KONYA HABER
Konya
Açık
33°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
41,1297 %0,34
48,0847 %0,42
4.561,39 % 1,16
Ara

Büyük Selçuklular-II (Devlet Kuruluyor)

YAYINLAMA:

Arslan Yabgu’nun vefatından sonra hanedanın en tecrübeli ismi Musa Yabgu olsa da yönetim artık iki kardeşin elindeydi. Selçuk Bey’in torunları, Mikail Bey’in oğulları, Çağrı ve Tuğrul kardeşler. Genel olarak Tuğrul Bey’in Çağrı Bey’den büyük olduğu şeklinde bir algı vardır. Halbuki Çağrı Bey, Tuğrul Bey’den büyük ihtimalle üç yaş büyüktür. Selçuklular, içinde bulunduğu kaotik durumdan çıkabilmeyi arzuluyordu. 1034 yılına gelindiğinde Harizm bölgesinde, Oğuz Yabguluğu’nun başında bulunan Şah Melik’in baskını neticesinde büyük kayıplar verildi. Baskından bir süre sonra 1035 yılında tüm hanedan Gazneli devletine ait Horasan bölgesinde toplandı. Bu toplanma hadisesi şüphesiz o dönem Gazneli sultanı olan Sultan Mesut’un canını epeyce sıkmışa benziyordu. Gazneli devleti, Selçukluları bir tehdit unsuru olarak gördüğünden ötürü çeşitli hazırlıklar yaptı. Akabinde gelişen “Nesa Savaşı” ile Gazneliler hiç beklenmedik bir yenilgi alırken, Selçuklular böylesi büyük bir devlete karşı alınan zaferle kendilerine olan güvenlerini pekiştirdi. Aradan geçen beş yıllık süreçte Selçuklular gün geçtikçe güçlenirken, Gazneli Sultanı Mesut bu gücü tümüyle kaldırabilmek adına büyük sefer hazırlıklarına başlamıştı.

            Takvimler 1039 yılını gösterdiğinde Selçuklular ve Gazneliler sürekli süren bir çatışma içerisine girmişlerdi. Bir yıllık çatışmanın nihai sonucunu ise 1040 yılındaki “Dandanakan Savaşı” belirleyecekti. Özellikle Çağrı Bey’in zekice kurguladığı askeri stratejiler, Gazneli ordusunun ihmal ve iaşe yollarının kesilmesiyle birleşince, Gazneliler içerisinde itibarlı devlet adamlarının girişilecek bu savaşın bir felakete dönüşeceğine inanmalarına yol açacaktı. Bütün uğraşlarına rağmen Sultan Mesut ikna edilememişti. Bugünkü Türkmenistan ülkesinin sınırları içerisinde olan Merv şehrine girip, Selçukluların bütün birimlerini yok etmeyi düşleyen Sultan Mesut aslında Çağrı Bey’in oyununa bilmeden düşmüş olacaktı. Merv yakınlarına kadar gelen Gazneli ordusunda moralsizlik, susuzluk ve birçok olumsuz durum baş gösteriyordu. Sonunda bütün bu olumsuzluklara rağmen sayıca üstün bir Gazneli ordusu zannımızca Sultan Mesut’un en önemli sığınağıydı.

            Tarihler 20 Mayıs 1040’ı gösterdiğinde iki ordu karşı karşıya geldi. Gazneli ordusunun önemli birliği olan Gulamların bir kısmının Selçuklu safına geçmesi ve ardından gelen şiddetli Selçuklu baskınları üç gün devam edecek olan savaşın sonunu belirleyecekti. Zafer Selçuklularındı. Sultan Mesut, canını zor kurtarmış, Selçuklular ise büyük bir zaferin haklı sevincini yaşamaktaydı. O gün toplanan hanedan üyelerinin toyundan ise devletin artık resmen kurulması ve hükümdar olarak başa Tuğrul Bey’in geçmesi kararlaştırıldı. Hanedan üyelerinden Çağrı Bey Merv’i, Musa Yabgu Herat’ı, Sultan Tuğrul Bey Nişabur’u, İbrahim Yınal Kuhistan’ı, Kutalmış Bey ise Cürcan ve Damgan’ı aralarında paylaşmışlardı. Her bir hanedan üyesinin kendisine ait bir toprağı ve genişleme alanı mevcuttu. Bunun dışında devletin ve hanedanın başındaki kişi Tuğrul Bey olacaktı. Sonrasındaki yıllarda ne gariptir ki iki kardeş birbirleriyle hiç görüşmeyeceklerdi.  

            Devam eden yıllarda Sultan Tuğrul, başkenti Nişabur’dan Rey’e taşıdı. Arkasından birçok fetihe mazhar oldu. Pasinler’de İbrahim Yınal ve Sultan Tuğrul ilk defa Bizans’ı mağlup etti. 1054 yılında Bizans’ın topraklarında ileri saldırılar başladı. Bir yandan da Abbasi halifesinin yardımına koşarak onu Şii-Büveyhîler’in baskısından kurtardı. Böylece İslamiyet’in sarsılmaz pusatı ve bükülmez bileği yani siyasi ve silahlı gücü de Türklere geçmiş oldu.

            Çağrı Bey’in vefatına yakın bir sürede üvey kardeş İbrahim Yınal, Sultan Tuğrul’a isyan etmişti. Bunun üzerine Horasan’da bulunan Çağrı Bey’in oğlu Alp Arslan, sultan amcasının imdadına yetişerek İbrahim Yınal isyanını bastırdı. İbrahim Yınal, isyanının bedelini yay kirişiyle boğdurularak ödemiş oldu.

            Sultan Tuğrul, ağabeyi Çağrı Bey’in ölümünden sonra töre gereği yengesiyle izdivaç yaptı. Çağrı Bey’in bu hanımından olan Süleyman’ı da ölmeden önce taht varisi olarak belirledi. 1063 yılında Rey’de vefat eden Sultan Tuğrul’un arkasından Selçuklu Devleti hükümdarı olarak Süleyman tahta çıktı. Fakat Süleyman’ın hükümdarlığını kabul etmeyen hanedan üyeleri vardı. Kutalmış Bey, Musa Yabgu ve ağabeyi Alp Arslan!

            Gelecek yazımızda Selçuklu Devleti’ndeki taht mücadelesinden ve Barzem’e giden yoldan bahsedeceğiz.

            Çift başlı kartallara ve dahi yaylı tamgaların sahiplerine selam olsun!

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *