Konya ucuz mu pahalı mı?
Son zamanlarda artan hayat pahalılığı ve yaşam maliyetleri ürünlerin, mal ya da hizmetin fiyatlarının sorgulanmasına yol açtı. Belki de çevremde hiç görmediğim kadar etiket fiyatlarına ilişkin şikayet duyuyorum. En fazla şikayet de kuşkusuz yeme içme sektörüne ilişkin.
Haklılar mı kesinlikle haklılar… Bir kase çorbayı 150-200 TL'ye satanı mı ararsın bir porsiyon etliekmeği 300-350 TL'ye mi? Ya hu nedir bunun maliyeti. Bir kase mercimek çorbasının maliyeti ne kadar olabilir ki? Tamam dükkan kiraları, işçilik, malzeme, vergi, stopaj, KDV diye saymaya başlanabilir. Lakin benim ve benim gibi düşünen milyonlarca insanın anlamadığı nokta şu; “Bu işletme tüm maliyeti bir kase çorbaya ya da bir dürüme mi sığdırıyor. Nasıl bir maliyettir bu!”
Yazıyı yazarken sanal marketten 1 kilogram kırmızı mercimeğin fiyatına baktım. 40-60 TL bandındaydı. Dahası üç harfli market olarak tabir edilen zincir markette 1 kilogram kırmızı mercimeğin 29.90 TL'den satılmakta olduğunu gördüm. 1 kilo mercimek ile muhtemelen 50 porsiyon mercimek çorbası çıkar. 50 TL'ye mercimek, suyu, tuzu, salçası, yağı derken hadi tüm masraflar 1000 lira olsun. Yani porsiyon maliyeti 20 TL. Algısını, vergisini ekledin mi eder 40 TL. Yüzde yüz kârını eklesen 80 TL. Gel gör ki 150-200 TL'den aşağı çorba satan işletme yok. Ne diyelim hayırlı işler!
Bugün bu yazıyı yazmamın asıl sebebine gelecek olursak. Sosyal medyada bir paylaşım gördüm. Konya'da çok cüz'i bir maliyet ile bir günü geçirebileceğimize dair. Paylaşımda iki kişi Konya'ya geliyor. 5 TL'ye simit. 5 TL'ye çay ile kahvaltı yapıyor. Bu mümkün mü? Elbette mümkün; zira Konya Büyükşehir Belediyesinin aylardır süren BÜFEM Kafe uygulaması ile çay, su, simit, ayran her biri 5 TL'den Kültürpark önündeki tramvay kafeden temin edilebiliyor. Bu muazzam bir uygulama. Çünkü vakit geçirmek için, sosyalleşmek için, hayatın içerisinde kalabilmek için çarşıya çıkan emeklilerimiz olsun, dar gelirliler olsun, kursağına aylarca bir simit bile girememiş garibanlarımız olsun belediyenin bu nimetinden yararlanıyor. 10 liraya, 20 liraya karınlarını doyurabiliyor.
Tekrar paylaşıma gelecek olursak; kahvaltıdan sonra Mevlana müzesi başta olmak üzere müzeler ve diğer ziyaretgahlar ücretsiz olarak geziliyor yine küçük rakamlarla döner, tost vs. öğle yemeği yeme imkanı bulunuyor. Su zaten beleş! Şehirde adım başı tatlı su çeşmeleri var. Bunu da basit görmeyin lütfen. Bugün 81 şehrimizin belki yarısından çoğu suyu para ile temin ediyor. Hem içme suyu mutfakta kullandığınız suyun paralı olduğunu düşünürseniz hele bir de kalabalık bir aileyseniz bunun maliyeti bütçede ciddi bir yer edinir. Kaldı ki Konya'da belediyelerin halk ekmek uygulamaları ile de 10 TL'ye 200 gram ekmek almak mümkün.
Evet Konya'da belediye hayatı ucuzlatmaya çalışıyor, bu yönde su, ulaşım, ekmek gibi temel giderlerde maliyetleri düşürüyor. Ama şehirde son dönemde korkunç artmış bir pahalılık söz konusu. Yeme içme sektörü, giyim, ayakkabı sektörü hizmet sektörü olsun çok pahalı. Hele işçilik maliyeti belki de Türkiye ortalamasının üzerindedir. Küçük şeyler belki göze hoş geliyor, algılarımızla oynuyor ama bu pahalılık hiç normal değil. Konya giderek daha pahalı bir şehir oluyor. Bunu net bir şekilde görüyoruz.