KARGADIR O KARGA!
Evet karga deyip geçmeyin, bir karga ortalama ömürleri 15-20 yıl kadar doğada da yaşadıkları bilinmektedir. İyi bir bakımla bu rakam iki katına çıkabilmektedir. Daha büyüklerine kuzgun denir. Zekâları yedi yaşındaki bir çocuğun zekasına neredeyse denktir. Gördükleri yüzleri kolay kolay unutmazlar. Tabi kendine kötülük ve iyilik yapanlarıda pek tabiki..
Bu girizgâhtan sonra bu kuş bir gün bir pencereye konar. Çoğumuzun penceresine de konmuştur belkide. Pencerenin arkasında da yaşlı bir adam vardır. Karga ona bakar, yan bakar düz bakar, bazen uçacak gibi yapar, arkasını döner, yine aynı dizin hareketleri tekrar yapar. Yaşlı adam pencerenin arkasından, devamlı güler. Artık onlar o anın tadını çıkaran, rol kesen bir ikili olmuşlardır. Yaşlı adam bir kargaya bakar gülerek birde arkasına dönüp oğluna. Tabi oğluna da soru sormayı ihmal etmez ‘’Bu ne oğlum?’’ ‘’ Babacım karga o ‘’. Adamcağız kargaya tekrar bakar. Tabi karga bir dizi anılan hareketlerini sürekli yapmaya devam etmektedir. Yaşlı adam, oğluna döner tekrar sorar ‘’Oğlum bu ne?’’ Oğlu biraz yüz hatları gerilir. Ses tonu bir üst perdeden ‘’Karga babacım, karga’’.Yaşlı adam tekrar kargaya bakar, karga hala pencerenin önünde durmaktadır. Yaşlı adam kuşa bakarak tekrar güler ve tekrar oğluna döner ve tekrar sorar ‘’Oğlum bu ne?’’ Oğlu hiddete gelir hafif bağırırcasına ‘’Baba karga dedim ya daha kaç kere soracaksın? Ve benim sabrımı deneyeceksin. Aaaa bu kadarı fazla ama yani’’ der. Yaşlı adam, kargaya tekrar bakmak ister ama karga orada yoktur artık zira uçup gitmiştir. Pencerenin sağına bakar, soluna bakar ağaç dallarına bakar göremez. Son bir umutla göklere bakar acaba uçarken onu görebilir miyim ümidiyle ama nafile karga bir anda yok olmuştur. Yaşlı adam istifini hiç bozmaz, yerinden kalkar, eskilerini sakladığı odadan tozlanmış bir defter bulur gelir ve oğlunun yanına oturur. Oğlu babam ne yapıyor diye sadece merak etmiştir. Hiçbir şey demeden onun ne yaptığını izler. Yaşlı adam kitabın tozlu olan dış kapağını üfler, küçük toz bulutu odanın içine yayılmıştır ve beraberinde eskinin o nostaljik kokusunu yayaraktan... sayfaları karıştırır, karıştırır, sonra ‘’Ha buldum’’ der. Oğlu ağzı açık sadece onu izlemektedir. Elindeki yaşlı adamın tuttuğu, kendisine ait olan anı defteridir. Açtığı sayfaya ta yirmi sene öncesine ait tarihli bir sayfadır. Ve ağır aksak okumaya başlar.
‘’ Bugün 3 yaşımdaki oğlumla oynarken, pencerenin pervazına karga kondu. Birden oğlumla onu seyre koyulduk. Karga kendince hareketler yapıyordu, oğlumun bu çok hoşuna gitmişti kikirkikir gülüyordu. Ve tam yirmi defa sordu ‘’ Baba bu ne’’ ve her defasında bıkmadan oğlum karga, bak kanatları var simsiyah, bak sana bakıyor. Sıkıldım mı asla ve her cevabım da onu kucaklayarak neşelenmesine neden olmuşum bu bana mutluluk kattı.
Yaşlı adam günlüğünü okuduktan sonra kapatır. Pencereye son bir kez daha bakar ve yerinden kalkarak eskilerini sakladığı odasına çoktan yönelmiştir bile...
Hayat aslında parabolik bir eğri yani çan eğrisi tarzı... Bir gün çocukluk haline yaşlanarak tekrar dönüyorsun. Çocuksusorular ister istemez sorabiliyorsun. Bir anlamda hayatınızın final zamanları oluyor. Sevdiklerinize değer verin onları önemseyin koşullar ne olursa olsun... Siz hayatın içinde rolünüzü oynarken, rejinin ‘’KESTİK’’ lafını ne zaman duyacağınız belli değil... Esen Kalın.