KONYA HABER
Konya
Açık
33°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
41,1297 %0,34
48,0847 %0,42
4.561,39 % 1,16
Ara

Fatih'in Mirası, Aliya'nın Emaneti: Bosna

YAYINLAMA:

Yıllar önce Bascarsija’da bulunan bir dükkan sahibi baharın ilk günü dükkanını kapatmış ve bir not asmış ve not olarak: “Güneş nedeniyle kapalı.”(Jergovic)yazıyordu.

Saraybosna için söylenmiş sözlerin belki de en kısa ve en net olanını Miljenko Jergovic’in “Sarajevo Marlborosu’ndan” alıntı ile girizgah yapmış olduk. Bosna bizim için değerli bir öneme sahip bir yerdir. 1464 yılında Fatih Sultan Mehmed tarafından fethedilerek Osmanlı hakimiyetine giren Bosna hersek yaklaşık 400 yıl Türk hakimiyetinde kaldı. Osmanlı’nın İslami devlet düzeni, adaleti ve hoşgörüsüyle kitleler halinde Müslüman olmuşlardı. Bosna bu fethi ve Sultan Fatih’i hala unutmamıştır. Zira Balkanlardaki zihinlerdeki İslam, Osmanlı bölgede var olduğundan beri Türklükle özdeşleşmiştir. Bizde Evlad-ı Fatihan olarak anılan Bosna günümüzde Türkler için hala sevilmektedir.

Bu güzel ülke 1992-1995 yılları arasında Sırp ve bazı Hırvat güçleri tarafından büyük bir saldırıya uğramıştır. Sadece Müslüman oldukları için soykırıma uğramışlardı. Aliya önderliğinde savaşı kazanmışlardı fakat düşman masada kaybettiriyordu. O bilge insan Aliya’nın düşünceleri sözleri hala canlılığını koruyor.

Bu şehrin delileri keskin nişancıları sinir etmek için salıncaklardan inmemişlerdi, bu şehrin kadınları bombalara rağmen güzellik uykularına yatmışlardı, bu şehrin yaşlıları son paraları ile başçarşıdan kahve almaya gitmişlerdi, bu şehrin bile yaşam olan bir yerdi. Bütün olumsuzluklara rağmen Ferhadiye Caddesinde güzel elbiseleriyle yürüyen insanlar ve oradan Miljacka nehrinin kıyılarında neşe ile yürüyen fakat kalbinde derin hüzünler olan insanlar.

Mostar’ı da unutmamak gerekir. O köprü Bosna’nın geçmişle bağını koparamadı. Eski çarşısı, medresesi ve camileri ile bir vücut olan şehir. Dağları, ovaları, nehirleri ve gölleri ile insanı kendine mest eden Bosna. Sözlerimi Aliya İzzetbegoviç’in şu sözleri ile bitiriyorum “Yeryüzünün öğretmeni olabilmek için gökyüzünün öğrencisi olmak lazım.”

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *