Türkiye'de yıllar süren miras davaları; miras bırakanın son ikametgâh adresinin bağlı bulunduğu Sulh Hukuk veya Asliye Hukuk Mahkemelerinde, "Mirasçılık Belgesi" (veraset ilamı), ölüm belgesi, tapu ve banka kayıtları gibi delil niteliğindeki belgelerle eksiksiz hazırlanmış bir dava dilekçesi ile açılabiliyor.
Miras davası aşamaları
Ölenin ardından öncelikle mirasçılık belgesini yani veraset ilamı alınması gerekiyor. Kimin ne oranda mirasçı olduğunu resmi olarak kanıtlayan bu belgeyi, e-Devlet sistemi üzerinden ya da Sulh Hukuk Mahkemeleri veya noter aracılığıyla alabilirsiniz.
İkinci aşama ise vefat eden kişinin ölüm belgesi, detaylı nüfus kayıt örneği ile tapu kayıtları, banka hesap bilgileri gibi tüm malvarlığı belgelerinin toparlanması oluşturuyor.
Son aşama ise dava dilekçesi yazma veya yazdırılması. Haklı olduğunuz talepleri ve olayları net bir şekilde özetleyen dava dilekçenizi oluşturun. Hukuki açıdan hatalı adımlar atmamak için bu süreçte bir avukattan destek almanız hak kayıplarının önüne geçebilecektir.
Yine hazırladığınız dilekçe ve delillerle miras bırakanın son ikamet yerindeki yetkili mahkemeye başvurun ve mahkeme veznesine gereken harç ve gider avansını yatırarak dava sürecini başlatın.
MİRAS DAVALARI NE KADAR SÜRÜYOR?
Mirasta mal paylaşımı (ortaklığın giderilmesi) gibi konularda, süreç genellikle 1,5 ile 3 yıl arasında sürebiliyor. Daha uzun sürenler de olabiliyor.
TÜRKİYE'DE MİRAS PAYLAŞIMI NASIL YAPILIYOR
Türkiye’de miras paylaşımı, Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre düzenlenir ve miras bırakanın ölümüyle birlikte miras, yasal mirasçılar arasında belirli oranlarda paylaştırılıyor.
Eğer miras bırakanın bir vasiyetnamesi yoksa ya da vasiyet yasal sınırlamaları aşmıyorsa, miras doğrudan kanuni düzende belirlenen mirasçılara geçer. Kanunda, mirasçılar “zümre sistemi”ne göre sınıflandırılmakta:
Birinci zümreyi oluşturan altsoy, yani çocuklar ve torunlar, miras bırakanın en yakın yasal mirasçılarıdır. Çocukların her biri eşit paya sahiptir. Evlat edinilen çocuk da öz çocuk gibi mirasçı kabul edilir.
Eğer çocuklardan biri vefat etmişse, onun payı kendi çocuklarına, yani miras bırakanın torunlarına geçer.
Altsoy bulunmuyorsa miras, ikinci zümre olan anne ve babaya kalır ve onlar da mirası eşit şekilde paylaşır. Onlardan biri hayatta değilse, pay miras bırakanın kardeşlerine geçer.
Üçüncü zümrede ise büyükanneler ve büyükbabalar yer alır ve onların da mirası eşit şekilde paylaşma hakkı var.
Bu kişiler de yoksa, miras onların altsoyuna ya da karşı tarafa geçebilir.
Sağ olan eş ise bu zümrelerle birlikte farklı oranlarda mirasa hak kazanır. Eş, miras bırakanın çocukları ile birlikte mirasçıysa, mirasın dörtte birini alır ve kalanı çocuklar arasında eşit şekilde bölüştürülür. Eğer miras bırakanın anne ve babası ile birlikte mirasçıysa eş mirasın yarısını alır. Üçüncü zümreyle birlikte mirasçıysa bu oran dörtte üçe yükselir. Eğer yukarıdaki zümrelerden kimse mirasçı değilse, mirasın tamamı eşe kalır.
Tüm bu zümrelerden kimse hayatta değilse, yani yasal mirasçısı bulunmayan kişinin mirası devlete geçer.
EŞİT PAYLAŞIM İLKESİ KALDIRILDI MI?
2025 yılında miras bölüşümünde eşit paylaşım ilkesinin kaldırıldığı ve artık mirasçıların payı kendi aralarından belirleyebileceğine yönelik haberler dolaşıma girdi. Son bir yıl içerisinde Medeni Kanun’da miras paylarına ilişkin esaslarda yapılan herhangi bir değişiklik bulunmuyor ve yasal mirasçılar arasındaki eşit paylaşım ilkesi kaldırılmadı.