Muhammed Latif Pekkafalı
[email protected]
GÜVEN BUNALIMI
Bir ülkenin kasası boşalabilir; yeniden dolar. Fabrikası yıkılabilir; yeniden kurulur. Ekonomisi daralabilir; yeniden büyür. Şehirleri yara alabilir; ayağa kaldırılır. Fakat bir millet birbirine olan güvenini kaybederse, mesele artık yalnızca ekonomi veya siyaset değildir.
DAVANIN ADAMI MI, MAKAMIN ADAMI MI?
Teşkilat kurmak kolaydır; teşkilatçı yetiştirmek zordur. Bir tabela asarsınız, bir bina tutarsınız, görev dağılımı yaparsınız, salonları doldurur, meydanlarda kalabalıklar toplarsınız. Bunların hepsi mümkündür. Fakat bütün mesele şudur:O kalabalığın içerisinden kaç dava adamı çıkarabilirsiniz?
YATIRIM
Geçenlerde Anadolu'da anlatılan bir fıkra kulağıma geldi. Doğru mudur bilmem. Ama bazen bir fıkra, yüz sayfalık ekonomi raporundan daha fazla şey anlatır. Memleketin ekonomi işlerinden sorumlu önemli bir devlet adamı, yıllardır üretim yapan bir sanayicinin fabrikasını ziyaret etmiş.
DEVLET AYNAYA BAKTIĞINDA
Bir millet devletinden ne bekler, bir devlet milletinden ne beklemelidir? Bir ülkeyi anlamak için anayasasını okumak yetmez. Bazen tek bir kelimenin halkın zihninde neye karşılık geldiğine bakmak gerekir. Mesela devlet.
TEMİZLİK HERKESE LAZIM, YETER Kİ BİZE DOKUNMASIN!
Türkiye’de tuhaf bir adalet anlayışı var. Herkes yolsuzluğa karşı. Herkes liyakatsizlikten şikayetçi. Herkes devletin temizlenmesini istiyor. Ta ki kapı kendi mahallesine çalınana kadar. Dün “Devlet nerede? ” diye soranlar, bugün “Neden şimdi? ” demeye başlıyor.