KONYA HABER
Konya
Açık
17°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
46,6600 %0.12
53,1528 %0.09
10.022,75 % 1,67
BBN Haber Konya Haber Konya'da 12 metrekarelik dükkanda iğne ile dokuyarak geçen ömür

Konya'da 12 metrekarelik dükkanda iğne ile dokuyarak geçen ömür

Konya'da 68 yaşındaki Hasan Hüseyin Şenyıl, yaklaşık 40 yıldır el örgüsüyle yırtık, güve yeniği ve sigara yanığı oluşan kıyafetleri tamir ediyor.

Konya'da 12 metrekarelik dükkanda iğne ile dokuyarak geçen ömür
KAYNAK: İHA
Okunma Süresi: 3 dk

Konya'da 12 metrekarelik dükkanda başladığı terzilikte 55 yılı geçiren Hasan Hüseyin Şenyıl, 40 yıldır da iğne ile bir bir dokuyarak el örgüsü tamir ustalığının son temsilcisi olarak hizmet veriyor
Babasından devraldığı terzilik mesleğini 1971 yılından bu yana sürdüren 68 yaşındaki Hasan Hüseyin Şenyıl, yaklaşık 40 yıldır el örgüsüyle yırtık, güve yeniği ve sigara yanığı oluşan kıyafetleri tamir ediyor. Tarihi Bedesten Çarşısı'nda bulunan 12 metrekarelik dükkanında mesleğini sürdüren Şenyıl, iş yerinin 8 metrekaresinin kendisinin, 4 metrekaresinin ise kiralık olduğunu belirtti. Kaybolmaya yüz tutan mesleğin son temsilcilerinden biri olduğunu ifade eden Şenyıl, işi sürdürecek çırak yetişmemesi nedeniyle el örgüsü mesleğinin son temsilcilerinden olduğunu söyledi.

"Bu el örgüsünü makine değil fabrika dahi hiç kimse yapamaz"

Mesleğe 1971 yılında başladığını anlatan terzi Hasan Hüseyin Şenyıl, "Babam terziydi. Babam bu dükkanı 1955 yılında açmış. 1971'den beri bilfiil çalışmaktayım. Eskiden tüccar terziydik. Ceket, pantolon, pardösü, yelek, şalvar, her şeyi dikerdik. 86-87 yıllarında ben bu örgü işine başladım. Onu da arkada bir ustam vardı, ondan öğrendim. O da Allah rahmet eylesin rahmetlik oldu. Şimdi biz 86-87'den bu tarafa örgü işine devam ediyoruz. 71'de terziye başladım. 86-87'de bu örgüye başladım. İki sene sıkıntı çektim. Hakikaten bu örgü işi daha bir sıkıcı iş, sabır işi. Bunu iğne ile bir bir dokuyoruz. Bu sabır işi. Bu el örgüsünü makine değil fabrika dahi hiç kimse yapamaz. Ufak, parça, delik olduğu için. Fabrika büyük başlı dokur. Ama böyle sigara yanığı, güve yeniği gibi yerleri biz kendi ipliğimizle 10-15 santimetre ufak ipliklerle iğneyle elde dokuyoruz. Ceket, pantolon, gömlek, süveter, yelek, hatta ayakkabı, spor ayakkabının dahi örgüsünü yaptık. Adam kıymetli diye getirmiş. Ben de ‘değmez bunu yapmaya' dedim. ‘Arkadaş al bu kıymetli bir şey, al paranı yap' dedi. Biz de yaptık. Fileli ayakkabısını dahi dokuduk" dedi.

"Kolay para kazanmak yok, emek ister"

Bugün kaliteli elbiselerin örmeye değer olduğunu ama ucuz elbiseleri örmeye gerek olmadığını söyleyen Hasan Hüseyin Şenyıl, "Atsın onun yenisini alsın. Şu anda ben tek kaldım ama bunu da öğrenecek kimse yok. Biz de yaşlandık, rahmetlik olursak bundan sonra bu iş Konya'da biter. Türkiye'de 20-30 kişi, 40-50 kişi belki çıkar. Başka yerlerde de bana iş gönderenler oldu. ‘Bizim burada yok böyle bir iş yapan' diye. Mesela bana Kütahya'dan iş gönderdiler. Ben burada yaptım kargo ile tekrar gönderdim. Mersin'den geldi yaptım gönderdim. Az iş de bu örgü işi, zor iş, sabır işi. Hemen şipşak olsun, hemen para kazanayım öyle bir şey yok. Kolay para kazanmak yok, emek ister" ifadelerini kullandı.

"Burası 12 metrekare, 4'ü kira 8'i benim kendi dükkanım"

Gençlerin bu mesleğe sabretmesi durumunda örgücü olabileceğini ifade eden Şenyıl, "Ama başta bir terzi olmalı. Terzi olmazsa olmaz. İlla terzi olacak. Terzi olduktan sonra bu örgüyü öğrenmesi lazım. Bu iş terzi olmazsa yapılmaz. Muhakkak temelde terzilik şart. Biz alıştık, ömrümüz burada geçti. Burası maneviyatı çok yüksek bir yer. Bedesten içi, Kapu Camisi, Aziziye Camisi yanımızda. Yani ezan okunuyor hemen camiye koşuyoruz, bulunmaz bir nimet bizim için bu. Burası 12 metrekare, 4'ü kira 8'i benim kendi dükkanım. Benim çok işime yarıyor. Burayı benden başkası kullanamaz. Çünkü çıkacak yeri yok. Emekliyim, burada böyle vakit, ömür geçiriyoruz. Eski işlerimiz de kalmadı şu anda, işler çok durgun" diye konuştu.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız