Kamuoyunda Milli Güvenlik Siyaset Belgesi, nam-ı diğer "Kırmızı Kitap" olarak da tanınıyor. Peki bu kitabın içinde ne varı?
2024'DE GÜNCELLEME BAŞLADI
MGSB, devletin iç ve dış tehdit algılamalarını ortaya koyuyor. Gündemdeki değişikliklere göre belirli aralıklarla MGK toplantılarında güncelleniyor. Belgenin güncelleme çalışmaları en son 2024 başında başlamıştı.
Dönemin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 29 Kasım'da yaptığı bir konuşmada MGSB'nin "küresel ve bölgesel ölçekte meydana gelen gelişmeler doğrultusunda" güncelleneceğini söylemişti. Yılmaz, "Belgenin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde güncelleştirilmesi çalışmaları halihazırda devam etmektedir" demişti.
MHP'nin kadim lideri Alparslan Türkeş: 'Devletin kırmızı bir kitabı var' demişti ve Kırmızı Kitap'tan kamuoyunda bahseden ilk siyasetçinin Alparslan Türkeş olduğu iddia ediliyor. Türkeş, NATO'da kurmay subay olarak görev yapmış, muvazzaf askerken 27 Mayıs 1960'daki darbede aktif rol almış ve siyasete atıldıktan sonra Milliyetçi Hareket Partisi'nin (MHP) kurucusu ve ilk genel başkanı olmuştu. Türkeş'in “Devletin kırmızı bir kitabı var” dediği, bu kitabı 1961 yılında gördüğünü söylediği, adını ise şöyle açıkladığı öne sürülüyor: "Milli Güvenlik Politikasının Esasları.”
ESKİ BAŞBAKAN MESUT YILMAZ “DEVLETİN KIRMIZI ÇİZGİLERİ VAR”
Anavatan Partisi (ANAP) Genel Başkanlığı yapan Başbakanlardan Mesut Yılmaz da dönemin başbakanı Tansu Çiller'in Kürt sorunuyla ilgili bazı çıkışları üzerine şunları söylemişti: “Devletin kırmızı çizgileri var; böyle açıklamalar yapmadan önce Tansu Çiller'e küçük kırmızı kitabı okumasını tavsiye ederim...”
Öte yandan Doğru Yol Partisi (DYP) Genel Başkanı Çiller, Süleyman Demirel'in 1993'te cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra başbakan olmuştu.
KIRMIZI KİTAP NE ZAMAN OLUŞTU?
MGSB, Türkiye'nin 1952'de NATO'ya girmesinin ürünü olaraki fade ediliyor. Belgede ilk "güncelleştirilmenin" 1960'lı yılların ortasında yapıldığı düşünülüyor. O dönem Türkiye'de "Komünizm ve Sovyetler Birliği" birinci ve öncelikli "milli tehdit" unsuru olarak değerlendiriliyor, devletin tüm kurumlarının buna göre konumlanması ve hareket etmesi öngörülüyordu. Bazı çevrelere göre ülkede sistemin sol hareketlere yönelik sistematik baskısı da bunun eseriydi.
Ardından Kırmızı Kitap'ın daha önce 1973, 1992, 1998, 2005, 2010, 2015 ve 2019 yıllarında yenilendiği düşünülüyor. Gizlilik kaydı nedeniyle geçmiş tarihli belgelere ulaşmak mümkün değil. 12 Eylül 1980'deki askeri darbenin ardından 90'lı yıllarda belgede "bölücülük", komünizmle birlikte öncelikli tehdit kapsamına alındı. İran "dış tehdit unsuru" olarak belgeye geçirildi. 1992'de yapılan güncellemede Yunanistan ve Suriye de "dış tehdit unsurları" arasında sayıldı.
Öte yandan Türkiye'de kamuoyu MGSB'nin içeriğini ilk kez 1997 yılında öğrendi. Üzerinde "Çok Gizli" kaydı bulunan bu belge, aynı yıl köklü bir değişikliğe uğradı ve basına sızdı. Bu durum, Türkiye'de 28 Şubat süreciyle yeni bir döneme girildiğinin kamuoyunca bilinmesinin istendiği şeklinde yorumlanmıştı.
Bu dönemde 28 Şubat 1997'de yapılan MGK toplantısında irticayla mücadeleye yönelik kararlar alınmış ve Kurul, "laikliğin Türkiye'de demokrasi ve hukukun teminatı olduğunu" vurgulamıştı. 28 Haziran 1996'da Refah Partisi (RP) Genel Başkanı Necmettin Erbakan ve Tansu Çiller'in kurduğu koalisyon hükümetinde Erbakan, başbakan olmuştu.
Bu gelişme sonrası ordu siyasete müdahale etmeye başladı. Refahyol hükümetinin 28 Şubat 1997'de yapılan MGK toplantısı sonrası hızlanan bir süreçle düşürülmesi sonrası, 30 Haziran 1997'de 55. Hükümet kuruldu.
Yanı sıra ANAP lideri Mesut Yılmaz, Demokratik Sol Parti (DSP) ve Demokrat Türkiye Partisi'nin (DTP) kurduğu hükümetin başbakanı oldu. 31 Ekim 1997'de yapılan MGK toplantısıyla başlayan süreçle MGSB yeniden düzenlendi. Belgede, "Bölücü ve irticai faaliyetler, eşit ve birinci derecede önceliklidir... Siyasal İslam, Türkiye için tehdit unsuru olmaya devam etmektedir" dendiği iddia edildi.
Yine dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz da belgeye atıfla "Bundan böyle hiçbir yasa, genelge ve yönetmelik bu belgeye aykırı olamaz" demişti.
KIRMIZI KİTAPTA FARKLILIKLAR
Dahası 2010 yılında yenilenen belgede, o dönem kamuoyunda yakından tanınan cemaatler “iç tehdit” tanımından çıkarıldı. O dönem "cemaat" olarak tarif edilen Gülen yapılanması böylece belgeden çıkarılmış oldu. Oysa hareket geçmişte MGSB'nin eklerinde açıkça telaffuz edilmiş ve o dönem "Fethullah Gülen Hareketi" olarak tanımlanmıştı.
Yine aynı dönem çıkan haberlere göre belgenin ana metninde "irtica" ve "bölücülük" ifadeleri yer alıyor ancak "irticai faaliyetler" somuta indirgeniyor; El Kaide ve Hizbullah "aşırı dinci terör örgütleri" olarak tanımlanıyordu.
FETÖ VE PARALEL YAPI
15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminden bir yıl önce yenilenen MGSB'de ise Gülen yapılanması "Fethullah Gülen Cemaati" adıyla, daha önce çıkarıldığı "irticai unsurlar" bölümüne yeniden eklendi. Artık "iç tehdit unsurları" arasında "Paralel Devlet Yapılanması" da vardı. MGSB son olarak 30 Eylül 2019'da Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında yapılan MGK toplantısında ele alındı ve güncellendi.
Aynı toplantı sonrası yapılan açıklamada, "Ülkemizde, bölgemizde ve dünyada meydana gelen gelişmelerin milli güvenliğimize yönelik tesirlerinin tüm yönleriyle değerlendirilmesi suretiyle hazırlanan Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi görüşülmüş ve uygun bulunmuştur" denilmişti.