Soruna Adapte Olmak
*Normalden ne zaman uzaklaştık. Normal çok uzakta, mesafe ölçülemiyor herkes farklı zamanlar belirtiyor. Kimi normali unutmuş. Normale yaklaşmak için değiştirebilir olanları değiştirmeliyiz. Yavaş çalışan bilgisayar hızlandırabilir. Değiştiremeyeceğimiz hava olayları için kendimizi korumalıyız. Yağmur yağıyorsa şemsiye kullanmalıyız. Eğer sorunu, çözemiyorsak yâda tolere edemiyorsak, o ortamdan ve durumdan uzaklaşmak tek seçenektir. Ekonomik olarak yaşadığımız ülkece sorunlara ise adapte olmalı ve normale dönmeliyiz. Normali unutmadan adapte olmalıyız, yaşanan ekonomik sorunları haklı bulmak, boyun eğmek veya kalıcı olarak düşük bir yaşam standardını kabul etmeden. Adapte olmak, mevcut gerçekliği kabul edip, o gerçeklik içinde en güvenli, en akıllıca ve en az hasarlı yolu bulmadır.
*Matematiksel düşünerek problemleri küçültüp ortadan kaldırabiliriz. Monte carlo simülasyonu belirsizlikler ve değişken durumlar için örnektir. Fiyatların sürekli değiştiği ortamlarda değişkenlerin durumunu olasılıkları hesaplamamızı sağlar. Tek bir tahmine dayanmadan farklı olası senaryoları rastgele örnekleme yoluyla değerlendirerek karar vericilere riskin boyutunu sayısal olarak gösteren istatistiksel yaklaşımdır. Monte carlo simülasyonu, belirsizliğe sahip değişkenlerin olasılık dağılımlarıyla tanımlanması ve bu değişkenlerin rastgele örneklenerek çok sayıda senaryo üretilmesi esasına dayanır. Her bir çalışma, problemin olası bir geleceğini temsil eder. Binlerce tekrar sonucunda elde edilen çıktılar, problemin davranışını istatistiksel olarak anlamayı sağlar. Bu yöntem inşaat, yazılım, savunma, enerji, finans ve kamu projeleri başta olmak üzere risk yönetiminin kritik olduğu tüm alanlarda yaygın olarak kullanılır. Bu yöntemin temel farkı, tek bir ortalama değerle yetinmemesidir. Örneğin bir problemin süresi için yalnızca 10 gün sürer demek yerine en iyimser, en olası ve en kötümser değerler birlikte değerlendirilir. Simülasyon, bu aralıklar arasında rastgele seçimler yaparak gerçek hayata çok daha yakın sonuçlar üretir.
*Klasik yöntemler çoğu zaman işlemez. Ülkemizdeki ekonomi tek başına ciddi bir problemdir. Geleneksel proje planlama yaklaşımları genellikle deterministtir. Yani her faaliyet için tek bir süre ve tek bir maliyet değeri varsayılır. Bu yaklaşım, riskleri görünmez kılar. Gerçekte gecikmeler, insan sorunları, teknik problemler veya dış çevresel faktörler problemin planlarını doğrudan etkiler. Klasik yöntemler en olası senaryo üzerinden ilerlerken, Monte carlo simülasyonu tüm olası senaryoları dikkate alır. Bu sayede yöneticiler, planın ne kadar kırılgan olduğunu önceden görürler. Özellikle karmaşık ve uzun süren problemlerde tek nokta tahminleri ciddi yanılgılara yol açar. Yöneticilere problem % kaç ihtimalle biter gibi çok daha anlamlı soruların cevabını sunar. Bütçe analizinde simülasyon, maliyet kalemlerindeki belirsizlikleri modellemek için kullanılır. Malzeme fiyatları, işçilik maliyetleri, kur farkları ve beklenmeyen giderler gibi unsurlar maliyet tahminlerini doğrudan etkiler. Her maliyet kalemi için bir olasılık dağılımı tanımlanır ve simülasyon her çalıştırmada bu kalemleri farklı kombinasyonlarla hesaplar. Toplam problem maliyeti için bir olasılık dağılımı elde edilir. Bu dağılım, bütçenin aşılma ihtimalini ve olası aşım büyüklüklerini açıkça gösterir. Bu sayede yöneticiler, yalnızca ortalama bütçeye değil, belirli bir güven düzeyine karşılık gelen bütçe ihtiyacına odaklanırlar.
*Sonuç olarak, eğri cetvelden düz çizgi beklenmez. Simülasyon bile olsa gerçek değerler bilinmeli ve bu şekilde değerlendirilir. 8 yıldır süren alım güçlüğünde tek suçlu asgari ücretle geçinmeye çalışanlar değildir. Fakirler çalmayı bilmediklerinden dolayı fakir değildir. Fakirler sadece imkân azlığından, yerel olaylardan, eğitim eksikliğinden ve coğrafik sıkıntılardan dolayı fakir kalırlar. Dünyada 193 ülke birleşmiş milletlere üyedir. Ortalamaya bile bakmadan bu ülkelerden sadece yaşanılabilir yaklaşık sadece 40 ülke var. Bunların ekonomisi bunların standartları baz alınır. Öngörülebilirlik olmadan mülkiyet hakkının Anayasa ile tam güvencede olmadan, sözleşme hukukunun eksiksiz çalışmasından yerli ve yabancı yatırımcının güveni kazanılmaz. Bağımsız kurumlar olmalı, merkez bankası, rekabet kurulları ve denetleme siyasî baskıdan uzak çalışarak enflasyon ve piyasa istikrarını sağlar. Şeffaflık en büyük sorun kamuda harcanan her kuruşun hesabının verilmeli, bütçe denetiminin sıkı tutulması kaynak israfını önler. Adapte olabilen gerçekten etkili yetkililer olursa halk olarak bizler de adapte olabiliriz. Yolcu gemisinde kaptan da yolcularda aynı şartlarda olduğunu artık kabullenmeli.