Mustafa AYCAN

Mustafa AYCAN

Söylemleri Aşmış 10-16 Mayıs' lar

Söylemleri Aşmış 10-16 Mayıs' lar

1992 yılından bu yana yaklaşık 156 ülkede 10-16 Mayıs tarihleri arasında Engelliler Haftası kutlanıyor ve bu hafta boyunca farkındalık için çeşitli etkinlikler düzenleniyor. 

Ancak bu etkinliklerin çoğu söylemden öteye gidemiyor. Birçok sunum ya da afiş "en büyük engel sevgisizliktir" , "asıl engel yürektedir" vb. klişe cümlelerle sosyal medyanın arşivinde bir dahaki seneye tekrar kullanılmak üzere yerini almaktadır. 

Oysa yıllardır çözüm bekleyen, ve bahsi geçen etkinliklerde dillendirilen onca problem ısrarla ve inatla yerini muhafaza etmeye devam etmektedir. 

Usulden olsa gerek, çok ta başınızı ağrıtmadan, bana göre kilit taşı birkaç çözüm bekleyen probleme değinmek isterim. 

1- Öncelikle engelli maaşı, bakım parası gibi isimlerle çalışabilecek düzeydeki kişileri eve hapsetme politikasından vaz geçilmeli, ağırlık bu düzeydeki engellileri istihdama yönlendirecek politikalar geliştirilmeli. 2022 sayılı kanun yeniden bahsettiğim şekliyle düzenlenmeli, zaten bu kanun mevcut haliyle bile birçok tutarsızlık ve işleyişi ile sıkıntılı bir süreçtedir. 

657 sayılı Kanunu'n 
“Engelli personel çalıştırma yükümlülüğü” başlıklı 53'üncü maddesine göre %3 olan engelli istihdam etme zorunluluğunun işlerlik kazandırılması, yukarıda bahsettiğim problemin çözümünde de önemli etkisi olacaktır. Ayrıca özel sektör içinde geçerli olan bu kanunu devlet hakkıyla uygularsa, özel sektörden de aynı şekilde davranma beklentisi oluşacak ve caydırıcı cezaların konmasında önemli etkisi olacaktır. 

2- Engellilerin hayatını idamesi için olmazsa olmazları olan ortez, protez, tekerlekli/akülü sandalye, işitme cihazı gibi medikal teçhizatların, devlet tarafından karşılanma oranların rayiç değerler üzerinden karşılanması, mümkünse tamamının karşılanması. Güncel fiyatlara baktığımızda devlet tarafından yapılan bu ödemelerin çok komik rakamlarla karşılandığı görülmektedir. 

3- Defalarca muhtelif kanunlarla düzenleme yapılmasına rağmen, kamuya ait binaların engelli erişimine uygun hale getirilmesi yükümlülüğü, her ne kadar kayda değer bir yol alınmışsa da, yürütme konusunda aynı başarıyı yakalayamamış olması da bir diğer önemli sorundur. 

Özellikle eğitim alanlarının bu yapıya kavuşması eğitimli engelli sayısının artışında önemli etkiye sahip olacağından, diğer tüm problemlerin çözümünü daha kolay hale getirecektir. Çok yaygın olarak kullanılmıyor olsa da camiler konusu, daha önceki "Erişimsiz Mekanlar Camilerimiz" adlı yazımdaki problemde bu başlık altında ele alınabilir. 

4- Hastahanelere, fiziksel durumları sebebiyle daha çok engellilerin yolu düşmektedir. Ancak hastanelerimizin bir çoğunun teşhis ve tedavi mekanları, bu grup için uygun mimari yapıya sahip değiller. Bir uzvunda yetersizliği bulunmayan şahısları bile zorlayan uzun koridorlar, duyum test odaları, muayene odalarındaki sedyelerin yüksekliği ve teknolojik cihazların yerleşimleri çoğu yerde engelliler için uygun olmayan yapıya sahipler. 

Pratik ve kısa vadede çözümü kolay olacak bir "engelli muayene odası" fikri bu amaçta atılacak adımların başında yer alabilir.

Eğitim, Ulaşım/erişim, sağlık başlıkları altında derlemeye çalıştığım, 2021 Türkiye'si engelli sorunlarında elbette eksik kalanlar daha acil diye görülenler olmuştur. Elbette bu ve başka sorunların çözümünde atılmış önemli adımlarda vardır. 

Ancak madalyonun bir de diğer yüzüne bakmak gerekiyor. Yukarıda anlatılan çözüm bekleyen engelli sorunları, kaplumbağa hızı ile çözüme giderken, engelliler bu uğurda ne yapıyor, sorumluluklarının ne kadarını yerine getiriyor?

Demokratik ülkelerde sorunun çözümü için sesinizin duyulması için mutlaka güçlü bir sivil toplum örgütü altında birleşmek gerekiyor. 

Sakatlar derneği, görme engelliler, işitme engelliler derneği gibi bölük pörçük yapılanmalar, cılız sesten öteye gidemiyor, bu yapıların başkanları engelli haftası, engelli günü gibi belli hafta ve günlerde yerel olarak bir sayfa metin okur, alkış alır ve görevini yerine getirmenin huzuruyla konu kapanır. Yanlış anlaşılmaya mahal vermemek adına bir parantez sitemim, tüm gücüyle bu uğurda mücadele veren dostlara değil, tek çatıda birleşilememesine. O halde öncelikli çözüm mevcut Sakatlar Konfederasyonu'nun ilk iş olarak isim değişikliği yapılarak daha işlevsel, daha kuvvetli daha sesi duyulur bir STK ya dönüşümünde. 

Bir diğer sorumlulukta en çok gerçek engelliyi mağdur eden sahte engellilerin varlığı.
Engelli çevrelerinde çok fazla dile getirilen konuların başında yer alan haksız engelli oranları yer almaktadır az engeli olana yüksek dereceli rapor, çok engeli olana düşük dereceli rapor verildiği daha vahimi alakasız kişilerin bir şekilde sahip olduğu engelli raporları, çokça sitem konusudur. 
Bu konuda da en büyük çabayı engelli vermelidir. 

Şöyle ki, özellikle otomobil alımında kullanılan ÖTV muafiyetindeki rakamlar, kötü niyetli kişileri daha net ifadeyle dolandırıcıları cezbetmektedir. Sadece bu yüzden sahte/usulsüz rapor tanzimi yoluyla yılda yargıya düşen engelsiz engelli, görevli memur, doktor, medikal firma, şahıs sayısı 700-800 kişi civarındadır. 

Engellilerin, bu şekilde rapor alıp aralarına katılanları bananecilikten kurtulup ihbar etmeleri, bu girişimleri azaltacaktır. 

Bazen öyle hisse kapılıyorum ki, engelsiz engelli raporu sahibi gerçek hak sahibinden daha fazla gibi geliyor. Özetle içindeki İrlandalıları temizlemek en çok da engellinin sorumluluğunda. 
Eğer bu sahtekarlar önlenebilirse eminimki engellilerin hak ve ayrıcslıklarına erişimdeki bürokrasi çok daha aza düşecek, devletin engelliye hizmet sunumu çok daha kolaylaşacaktır.

Devlet ve engelli ortak çabasıyla; 
Engellileri, şahıs ya da kurumların iyilikseverliğine terk edilmeden, uygun kanunlar çıkarılan ve katı yaptırımlarla  yürütmesi sağlanan yarınlarda yaşamak ümidiyle. 

Kalın Sağlıcakla...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mustafa AYCAN Arşivi