KONYA HABER
Konya
Parçalı az bulutlu
7°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,1388 %0.21
50,2459 %-0.08
10.220,96 % 0,91
Ara
BBN Haber Güncel Neden 1001 gün çile çekiliyordu: Mevlana Müzesi'ndeki Derviş hücreleri

Neden 1001 gün çile çekiliyordu: Mevlana Müzesi'ndeki Derviş hücreleri

Mevlana dergahındaki hücrelerde neden 1001 gün kalınır ve çile çekilirdi? 1001 gün sonra hücreden çıkana ne denirdi? İşte detaylar...

KAYNAK: Olcay Kurt
Okunma Süresi: 4 dk

Derviş yoksul anlamına gelmekte. Tarikatlara girenlere Derviş, hücre sahibi olanlara ise “Hücre-nişîn” , “Hücre Güzin” ve “Dede’ denilmekte.

Konya'da bulunan Mevlana'daki Dervişân Kapısı’ndan (Cümle Kapısı) sonra, iki küçük kubbeli bir geçiş mekânına, oradan da ön bahçeye geçilir.

DERVİŞ HÜCRELERİNİ KİM İNŞA ETTİRDİ?

Mevlâna Müzesi’nin batısında ve kuzeyinde yer alan ters L şeklindeki derviş hücreleri, III. Murat tarafından 992/1584 yılında inşa ettirilmişti. Derviş hücreleri Mevlevi dervişlerinin, Matbah-ı Şerif’te 1001 günlük hizmetlerini tamamladıktan sonra ikamet ettikleri odalar olarak örgütenmişti. Her odada iki dervişin kaldığı bilinmektedir. Derviş hücrelerinin bir kısmı da çelebi ve aşçıbaşı odası olarak kullanılmıştı.

17 RAKAMININ SIRRI

Dervişan Kapısı’nın iki yanında sıralanan derviş hücrelerinin sayısı on yedidir. Selimiye Camii avlusuna açılan Dervişan Kapısı ile Çelebi Dairesi’ne açılan ismini belirleyemediğimiz giriş bölümüyle beraber tüm hücrelerin üzeri kurşunla kaplanmıştı. Hücrelerle aynı büyüklükte yapılmış olan iki girişle birlikte derviş hücrelerinde on dokuz adet kubbe bulunmaktaydı.

Hücrelerin tamamı tek kubbeli olarak inşa edildi. Her hücrede bir ocak (şömine) dolap, sedir, mangal ve bazı dergâh eşyaları ile dışarıya ve koridora bakan birer ahşap penceresi ve yine revaklı koridora açılan bir kapısı bulunuyor.

1001 GÜN

Bu hücreler 1001 gün çilesini tamamlayan dedelere verilirdi ve kendilerine “Hücre nişin”, ‘Hücre güzîn” ve “Dede” denilmekteydi.

Hücrelerden girişin güneyinde yer alan dördü, halen bilet gişesi ve idarî bürolar olarak işlevseldi. Eskiden bu hücrelerden üçü “Aşçı başı”, “Türbedâr” ve “Tarikatçı başı” hücresi olarak kullanılıyordu.

Hücrelerin yıkılmadan orijinal haliyle bırakılan ikisi de kütüphane olarak hizmet vermekteydi. Bu kütüphanelerden birinde Mevlânâ Müzesinde Müdür, Kültür Bakanlığında Müzeler Genel Müdürü ve Müsteşar olarak görev yapan Mehmet Önder’in, bir diğerinde de Mevlânâ ve Mevlevîlikte ilgili yazdığı kitaplarla tanınan üstad Abdülbakî Gölpınarlı’nın Mevlânâ Müzesi’ne bağışladıkları kitaplar muhafaza edilmekte.

Dervişan Kapısı’nın üzerinde II. Mahmut’a ait tuğra ile III. Murat’a ait yapım kitabesi bulunmakta. Kapının ahşap taç örtüsünün alınlığında ise Mevleviliğin sembolü olan destarlı Mevlevi sikkesi yer almakta.

Derviş hücrelerinin yapım kitabesinde:

Şehi Sultân Murâd Han ibn-i Selîm Han
Yapub bu hanikâhı ordu bünyâd

Olalar Mevlevîler bunda sâkin
Okuna her seher vird ola irşâd

Görüb dil bu binâyı didi târîh
Büyût-i cennet-âsâ oldu âbâd 999, kıtası yazılı.

Hücrelerin önünde bir revak bulunurken, kubbe aralarında üzeri kurşunla kaplanmış bacalar var. Hücrelerin dışa bakan yönünde demir parmaklıklı birer pencere ile avluya bakan bir kapı ve penceresi vardır. Hücrelerin içinde ısınma aracı olarak kullanılan ocakla sedir ve dolaplar yer almakta.

DEDEGÂN HÜCRELERİ

İlk müze müdürü Yusuf Akyurt tarafından 1927 yılında çizilen Mevlâna Müzesi’nin dergâh dönemindeki planında derviş hücrelerine “dedegân hücreleri” denilmekteydi Çelebi Dairesi tarafındaki son iki hücrenin dışa bakan pencereleri sağırdı. Bu iki hücrenin önüne Rumeli Bekâr Mektebi yapıldığı için dışa bakan pencereleri planda kapalı gösterilmişti. Ayrıca günümüze gelememiş olan Mevlevihane’nin abdesthane kısmına geçişin derviş hücrelerinin kuzey tarafındaki Çelebi Dairesi önüne açılan girişten yapıldığı planda belirtilmişti.

1928 yılında derviş hücrelerinin dördü dışındakilerin araları açılarak koridora dönüştürülmüş; revaklar camekânlı hâle getirilmişti. Dervişan Kapısı’nın batısındaki iki oda şeyh odası ve derviş odası olarak düzenlenmiş, araları açılan hücrelerde ise arkeolojik eserler teşhir edilmişti. 1954 yılında yapılan yeni düzenlemede, hücrelerin koridora açılan pencerelerinin vitrinlerinde pazarcı maşası, keşkül, mütteka, teber, posta çantası, Mevlâna minyatürlü levha ile divit ve hokkalar, koridorun ikinci kısmında yer alan vitrinlerde Osmanlı Dönemine ait Bursa işi çatma ve kemha kumaşlar ile kadın elbiseleri sergilenmişti. 

Çelebiyan Kapısı’na doğru olan son iki hücrede Mehmet Önder ve Abdülbaki Gölpınarlı kütüphaneleri bulunmaktaydı. Derviş hücrelerinden Dervişan Kapısı’nın doğusunda yer alan dört hücre müze müdürlüğü tarafında idari bölümler ve bilet gişesi olarak kullanılmıştı. Ayrıca ziyaretçilerin bilgilendirilmesi için sinevizyon salonu düzenlenmişti.

2009-2010 yılında derviş hücrelerinde gerçekleştirilen restorasyon çalışmalarıyla, hücreler dergâh döneminde kullanılan konumuna getirilmiş; teşhir ve tanzim çalışmalarından sonra da odalar ziyarete açılmıştı.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *