaya değil; haklarını cesaretle savunacak, gerektiğinde itiraz edecek, çözüm üretecek ve onların sesi olacak güçlü sivil toplum kuruluşlarına ihtiyacı var.
Kalın Sağlıcakla.