KONYA HABER
Konya
Açık
30°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
41,0867 %0,34
48,0345 %0,42
4.561,39 % 1,16
Ara

Fatih Sultan Mehmet’in Kabri…

YAYINLAMA:

Fatih Cami hem tarihi olarak hem manevi olarak birçok açıdan değerlidir. Tarihimizin en önemli hükümdarlarından olan Fatih Sultan Mehmet’in kabrinin külliye içerisinde, caminin hemen yanında bulunması ise diğer tüm hususlardan önemlidir. Fatih Cami'nin yapımından 300 yıl sonra deprem sonucu yıkılıp, yeniden tamamen farklı planda yapılması gibi olaylar vardır. Bir de Fatih Sultan Mehmet'in türbesi ve kabri ile ilgili söylentiler ve hikayeler anlatılır. Peki nedir bunlar ?

1766 senesindeki depremde civarındaki yapılarla birlikte harab olan türbe kısa zamanda onarılmış. Bu büyük onarım sırasında türbenin ilk yerine göre daha ileriye alındığı hususunda iddialar var. Buna göre Fatih Sultan Mehmed Han Türbesi daha ileri bir noktaya yeni baştan inşa edildiğinden Fatih Sultan Mehmed’in kabri de şimdiki câminin mihrâbı altında kalmıştır. Halbuki bazı yeni araştırmalara dayanan bir iddiaya göre Fatih Câmii’nin kıble duvarı ileri alınmamış, türbe de eski yerinde ve ilk binanın temelleri üzerine kurulmuştur. Yaygın bir söylentiye göre Sultan Fatih’in naaşı, türbeden câminin mihrâbı altına kadar uzanan bir dehlizin sonundaki bir mezar odasında bulunmaktadır. Bir rivâyete göre Sultan II. Abdülhamid Han zamanında padişahın emri ile bir ekip mezara girerek cesedin altındaki tabutluk tabanını değiştirmiştir.

Boğuluyorum... Beni kurtarın!

Reşad Ekrem Koçu “Osmanlı Padişahları” adlı kitabında bu konu hakkında şu bilgileri aktarmaktadır; “İkinci Abdülhamid devrinde, bir yıl, Fatih semtinden geçen ana su yolları patlamış geniş bir sahada evlerin bodrumlarını su basmış, semt halkından birkaç kişi de rüyalarında Fatih Sultan Mehmed’i görmüşler, “Boğuluyorum... Beni kurtarın..” demiş. Rüyalar kahvehâne sohbetlerine düşmüş, hafiyeler de saraya jurnal vermişler. Bu gibi şeyler üzerinde çok hassas olan Abdülhamid büyük ceddinin kabrini gizlice açtırmağa karar vermiş, bu işi de gayet gizli yapılması şartı ile Fatih İtfaiye Kumandanı Mehmed Paşayı memur etmiş. O da, gördüklerini hiçbir yerde söylemeyeceklerine güvendiği kimselerle işe başlamış. Türbede sanduka kaldırılmış, kabir açılmış, fakat üç metreden fazla derinliğe inildiği halde Fatih Sultan Mehmed’e ait hiçbir iz bulunamamış. Nihayet karşılarına bir demir kapak çıkmış, kapağı kaldırınca bir taş merdiven görmüşler. Merdiven gayet büyük bir mahzene iniyormuş, mahzenin ortasında büyük bir mermer yahut profir masa, onun üstünde aynı taştan bir lâhit, lâhidin kapağını açmışlar, içinde Fatih’in mumyasını bulmuşlar.. Yüz, ölümünden birkaç yıl evvel Gentile Bellini tarafından yapılmış portresindeki simayı tamamen andırıyormuş.. Keyfiyet Abdülhamid’e arz edilmiş, o da, her ne sebepten ise, mahzen yolunun bir daha girilemeyecek şekilde kapatılmasını emretmiş. Fakat Mehmed Paşa bu tarihi sırrı muhafaza edememiş, Damat Şerif Paşaya nakletmiş, Şerif Paşa da Yahya Kemal’e söylemiş. Bu nâçiz muharrir, Yahya Kemal’den dinlemiştim. Meseleyi semtin eskilerinden tahkik edeyim dedim, bu sefer de şöyle bir rivayet ile karşılaştım: Fatih Sultan Mehmed türbesindeki sandukanın altında değil, camiin mihrabı altında yatarmış.. İmamlar okudukları Kur’anda kaza eseri yanılırlarsa, derinden bir ses gelir, hatayı düzeltir imiş. Hoş, güzel bir halk inanışıdır.”

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *