Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) verilerine göre yalnızca ilk 10 ihracatçı ülke, 1,5 trilyon dolarlık küresel tarım ve gıda ticaretinin yaklaşık yarısını gerçekleştiriyor.
ENFLASYON YENİLEMİYOR
Dünya sofrasını kuranlar arasında Türkiye de var. Dünya gıda ihracatının yaklaşık yarısını yalnızca 10 ülke gerçekleştirirken, bu ülkelerin büyük bölümü tek haneli gıda enflasyonuyla fiyat istikrarını koruyor. Küresel ihracatta 14’üncü sırada yer alan Türkiye ise aynı gruptaki ülkeler arasında açık ara en yüksek gıda enflasyonuna sahip ülke olarak dikkat çekiyor. Uzmanlara göre üretim ve ihracattaki başarı, iç piyasada fiyat istikrarını garanti etmiyor. Lojistikten enerjiye, üretim maliyetlerinden arz zincirine kadar birçok unsur sofraya yansıyan fiyatları belirliyor.
HER GEÇEN YIL GERİYE GİDİYOR
Türkiye son 5 yılda her geçen gün geriye gitti. Küresel gıda ticaretinin ağırlık merkezi her geçen yıl daha da daralırken Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) verilerine göre yalnızca ilk 10 ihracatçı ülke, 1,5 trilyon dolarlık küresel tarım ve gıda ticaretinin yaklaşık yarısını gerçekleştiriyor. Tarım ve gıda ihracatının dünya genelinde stratejik öneminin arttığı bir dönemde DTÖ’nün 2024 yılı verilerine göre Türkiye, 31,4 milyar dolarlık tarım ve gıda ihracatı ile dünyanın 14. büyük gıda ihracatçısı olarak yer aldı. Tarım ve gıda ihracatının stratejik öneminin arttığı bir dönemde, Türkiye küresel ihracatta yüzde 2,1 pay elde etti. İhracat liginin başına ise ABD, Brezilya, Çin, Kanada ve Meksika çekiyor.
Türkiye başaramıyor neden enflasyonu yenmeyi başaramıyor?
Öte yandan ihracat ligine bakıldığında dikkat çeken başka bir tablo daha var. Dünyanın en büyük gıda ihracatçıları arasında yer alan ülkelerin önemli bölümü tüketici fiyatlarını kontrol altında tutmayı başarabiliyor. Türkiye ise aynı başarıyı iç piyasaya yansıtamıyor. Türkiye; gıda enflasyonunda diğer büyük ihracatçı ülkelerden sert bir şekilde ayrışıyor.
Makas ise gittikçe açılıyor. Örneğin Türkiye’de Mayıs ayında yıllık gıda enflasyonu yüzde 34’e dayanırken, aynı ligdeki ilk 15 ülkede çift haneli enflasyon sadece yüzde 33 ile Arjantin’de görülüyor. ABD’den gıda fiyatlarındaki yıllık artış yüzde 2-3 bandında seyrederken Kanada’da yüzde 3, Fransa ve Tayland’da yüzde 1 civarında bulunuyor. Çin’de ise zayıf iç talebin de etkisiyle gıda fiyatları geçen yılın altında kalıyor. Gıda ihracatı 144 milyar doları bulan Brezilya’da ve 50 milyar doları bulan Meksika gibi zaman zaman enflasyon baskısı yaşayan ekonomilerde bile gıda fiyat artışları yüzde 4 bandında kalıp Türkiye’nin oldukça gerisinde seyrediyor. Bu tablo, yüksek ihracat kapasitesinin tek başına iç piyasada düşük fiyat anlamına gelmediğini ortaya koyuyor.
DÜNYADA GIDA ÜRETİMİNDE REKABET ARTIK SADECE ÜRETİMDE DEĞİL
Özellikle son yıllarda enerji maliyetleri, iklim kaynaklı üretim kayıpları, gübre fiyatları, lojistik giderleri ve jeopolitik gerilimler küresel tarım ticaretini daha stratejik hale getirdi. Buna rağmen büyük ihracatçı ülkeler, güçlü depolama altyapıları, yüksek tarımsal verimlilikleri, gelişmiş lojistik ağları ve uzun vadeli tarım politikaları sayesinde fiyat dalgalanmalarını tüketiciye daha sınırlı yansıtabilmekte.
Bu arada Türkiye ise güçlü üretim altyapısına ve geniş ihracat ağına rağmen özellikle taze meyve-sebze, et, süt ürünleri ve işlenmiş gıda kalemlerinde yüksek maliyet baskısıyla karşı karşıya. Bu durum, küresel ihracatta üst sıralarda yer alan ülkelerin aynı zamanda tüketicinin en yüksek gıda enflasyonuyla karşı karşıya kaldığı ekonomilerden biri haline gelmesine yol açıyor.