KONYA HABER
Konya
Açık
5°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,3979 %0.08
51,6936 %0.04
11.428,63 % -0,80
Ara

RUJ ETKİSİ

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Bu soru oldukça ilginç değil mi? Ya da ilginç mi? Belki de bu soruyu da sormayı artık bıraktık. Çünkü sürdürülebilir bir ekonomik kriz, belirli alışkanlıkları değiştirdi, yerine yeni alışkanlıklar edindik.

Nihayetinde hayat bazen vazgeçme üzerine de kurulur. Kafelerin dolu olması, insanların lüks giyinmesi refahın değil, umutsuzluğun kanıtı olabilir mi?

Uzmanları ekonomide buna ‘ruj etkisi’ diyor.

Bugün ülkede yaşadığımız durum başka ülkelerde yaşanmış. İnsanlar uzun zaman çok büyük sıkıntılarla mücadele etmişler. Aynı bizim ülkemizde olduğu gibi bu kriz bir kısım insanları zengin etmiş. Bir kısım insanları “şükre” sevk etmiş, bir kısım insanları da alış veri yönlendirmiş.

Kaybedecek hiçbir şeyin yoksa kaybedecek hiçbir şeyin yoktur.

İnsanlar kriz döneminde ev ya da araba gibi büyük hayallere ulaşamayacağını anladığı anda parayı biriktirmekten vazgeçiyorlar.

O parayı, kendilerini anlık olarak iyi hissedebilecekleri ulaşılabilir lükslere harcıyorlar.

Lüks tüketim zenginlikten değil, geleceğe duyulan inançsızlıktan kaynaklanmakta.

O elbise, o ayakkabı, ya da kafelerde içilen bir fincan kahve: ‘Ben de varım, beni de sayın’ deme çığlığı olarak ifade ediliyor.

Günümüzde orta sınıf olmak, o lüks kahveyi alabilmek demek anlamına geliyor.

Dolayısıyla insanlar bazı şeylerde veya birçok şeyden zaman içinde vazgeçiyor. Bu zoraki vazgeçiş, bazı yeni alışkanlıkları da beraberinde getirebiliyor.

Buradan bakınca insanlar göründüğü gibi de değiller göreceğimiz üzere. Bu tüketim mesaj yüklü. Bu mesaj yerine ulaşabiliyor mu? O ayrı bir konu. Ancak bizim geleneğimizde sosyolojik çalışmalar çok yapılmaz. Sosyoloji uzak durulması gereken bir alandır. Hatta sosyoloji felsefe gibi hiç bulaşılmaması gereken bir alandır. Toplumu öğrenmek, toplumun dinamiklerine nüfuz etmek, onların ne istediğine göre her alanda üretim yapmak seçimle de gelse baskıcı iktidarların gündeminde olmaz. Çünkü bu tür iktidarlar kendilerini “baba” yerine koydukları için baba ne getirdiyse, baba ne verdiyse odur. Bunu kabul etmemek itaatsizlik olarak kabul edilir ve cezalandırılır.

Böylesi bir durumda kriz altında yaşayan insanların yapabileceği tek bir gündelik pratik kalıyor, yiyip içmek, gezip tozmak ve zaten köklü bir değişikliğe yetmeyecek parayı/parasını bu şekilde harcamak. Ruj etkisi bundan. Görünme ama bu görünme arzusu aslında mesaj içeriyor, okumak isteyene.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *