KONYA HABER
Konya
Açık
26°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
41,1297 %0,34
48,0847 %0,42
4.561,39 % 1,16
Ara

Koronavirüs’ün getirdikleri

YAYINLAMA:

Her şey çok masum başladı.  O güne kadar elindekilerin kıymetini biliyordu, bildiğini sanıyordu. Hangilerini mi? Çok güzel bir sitede, domino taşı gibi sıralanmış apartmanda, dikey mahallede yaşıyordu. Son model olmasa da arabası vardı. Her hafta sonu alışveriş merkezi karşılığı verdiği arsasında geziye, alışverişe gidiyordu. Bankada dövizi, altınları vardı. Zaman akıp giderken, kimse elindekilerin kıymetini bilemeden günü yaşadı. 

Sevgiyi, sevmeyi, büyüklere saygıyı, ziyareti, küçükleri sevmeyi, sevdiklerimize kendimize vakit ayırmayı unuttu. Gün geldi “can” derdine düştü, “canım” dedikleri için endişelendi.

 O gün gelip, gözle göremediğimiz düşmanın, virüsün bizi tehdit etmesine kadar.  

Virüsü duyduğumuz an panikle alışveriş merkezlerine, marketler zincirine koştuk. Raflarda ne var ne yok hepsini aldık. Un, süt, yumurta, makarna, pirinç, nohut daha nicelerini aldık, depoladık. Korkuyla beraber gelen panikle algılamada güçlük yaşadık. Devlet depolarımızda yeteri kadar un, makarna var diye açıklamalar yaptı. Diğer taraftan da evinde kal, 14 kurala uy, sosyal izolasyona dikkat edelim çağrıları yaptı. Duymadı, duyduklarını anlamadı. Az ya da çok, borç ya da kredi kartı da olsa parası vardı.  Korku ve panikle her gün yiyecek içecek aldı.

Buraya kadar yaşanılanlar doğal, olabilecek karşılaşacağımız bir tabloydu.

Bu süreç bizi neyi öğretti? Aslına bakarsak çok şey öğretti. En önemlisi alın terini, emeği, bileğin gücünü öğretti. Topraklarımıza, hayvancılığa sahip çıkmayı öğretti. Bütün zorluklara rağmen gıda ihtiyacımızı karşılayan, yılmadan yorulmadan, umutla heyecanla üretmeye devam eden, varlığını unuttuğumuz emekçilerimizi, çiftçilerimizi hatırlattı.

Şehir hayatını seçen, bir karış toprağı görünce mutlu olan, sebzenin nerede nasıl yetiştiğini bilmeyen çocuklarımızla bizler!

Bizler geleceğe zorluklarının yanında umutla bakan yüreği güzel sizleri unuttu. Hâlbuki organik tarım adı altında yenilikçilerle karıştırdığımızda sizi unutmuştuk. Sizlerin yaptığı tarım organikti biz onu da anlayamadık.

Ve siz köylü, çiftçi!

Siz üretmez toprak işlemezse geleceğimiz yok olur.

Ve biz!

Toprak, su, ormanı korumak ve çiftçimize sahip çıkmak zorundayız.

Ve hepimiz!

Yüce Türk milleti olarak biliriz ki; her türlü felakette biriz, tek yumruğuz. Hatırladıklarımızı hiç unutmayalım.

Her zaman büyüklere saygı, küçüklere sevgi gösterelim. Köylünün milletin efendisi olduğunu unutmadan, köylümüzün çiftçimizin kıymetini bilelim. Saygı ve hoşgörüden ayrılmadan yaşayalım.

Sevgiyle kalın…

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *