Sen Tanrı mısın (Ehadiyet)
Kur'an’daki ehadiyeti ilah olarak sadece Allah'ın tekliği olarak manalandırırız. Bu doğrudur, ancak ehadiyet daha geniş anlamda ‘otorite’nin ‘Tek’liği ile ilgilidir. Nitekim devlet yönetimi bakımından da hükümler içeren Yusuf Suresinde ‘hükmün’ sadece Allah’a ait olduğu bildirilmektedir. Haddi zatında Allah’ın koyduğu hükmü değiştirme ya da ikame etme seçeneği yoktur. Kulun, Allah karşısındaki güçsüzlüğünü, acziyetini ve yokluğunu-hiçliğini itirafı tevhidi bir yaklaşımdır.Aksi ise varlık, güç ve otorite iddiasıdır ki; peygamberlerin ilk ve asıl mücadelesi sürekli bu olmuştur.
Ehadiyetsadece kişisel ve iç dünya ile de ilgili değildir; insan bağlamındaki bütün ilişkiler kapsam içerisindedir. ‘La ilahe illallah’ da öylesine tekrarlanan şey değildir. Germek manası;Allah’tan başka güç-otorite-varlık olmadığı, mülkün, yani egemenliğin tek sahibinin ‘O' olduğu’dur. Hüküm koyma yetkisini kendisinde görmek üstü kapalı tanrılık iddiasıdır zira...
Allah’ın tekliği kainattaki diğer varlıkları izafileştirir. Sanaldır bir başka deyişle… Bu yüzden eğer talip olunursa, ‘her varlıkta Allah’ı görmek’ mümkündür. Bu yargı kâinatın Allah’ın parçası olduğu anlamına gelmez. Ancak Onun hikmetinden-kereminden-azametinden bir yansımadır. Bu anlamda geçmişteki ve güncel (sahte) ilahların hiç birisi gerçek güç ve otorite sahibi değildir.
Dînî ilimler tetkik edildiği zaman görülür ki Allah’a inanmakla beraber, O’nun dışındakilere, tevhid inancına aykırı olarak ölü ve dirilere yapılan bağlılık gösterisi ve tapınma şekilleri ister ilkel, ister modern şekilde olsun şirktir, hepsinde bir putlaştırma vardır. (Ayet tefsirinden-Feyzül-Furkan) alıntı
Putun sadece birtakım heykellerden ibaret olduğunu da düşünmemek gerek.Mesela; ‘heva ve hevesini ilahlaştıranı gördün mü’ (Furkan; 43) ayeti putu-şirki bir başka şekilde tanımlamıştır. Bir başka deyişle Allah Kur’an’da heva ve hevesleri ilah-put olarak isimlendiriyor. Heva ve heves bireysel anlamda Allah’ın hükmüne rağmen kendine beşeri bir hayat felsefesi oluşturmaktır. Bir başka deyişle Kur’an ve sünnete ittiba etmeyerek İslam’ı kendi ‘sınırlı aklı’ ile yorumlamak… Bu da sizin putunuz olur. Böylece tâğûtlaşırsınız.Bütün peygamberlerin mücadelesi, dinsizlerden ziyade, Allah’ın varlığını kabul ettikleri halde tâğûtlara kulluk eden, fikrî veya şeklî putları yücelten, onları öne geçiren şirk dini mensuplarıyla olmuştur.
Bireysel toplumsal ve siyasi hayata ilişkin Allah’ın mutlak otoritesi kabul edilmezse geçici siyasi otoriteler kabul edilir. Bunun Firavunun rabliğini kabul etmekten bir farkı yoktur. Bu bağlamda; para makam, saltanat vb. menfaatler geniş anlamda bu kapsama girer. İnsanların hayatlarına yön veren ve insan aklının ürünü olduğu ileri sürülen çağdaş değerler de…
Hayatlarındabunlara yer verenler de tıpkı Mekke müşriklerinde olduğu gibi Allah'a inandıklarını da söylüyor. Ama ne var ki; bu inançları hayatta karşılığı bu çağdaş 'değerlerin' izin verdiği ölçüde... Yani geçmişten farklı olarak değişen tek şey; dokunulabilen 'kutsalların' çağdaş 'değerler' adı altında beş duyunun kapsamı dışına çıkarılmış olması... Değişmeyen ise her ikisinde de 'tek' olanı hayattan çıkarmış olması...
Müşriklerin Allah’ı kabul etmesi Allah’a ibadet ettikleri anlamına gelmez. Zira din yalnızca Allah’a has kılındığında kabul görür. Birden fazla otorite olmaz çünkü... Tevhid inancının özüdür bu:Allah’ı hayatın bütününde ‘tek otorite’ olarak kabul etmek…