KONYA HABER
Konya
Hafif yağmur
14°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
48,9981 %0.09
55,8416 %0.04
11.031,69 %0.10

2027’ye 3 Ay, 2030’a da 3 Yıl 3 Ay Kaldı

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

*Yılın son 90 gününe başlıyoruz, bu yıl hiç görmediğimiz bir hızla bitiyor. Yazı hatırlayan var mı, baharı hatırlayan var mı? Çok hızlı oldu değil mi. Bu yılın başında dünya ekonomisinde planlama şöyleydi; enflasyon düşecek, merkez bankaları faiz indirecek, tahvil getirileri gerileyecek, kredi ucuzlayacak ve bu sayede dünyada 2027’ye daha rahat paraya ulaşma şartlarıyla girecekti. Tam tersi oldu. Amerika’da uzun vadeli tahvil faizleri yükseldi. Avrupa ve Japonya’da da para politikasının yeniden sıkılaşacağı tartışılıyor. 2027’nin büyük sürprizi ise petrolün 120 dolar olması değil, ucuz paranın hiç geri dönmemesi olabilir.

 

*Bugünkü yüksek faizleri sadece merkez bankalarına bağlamak çok yanlış olur. Amerika’nın yüksek kamu borcu ve bütçe açıkları daha fazla tahvil arzı istiyor. Avrupa savunma ve altyapı yatırımlarını artırıyor. Enerji dönüşümü yüz milyarlarca Euro sermaye gerektiriyor. Teknoloji şirketleri ise yapay zekâ merkezleri, çipler ve enerji altyapısı için devasa finansman arıyor. Para bitmedi ama ucuz para için rekabet daha sertleşti. Petrol sadece depoyu değil, faizi de pahalandırıyor. Enerji şoku bu baskıyı büyüttü. Petrolün yüksek seviyelerde kalması yalnız akaryakıtı değil navlun, plastik, gübre, kimya ve üretim maliyetlerini de artırıyor. Petrol birkaç ay içinde yeniden gerileyebilir ama enerji şoku, küresel, risksiz faizi uzun süre yüksek tutarsa yatırım kararları yıllarca ertelenecek. Petrol artarsa, enflasyon artar, faiz iner, tahvil faizi artar sonuç olarak yatırım düşer. Ülkemizde ise TCMB iç talebin zayıf seyrettiğini, buna karşın yüksek enerji fiyatlarının enflasyon görünümü üzerinde yukarı yönlü risk oluşturduğunu belirtti. TCMB politika faizini düşürebilir ama ABD tahvil faizleri yüksek kalır ve küresel yatırımcı daha yüksek getiri isterse Türk şirketlerinin borç bulma maliyeti aynı hızda gerilemez. Bu nedenle 2027’de özellikle döviz borçlu, düşük marjlı ve yüksek işletme sermayesi ihtiyacı olan şirketler daha kırılgan olacak.

 

*İhracatçı şirket için de denklem otomatik olarak olumlu değil. Kur artışı gelirleri destekleyebilir ancak ithal ara malı, enerji ve döviz borcu yüksekse kur avantajının önemli bölümü maliyet tarafında geri alınabilir. 2027 bütçelerinin en tehlikeli varsayımı faiz nasıl olsa düşecektir. 3 farklı planımız olmalı. Birincisi enflasyon düşer, TCMB kontrollü indirim yapar, dış faizler yüksek ama istikrarlı kalır. İkinci plan ise enflasyon %30 çevresinde yapışkan kalır, USD/TL piyasa beklentisinin üzerine çıkar, dış finansman pahalı kalır. Son plan ise enerji fiyatları yeniden yükselir, kur girişkenliği artar, TCMB beklenenden daha uzun süre sıkı kalır. Ciroyu %40 artırıp finansman giderini %60 artırmak başarı değildir. Nakit artık likidite değil, stratejik güç oldu. Yüksek faiz ortamında stok, alacak ve nakit yönetimi doğrudan kârlılıktır. Yıllık 12 milyar TL satış yapan bir şirkette tahsilat süresini yalnızca 1 ay kısaltmak yaklaşık 1 milyar TL’ye yakın işletme sermayesi serbest bırakır. Bu para bankadan borçlanılmak zorunda değilse, yüksek faiz ortamında onlarca milyon liralık finansman gideri ortadan kalkar. 2027’nin şirket stratejisi yalnız satış büyütmek değil stoku hızlandırmak, tahsilatı kısaltmak, borcu azaltmak, döviz pozisyonunu yönetmek ve sermayeyi yüksek getirili işlere yönlendirmek olmalıdır.

 

*2008 yılı bize şirketlere ucuz parayla büyümeyi öğretti. 2027 ise sermayenin yeniden kıymetli olduğu bir dönem olacak. 2027’de büyük olmak yetmeyecek. Borcunu çevirmek zorunda olmayan, yatırımını kendi nakdiyle finanse edebilen ve sermayenin maliyetinden daha yüksek getiri üreten şirketler kazanacak. Pahalı para çağında nakit, şirketin kasasında duran para değil; rekabet üstünlüğüdür.

 

*Sonuç olarak, insanın özgürlüğü, istediği her şeyi yapabilmesi değildir. İstemediği hiçbir şeyi yapmak zorunda olmamasıdır. Önümüzdeki son 3 ay ve geniş açılı olarak 3 yıl 3 ayımız çok önemli. İstemediğimiz şeyleri yapmak zorunda olmamalıyız.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız