KONYA HABER
Konya
Açık
23°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
48,7883 %0.08
56,1083 %-0.08
11.225,72 %0.94

Verismo, Filtre ve Güller

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

"Sansürsüz hakikat ilkesi” adlı bir kavramla tanıştım ve hemen seninle paylaşmak istedim. Hepsi tanıdık kelimeler ve ilginç gelmeyebilir. Ama zaten gerçek ilginçlikler tamamen sıradanlıkların içinde. Giovanni Verga adlı bir İtalyan yazarın kitaplarına oltadaki balık gibi takılmışken takıldı bu ifade aklıma. Verga,19. yüzyıl yazarı. Orada “verismo” adıyla kabul görmüş ve gerçekçilik anlamına gelen akımın kurucusu. Sert mi çok sert gerçekçi yalnız. Tokatlar yüzünüze hunharca çakılıyor. Hani o yaşamda koşarak kaçtığımız ve saklandığımızı zannettiğimiz ve muhakkak bizi sobeleyen gerçekler. Üstelik Verga bir de onları hiçbir siyasi, ahlaki, ideolojik veya estetik filtreden geçirmeden aktarma kararlığında. Karar olarak da kalmamış ve cayır cayır yazmış. Kendi gider adı kalır dostlar onu hatırlasın olmuş, senin anlayacağın. Ölünce, unutulmuyoruz bu iyi haber ya da değil, bilemiyorum. Sadece unutulmadığımızı düşünüyorum. Çünkü unutma dediğimiz eylem bu dünyadaki milyon illüzyondan biri ve sadece beden kıyafetli hâlimize mahsus. İşte Verga bunu bildiğinden veya bilmiş olsa gerek diyorum ben, çat çat yazmış. Sıfır filtre. Rutuş, makyaj yok. Hadi buyur bakalım çıplak gerçek sofrasına. Daldır kaşığını. Ücretsiz. Her çeşit var. Aşure dedikleri budur zaten. Boğaza takılırsa yalnız sorumluluk tamamen şahsın kendisine ait. O nedenledir ki kalabalık değil. Çünkü yalnızca cesurlar için kuruldu bu sofra. Ezelden beri de aynı yerde aynı şıklık ve konforda. Cennet de oradaymış. Bir rivayetmiş bu tabii ki. Ya rivayetler rivayet değil de gerçeklerse? 

Sansürsüz hakikat ilkesiii….

Harbi cesur, sivri ve düz olanların harcı.

Ahlaki filtre uçacak havaya. Toplumun iyi/kötü ya da ayıp/günah kalıplarını yıkacaksın. İdeolojik filtreyi unutacaksın. Yanii, gerçeği belirli bir dünya görüşünün şablonuna uydurmayacaksın. Ne şiş ne kebap ambalajları gitti mi çöpe! Oh. Siyasi filtre de yok iki gözümün çiçeği. Güç odaklarının çıkarlarına hizmet etmemek gibi bir konunun içine gireceksin. Estetik filtreye de bir ayrıcalık yok. Doğrusu edebiyat ve estetik ne kadar ayrı düşünülebilir bilemedim. Hoş, yukarıdaki bağlamların hepsi kurmacayla iç içedir bir şekilde lakin “Allah hayır etsin”e emanet ediyorum şimdilik. Neydi, estetik filtre de yok. Gerçeği süsleyip, püslemeyecek, allayıp pullamayacaksın. E çok zor. Yaradan´ın kesintisiz yardımı lazım. İlham perilerinden bir ordu, çokça yürek yemişlik yahut bir tür delilik hâli yetişmeli imdada. 

Gerçekler acı mıdır?

Yalanlar mı tatlı yani?

Tatlı sevmeyen insanlar gerçeklere mi tutku besliyor ve çoğumuz anlayamıyoruz bu meseleyi?

Sorular ve cevaplar…

Güller ve dudaklar.

İşi edebiyata bağlayacağım izninle. Çünkü ben bir “edebiyatseverim.” Dili alırım ve başlarım işçiliğe. Bir kunduracı yahut bir inşaat ustası gibi. Heykeltraş, ressam, cerrah neyse ben de oyum. Lal taşını dudak, ağaçtaki kuşu bülbül olarak görür, uzaklardaki vefasız sevgiliye çağrı namesi döktürürüm. Bir kahveyi ve kitabı buldum mu dünyayı unutur okur da okurum. Yaradan´ın ilk emri “oku” ya uydum diye de şükranla doldururum o günkü ömür kabımı. 

Hepimiz bir kutsal kaseyiz bence. Her gün boşalır bu kâse ve eğer sabah uyanmışsak o boşluğu yeniden doldurma fırsatı verilmiş demektir. İşte “gerçek” budur. Kâseni sıkıca tut ve sen doldur. Kötü, hasta ya da günahkâr değilsin. Aksine aldığın nefes hikâyeni baştan yazman için verildi. İyi ki O´nun kulusun. Zaten bunun bilincindeysen gerisini O halledecek demektir. 

Buluşmalar sürecek, kahveni kap ve gel. Çay da olur. Yeter ki gönlün olsun. 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız