KONYA HABER
Konya
Açık
26°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
41,1297 %0,34
48,0847 %0,42
4.561,39 % 1,16
Ara

TEMBELLİĞİN FAİZLİ TEŞVİKİ YATIRIM DEĞİL YATIŞ EKONOMİSİ

YAYINLAMA:

Bu devrin en büyük yalanı şudur: “Para çalışır, insan dinlenir.” Bankaya yatırılan 1 milyon Türk Lirası, her ay 35-38 bin TL faiz getirirken; o paranın sahibi ne tohum eker, ne fabrika açar, ne işçi çalıştırır, ne de elini taşın altına koyar. Sistem der ki: “Yorma kendini… Paranı getir, sana da bayram ettirelim!” E o halde soralım: Yatmak varken kim üretsin?

Küçük dağları inşa etmeyen ama cebinde büyük meblağlar taşıyan adam, artık bu ülkenin efendisidir. O, tarlaya gitmez; ama çiftçiden kazanır. İş kurmaz; ama girişimciden kazanır. İşçi çalıştırmaz; ama onların alın terinden kar eder. Sadece parasını bankaya koyar ve sistem onu ödüllendirir. İşte bu, modern çağın faize dayalı ekonomik düzenidir. Ve bu düzen, sadece adaleti değil; ahlakı da, umudu da, gençliği de kemiren bir tümördür.

Bir ülkede en risksiz kazanç, “faiz” ise; En zor iş, “üretim” ise; Gençler neden mücadele etsin? Bir fabrika kurmak yerine, birikimini faize yatıran “akıllı” olarak sunuluyorsa, Alın teriyle geçinen bir işçi neden sabah 6’da kalksın?

Bugün üniversite mezunu bir genç, iş kurmayı değil; “faize yatırımla nasıl geçinirim?” hesabını yapıyorsa, Sadece ekonomik kriz yoktur: Toplumsal akıl krizi vardır. Vicdan bunalımı vardır. Ahlak çöküntüsü vardır.

Ve bu sistem öyle sinsidir ki, kazananı bile kaybettirir. Çünkü o kazanç, gayretin değil; tembelliğin mükafatıdır. Faize dayalı bu düzen, toplumda iki sınıf oluşturur: Biri sırtında yük taşıyanlar; diğeri balkonundan bakanlar… Biri gecesini gündüzüne katıp üretmeye çalışanlar; Diğeri, faiziyle geçinip “ülkenin gidişatını” tartışanlar…

Mevduat faizi yüksekse, üretim düşer. Faiz arttıkça, çarklar durur. İnsanlar riskten kaçar, sistem spekülatörlere kucak açar. Ve sonunda, tüm sermaye bankalara tutsak olur. Piyasa kurur, nakit darlığı yaşanır, girişim zayıflar, gençler evde oturur.

Bu sadece Türkiye’nin meselesi değildir. Bu, Afrika’dan Latin Amerika’ya kadar uzanan faizle kurulmuş modern kölelik sistemidir. Birleşmiş Milletler kürsüsünden kalkınma konuşanlar, aynı zamanda merkez bankalarında faizle insanları uyutanlardır. Bu sistem, çalışma barışını bozar. Gelir adaletini çürütür. Toplumsal huzuru dinamitleyen sinsi bir virüstür.

Oysa gerçek kalkınma; bankada bekleyen parada değil, Topraktaki tohumda, tezgahtaki üründe, atölyedeki ustadadır.

Biz diyoruz ki: Bu ülkenin kurtuluşu, faizle yaşamakta değil; üretimle dirilmektedir! Bu milletin gençliği, bankacılıkla değil; girişimle büyümelidir! Bu toprağın insanı, kısa yoldan zenginliği değil; uzun yoldan alın teriyle kazanmayı yüce bilmelidir!

Faiz, bugünü rahat ettirir; ama yarını felç eder. Faiz, bankayı büyütür; ama ülkeyi küçültür. Faiz, parayı şişirir; ama ahlakı boğar. Faiz, bir toplumu tembelleştirir, bölüştürür, ötekileştirir.

Bu nedenle; Bugün 1 milyonla bankaya gidenin kazandığı sistem, Yarın 83 milyonun geleceğini kaybettiği sistemdir. Bu sistemde zengin daha zengin, fakir daha fakir olur. Çünkü alın teriyle değil, nakit gücüyle kazanç dağıtılır.

Son söz

Bir milletin refahı, faiz oranıyla ölçülmez. Bir milletin refahı;

Kaç genç fabrika kurdu?

Kaç köylü toprağını ekti?

Kaç anne, evladına “helal kazancın haysiyetini” anlattı?

İşte bunlarla ölçülür!

Ve artık vakit;

Paraya değil, hakikate yatırım yapma vaktidir! Üretime, girişime, ahlaka, vicdana yatırım yapma vaktidir!

Faizle şişen balonları değil, alın teriyle yükselen emek medeniyetini inşa etme vaktidir.

Yorumlar
Z
Zeynel Abidin 3 ay önce
Ne kadar acıki yazarımızın bahsettiği FAİZ gerçeği nüfusunun çoğunluğu sünni müslüman olan Şehit kanlarıyla Osmanlı mirası olan ve 22 yıldırda mücahit Erbakan hocamızın yanında yetişmişlerin kurmuş olduğu muhafazakâr parti tarafından yönetilen TÜRKİYE'de yaşanmaktadır,yani gayrimüslüm bir yerde değil. İsrafın ,şatafatın zirve yaptığı anlardan sonra maddi olarak gelinen durum bu. Her türlü ahlaksızlık sardı ülkemizi. Kaybettik değerlerimizi.
BEĞENME
0
CEVAPLA