KONYA HABER
Konya
Açık
23°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
45,4014 %0.09
53,3732 %-0.19
11.235,30 % -0,50
Ara

İdeal İnsan-3

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Eğer kişinin sahip olduğu ilim ona kibir veriyorsa ne kadar donanımlı olursa olsun ‘alim’ olamaz. Belki zeki olabilirler ama akıl yoksunu-beyin fakiridirler. Farkında olmadığı şey bilmenin insana üstünlük değil, mes’uliyyet getirdiğidir. Yunus boş yere mi söylemiş; “ilim ‘kendin’ bilmektir” diye…
Bilgi bir yandan da ‘kitap yüklü eşekler’ tanımlamasının muhatabıdır. İlmin insanı kemâlâta taşıması gerekir, 'kem âlât'a değil... İlmin kibir, irfanın da vakarla ilgili olduğunu, ilmin varlık, irfanın yokluk merkezli olduğunu da not edelim.
Her insan bir yönüyle ve diğerine karşı güçlüdür; aynı zamanda da zaafiyet sahibidir. Gücü para ya da makamla ilişkilendirmek bir çobanın insanı kaba kuvvetle tanımlamasına benzer.
Kibirlenene karşı kibirlenmek sadaka imiş… Müslümanın izzetini korumak için olsa gerek… Kibirli insan nereden bilsin ki; izzetin ne olduğunu…
Para sizi ezmesin, siz onu ezin... Eğer itibar ederseniz o sizi ezmiş olur, etmezseniz de siz onu…
Kişi ‘özgüven’e ihtiyaç duyuyorsa ya bir kompleksi vardır veya olduğu gibi gözükmek istemiyordur. Hakikatten yana olanın neden böyle bir derdi olsun ki…
Bir kişi ne kadar 'ben' diyor ya da bu hissiyatı yaşıyorsa; bir o kadar cahil demektir. Eğer bu kişi bir miktar da mürekkep yalamışsa cehalet yaşadığı mürekkebin miktarına göre katlanarak artar. Bir yandan da gerçekte Allah'a ait olan şeyi kendisine maletme çabasıdır bu… Bunu bilmeyerek yapıyorsa cahil, bilerek yapıyorsa da Ebu Cehildir.
"Kibir bir ağırlıktır, bu ağırlıktan kurtulmadan yükselemezsin. Kibir Allah'ın hâkimiyet alanına girip ona savaş ilan etmektir. Kibirli kimse kendisinde olanı başkasında görmek istemez, izzetli insan ise sizin de kendisindeki güzelliğe sahip olmanızı ister" (alıntı).
Kibir kişiye tuğyan hissi yaşatır. Hani vardır ya Kur’an’da; ‘innehu tağa’ diye; işte o... Firavuna hitaben söylenmiştir zira... Başlangıç noktası da insanın iç dünyasındaki varlık iddiasıdır. Bu yüzden; personeli olan bürokrat ya da asistanı olan akademisyen, hatta baba, koca, hoca gibi pozisyonlar bünyesinde bu potansiyeli barındırmaktadır. Siyasal erk sahipleri ise çok daha derin bir tehdit altındadır. Peşinde koşuşturanları siz düşünün atık...
Bütün bunlar kibirli Titanik gibi batmaya mahkûm... Ya da Challenger  gibi düşüp parçalanmaya... Her ikisi de Allaha meydan okumuştu çünkü… Kibirleriydiler bir başka deyişle… Biri battı gitti. Diğerinin parçaları bile bulunamadı.
Kibirli kimse kendisince size zavallılık gözüyle bakar. Kendisini ilim sahibi zanneder ama irfanın, hikmetin adını bile duymamıştır belki de…. Öyle ya; ‘başarı’ putu oracıkta dururken ne diye bir zavallı’ya (!) itibar etsin…
Çağın narkozu, uyuşturucusu olan ‘başarı putu’ (tabir Yusuf Kaplan’a aittir) sürekli pompalanıyor modern insanın bilinçaltına... İrfan kökünden gelen marifet; kariyer sahibi olmak, herkesin önüne geçmek, başkalarının sırtından yükselmek olarak öğretiliyor. Umur-u hariciye, umur-u dâhiliye olmuş bir başka deyişle... Ya da Allah’ı tanımak olan marifet başarı putu ile yer değiştirmiş…
Sözgelimi Nobel Ödülünü almak bir başarıdır. Nobel ekonomi ödülünü aldığınızı düşünün mesela... Diyelim gecenizi gündüzünüze kattınız, çol-çocuk, hısım-akraba, cenaze-düğün her ne varsa hayatınızdan çıkardınız ve yaptığınız çalışmalar size Nobel ödülünü getirdi. En büyük ödül olduğuna göre en başarılı da siz oldunuz. Amacınız Nobel ödülünü almaktı ve Nobel zihniyetine en iyi hizmeti siz ettiğimizden bunu da size layık gördüler. Dünya sizi tanıdı, itibarınız zirve yaptı ve siz de aldığınız ödülle (1.1 milyon dolara karşılık gelen 11 milyon İsveç Kronu) ömrünüzün sonuna kadar müreffeh bir hayat yaşadınız. Sonra 99 yaşına geldiniz ve emri hak vaki oldu. Şimdi ne olacak... Başarıların ve sana itibar edenlerin seni kurtarma ihtimali var mı... İtibar ve başarı istemiştin ve elde ettin... Ama bitti işte...
Bakın ne diyor Kur’an (......) "Allah’a eş koşup da kendilerine zulmedenler, azabı gördükleri zaman, (anlayacakları gibi) bütün kuvvet (ve kudret)in Allah’ta bulunduğunu ve Allah’ın azabının, gerçekten çetin olduğunu keşke (önceden) bilselerdi." (2-165).

 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *