KONYA HABER
Konya
Az bulutlu
22°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
46,5161 %-0.01
53,2309 %-0.01
10.238,49 % 0,00

ACAYİP HİKÂYELER VE DİĞER GEVEZELİKLER

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

“Bir kitap düşünün ki kitabın kahramanı ‘kitap’ olsun” (Yılmaz, 2025). Arka kapak yazısındaki bu ilk cümle çarpıcı değil mi? Bizi kitaba davet eden bir cümle değil mi?
“Biz der Hume, yalnızca aklını kullanan varlıklar olarak kalmayız, aynı zamanda hakkında akıl yürüttüğümüz nesneler arasında da yerimizi alırız” (Hume, 2009, 12) ifadelerini kullanır.
Sahi, “Hayatımı yazsam roman olur!
Bu klişedir ama gerçekten de insanın hayatı hikâyelerden oluşur. Var olma eğilimimiz ve inadımız bizi hikâyeleştirir. Cioran “Kendine karşı düşünme” pratiğine “Keşiflerimizin hemen hemen tümünü öfkelerimize, dengesizliğimizin azıtmasına borçluyuz” diye başlar (Cioran: 2016, 10). Bu anlamda edebiyat ve sanat dengesizliğin dengesidir. Yazar ve sanatçılar söylemek isteyip de söyleyemediğimizi söylerler. Çarpıtırlar, kırarlar, bükerler… Zaman ve mekân da onlara uyum sağlar.
Gözler karanlığa, günün yorgunluğuyla lekelenmiş zihinler nihayet görmemeye ve görülmemenin rahatlığına alıştı” (Yılmaz, 2025: 7).
Ahmet Yılmaz’ın Acayip Hikâyeler ve Diğer Gevezelikler kitabının ikinci cümlesi bu. Bir davet cümlesi. Sadece kitaba değil, kendi öykümüze bir davet. 
Stefan Zweg’in Dünya Fikir Mimarları adı altında İş Bankası Yayınlarından çıkan ve büyük yazarların hayatlarıyla birlikte eserlerini incelediği kanımca son derece mükemmel eserlerde benim en derinden etkileyen şey, incelenen yazarın yazdıklarının da yaşadıklarıyla, yaşadıklarının da yazamadıklarıyla birbirinin içine geçmesi, birbirini mayalaması değildi. Zweg’in orada ortaya çıkardığı bir alt metin vardı ve bu alt metin, ne yazarı ne de yazılanı ifşa değil, bir insan hikâyesinin arkeolojik kazısıydı kanımca. 
Jung’un, “Benim kitaplarımın her biri kadirin istediğidir” ifadesinde anlam bulan da bu arkeolojik kazının ruhunu oluşturur. Dolayısıyla arkeolojik kazıdan bahis, bir hikâye kitabı içinde insan, zaman, mekân ve diğer bütün felsefi, psikolojik ve sosyolojik olgulara ruh üfleyen olaylar içinde, yazarın elini tutmadan gezintiye çıkmak. 
Ahmet Yılmaz da Acayip Hikâyeler ve Diğer Gevezelikler daha ilk satırda elini çekiyor elimizde. Bizi kendi halimizde acayip hikâyelerini ve diğer gevezeliklerini kendi kendimizin keyfetmesi için. Kahramanlar, mekânlar, olaylar tam da Hume’un ifade ettiği gibi bize akıl yürütmeye itiyor. 
“Oku!”
“Aklet!”
Seçme hakkı dedikleri yanılsamayla (s. 31) satırlardan oluşan nehri sağ salim geçebilmek için çare yokluksa yol olacaktınız (s.33). Aşağılık dünyayı ve içinde kaynayan kazını ciddiye almak (s. 33) için belki de kaldırımların emzirdiği şairle şöyle bir çarpışmanız gerekir (s. 34.)
Bir hikâye kitabından beklentimiz nedir?
Ahmet Yılmaz bize ayna tutar: “Bir gün geri dönmeye niyetim olmasaydı, sokağın başında felaketimi ıskalayan rüzgârla bile yumruk yumruğa dövüşecektim.” (s. 35)
Öyle ki “Taşın altında taşın kendiliği yorar zihnimi. Yer değiştirdikçe değişip bozulur kimyası ruhun.” (s. 35)
Şiirsel imgeler, insana felsefi, psikolojik, sosyal, mekâna sosyolojik bir bakış; rüyalarımızı alt üst edecek kadar derin ama uykuda olmayan bir kalemin, Ahmet Yılmaz’ın kaleminin hem hikâyelerdeki kahramanların kaderiyle hem de bizim kaderimizle yetişkin bir çocuk gibi oynayışı…
Sahi bir hikâye kitabından beklentimiz nedir? 
Peki, “Hiç kimsenin dağı”na (s. 43) çıkarak oradan dünyaya bakmak nasıl bir pratiktir? 
Bazen yazarlar kalemleriyle ütüler hayatımızı ve ütülendikçe buruşuruz. Gözlerimiz kapanır ve yüzümüzle seyrederiz (s.45) dünyayı. 
Lafı fazla uzatmak istemiyorum. 
Kitaplara doğum tarihlerimize göre çağrılmıyoruz. Ancak her kitabın bir çağrısı vardır duyan için.
Öyle ya hasta değiliz tıpkı sonbaharda yaprak döken ağaçlar gibi; mazuruz; okuyarak iyileşiriz. Okumak yolculuk içinde bir yolculuk, bir sağalma ritüelidir. Sözcüklerin tedavi yöntemi ilkbaharda bir ağacın dirilmesi gibidir. 
Seneca “Eskiden dostluk istenirdi, günümüzde ganimet isteniyor” der (Seneca, 85). Ganimet isteğimiz kitap olsun.  Okuduğun kitap senin yazdığın kitaptır. 
Okuyucu kararını bir kitabı okurken verir: “Hayatım bir hikâye mi değil mi?
Yazın okuyabileceğiniz kitaplar listesine Ahmet Yılmaz’ın Acayip Hikâyeler ve Diğer Gevezelikler kitabını almanızı da tavsiye ederim. 
Okuyalım ki hayat okuduğumuz yerden silinmesin.
Kitabı internet üzerinden isteyebileceğiniz adres: BKY 
Kaynaklar:
Ahmet Y. (2025), Acayip Hikâyeler ve Diğer Gevezelikler, Babıail Yayınları, İstanbul 
Cioran, M.E. (2016), Var Olma Eğilimi, Metis Yayınları, Çev. Kenan Sarıalioğlu, İstanbul
Hume, D. (2009), İnsan Doğası Üzerine Bir İnceleme, Çev. Ergün Baylan, BilgeSu Yayıncılık, Ankara
Jung. C. G. (2009), Anılar, Düşler, Düşünceler, Çev: İris Kantemir, Can Yayınları, İstanbul
Seneca (2018), Ahlak Mektupları, Çev: Türkan Uzel, Jaguar Kitap, İstanbul
 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız