Eda Nur Harputlu

Eda Nur Harputlu

Varlığı yaşatan, yokluğu dağıtan beceriler: Sosyal-duygusal gelişim

Varlığı yaşatan, yokluğu dağıtan beceriler: Sosyal-duygusal gelişim

Çocuklar ve gençler arasında artan madde kullanımı, akran zorbalığı, depresyon, kendine zarar verme davranışları, şiddet eylemleri, yeme bozuklukları… Aileler için de toplum için de oldukça endişe verici bir etkiye sahip. Bu zorlukları yaşayan herkesin hikâyesi birbirinden farklı olsa da bizi götürdüğü ortak bir sonuç var; Sosyal- Duygusal becerilerin her geçen gün körelmesi.

Genel anlamıyla zekanın ya da yüksek ders notlarının başarı için yeterli olmadığı artık tüm dünya tarafından bilinen bir gerçek. Ülkemizde de ilgili kurumların sosyal duygusal becerileri desteklemeyi hedefleyen çeşitli çalışmaları var. Fakat ne yazık ki pek çok ailenin hatta eğitim kurumunun gözünde nezaket, empati kurabilme, duygu düzenleme, problem çözme, grupla iş yapma gibi becerilerin matematik becerisi ya da bir merkezi sınavda elde edilen başarı kadar kıymeti yok. Bu bakış açısıyla büyüyen çocuklar bir şeylerin yanlış olduğunu artan boşanma oranları, iş ve sosyal hayatlarında yaşadıkları sorunlarla uzun zamandır zaten gösteriyorlardı. Fakat bardak artık öyle doldu ki bugün okul öncesi grupta dahi hayrete düşüren şiddet eylemleri ile karşılaşıyoruz.

İnsan biyolojik, psikolojik ve toplumsal yönü olan bir varlık. Dolayısıyla gelişim evresinde her yönüyle beslenmesi gerekiyor. Tek bir noktaya ağırlık verirken diğer alanları gözden kaçırmak aklımıza dahi gelmeyecek zorluklarla hayali kurulan başarıdan fersah fersah uzaklaşmamıza neden olabiliyor. Hayatın içinde güç, başarı, mutluluk, sağlık olduğu gibi bunların tersi de var. Hastalıklar, kayıplar, tüm çabaların yetersiz kaldığı sonuçlar. Bütün bunları göğüsleyebilmek için insana, başarıya hayata çok kapsamlı bakabilmek gerekiyor. Ancak o zaman krizler fırsata, travmalar aydınlanmaya dönüşebiliyor.

Bir tarafıyla bakılınca belki de sosyal beceriler üzerine daha önce bugünkü kadar konuşulmamıştır. Tarihsel süreçte insanların ancak birbirine tutunarak hayatta kalabildiği dönemler bu becerilerin kendiliğinden gelişmesine sahip olmuş. Çocukların da yetişkinlerin de çevrili olduğu sosyal ağ onları bazı konularda zorlasa da bazı konularda güçlendirmiş. Aile, tarihsel süreç içinde pek çok işleve hizmet ederek üyelerine çeşitli deneyimler sunmuş. Geniş bir ailede bir çocuk bir başka çocuğun yetişmesine, bir yaşlının evdeki varlığına belki ölümüne, çeşitli bayram- tören vesileleri ile farklı insan ilişkililerine şahit olarak büyümüş. Üstelik bugün olduğu gibi telefondan bir fotoğraf karesine bakar gibi değil içinde yaşayarak.

Bir olayı bir insanı iyi-kötü farklı yanlarıyla gözlemleme şansı bularak. Böylece bir başkasının duygusunu anlama, kendi duygularına bakma, insanlarla ilişki kurma ve bu ilişkilere değer verme becerilerini geliştirebilmiş. Değişim her zaman var. Bunları dile getirmemin nedeni bu kısma hayıflanmak değil. Vicdan, merhamet, empati, nezaket gibi değerler/becerilerle hayat karşısında ne kadar güçlü olduğumuzu hatırlatmak.

İlişkilerimize, toplumsal rollerimize, hala deneyimleme şansımızın olduğu bizim için çok kıymetli hikâyemize sahip çıkmak. Bir de bizden sonraki kuşakları suçlamak yerine aslında hiç sahip olmadıkları imkânları görmek ve öğrenebilmeleri için bugünün şartlarına göre imkân sağlamak.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Eda Nur Harputlu Arşivi