KONYA HABER
Konya
Açık
29°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
46,5009 %0.04
52,8993 %-0.08
9.823,40 % -2,20

Mutlak Zaman Geçicidir

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

* Bazı şeylerin sınırsız, sonsuz, koşulsuz, değişmez veya zorunlu olmadığını anlamalıyız artık. Bunların başında da hayatın ölçüsü olan zaman var. En kıymetli şey zamandır. Teknolojik tüm gelişmeler zaman için yapılıyor. Birim zamandaki maliyetten dolayı ekonomi de önem sırasında ikinci sırada geliyor. Paranızla teknoloji alabilirsiniz ama aldığınız teknoloji siz aldığınız andan itibaren artık eski teknolojidir. Zamanla yenileniyor ve gelişiyor. Her insan için geçerli olan değişim gibi. Aynı insan zaman geçtikçe aynı insan kalamaz. Teknolojiyi üreten ve elinde tutanlar, yeni bir sınıf yaratacak boyuta erişti. Amerika’da ki 7 teknoloji şirketi olan Apple, Microsoft, Google, Amazon, Meta, Nvidia ve Tesla, 14 trilyon $ piyasa değeriyle, ABD gelirinin %66’sına eşit oldu. Bu güçle kural koymaya başladılar. Elon Musk’ın uzay şirketi SpaceX, ABD’de halka arz süreci resmen başladı. SpaceX yaklaşık 1,25 trilyon dolar değerinde. Musk’ın şirketteki çoğunluk payı nedeniyle sahip olduğu hissenin değeri ise 600 milyar doların üzerine çıkacak. Halka arz 1,75 trilyon dolara kadar ulaşacak. Dünyanın en varlıklı insanı olan Musk’ın toplam servetini 1 trilyon dolar üzerine taşıyacak. Sizin saatlik ücretiniz ne? Hayatınızın toplam ederi ne?

 

* Başımıza gelenler 4 şartla oluyor. Sayısal dediğimiz matematik gibi fen bilimleri ile uğraşanlar gelişmeye değişmeye sebep olurken, sözel dediğimiz avukat, şair, yazar gibi hayata mana katmaya çalışan somut olmayan her şeye somut değeri taşımaya çalışıyorlar. Sonunda olacaklar çok belli. Sözel bütün meslekler yorumla olduğu için her zaman farklı farklı olduğu için kaybolacaklar. İkna ve algı işlemez artık. Sözelciler iktidarda ise ekonomi berbat olur. Sayısalcılar muhalefette ise ekonomi yine berbat olur. Etkisiz diye bahsettiğim kısım sadece konuşan iş yapmayan sözelcilerdir. Abartmayı çok severler ezel, ebet, mutlak kelimelerini çok kullanırlar. Dikkat edin sendikalarda partilerde boş boş konuşanlara, hangi üniversiteden hangi bölümden mezun olmuşlar. Yetki ile etkiyi asla karıştırmamalıyız. Yetki günümüz için geçerlidir. Etki zamana çok bağlı değildir. Güç, güçle işbirliği yapma doğasındadır. Ulus devlet aktörlerinin teknolordlarla çatışması bir yere kadar kaçınılmaz olsa da daha sonra iş birlikleri doğacak ve hayatımıza şirket devlet kavramı girecek. Türkiye bu sürecin hiçbir yerinde yok. Genelde teknolojiyi üretmeyen ama çokça kullanan olduk. Fakat her yeni teknoloji, kendi yönetim, paylaşım, üretim modelini de var ettiğinden başımız belada denilebilir.

 

* Türkiye’de sosyal yardım alan hane sayısı son yıllardaki artışla birlikte 4,5 milyon sınırını aşmış durumdadır. Bu hanelerde yaşayan birey sayısının ise ortalama hane halkı büyüklüğü hesaplamalarına göre 16 ile 18 milyon arasında olduğu, yani ülke nüfusunun yaklaşık %20’sinin sosyal yardımlarla geçindiği resmi ve kurumsal raporlara yansımaktadır. Türkiye ekonomisine yönelik hedef ve politikaların yer aldığı 2026 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı'nda sosyal yardıma muhtaç hane sayısı 4,5 milyonu aştı, GSS prim borcunu ödeyemeyen kişi sayısının ise 9,5 milyona dayandı. Türkiye’de derin yoksulluk verileri, ürkütücü tabloya işaret ediyor. Ailesinden alınma riski taşıyan çocuk sayısı 171.000’ni aşarken, 11,8 milyon kişi aşırı yoksulluk içinde yaşıyor. Resmi istatistiklere göre, ailesi en temel ihtiyaçlarını karşılayamadığı için devlet korumasına alınma riski taşıyan çocuk sayısı 171.895’e ulaştı. Bu sayı, 2018’de 122.489 seviyesindeydi. Bakanlığın okul ziyaretlerinde sosyoekonomik açıdan risk altında olduğu değerlendirilen çocuk sayısı ise 64.158 olarak kayıtlara geçti. Yılın ilk 4 ayında 3.461.452 haneye elektrik tüketim desteği, 669.653 haneye ise doğalgaz desteği sağlandı. Ocak ayından bu yana yapılan tespitlerde 10.888 hanenin oturulamayacak derecede eski, bakımsız ve sağlıksız olduğu belirlendi. Türkiye’de 65 yaş üstü nüfus 9 milyon 112 bin kişiye ulaştı. 2030’da her 7 kişiden 1’inin, 2060’ta ise her 4 kişiden 1’inin 65+ olması öngörülüyor. TÜİK’e göre yaşlı nüfusun %23,3’ünün yani yaklaşık 2 milyon 123 bin kişinin yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olduğunu belirtiyor. Türkiye’de yoksulluk, ekonomik hatalardan kaynaklanan geçici bir sorun değildir. Birikim rejimi ve emek rejimi tarafından bilinçli biçimde üretilen kalıcı bir yapıdır. Düşük ücretler, güvencesizlik, işsizlik baskısı ve borçlanma mekanizmaları birbirini tamamlayarak sermaye birikimini sürekli kılar. Yoksulluğun ortadan kaldırılması yalnızca sosyal yardımlar veya kriz yönetimiyle mümkün değildir. Üretim ilişkileri, bölüşüm mekanizmaları ve emek rejimi köklü biçimde sorgulanmadıkça sistem değişmez.

 

*Sonuç olarak, Türkiye’de yoksulluk kalıcı gibi 108 haneden 91’i çocuklarına sabahları beslenme koyamıyor. Derin yoksulluk bir erişememe halidir. Sadece gelir yoksunluğu değil gıdadan temiz suya, barınmadan eğitime, sağlıktan kültüre kadar insana yakışır bir yaşam hakkından mahrum bırakılmaktır. Bu durum bir insan hakları ihlalidir. 

108 haneden 97 hane gıda güvencesizliği yaşıyor. 93 hane çocuklarının okul masraflarını karşılamakta zorlanıyor. 71 hane son iki yılda en az bir kez elektrik, su veya doğalgaz kesintisi yaşıyor. 84 hane evsizlik korkusu yaşıyor. 51 hane kirasını ödeyemediği için birden fazla ev değiştirmiş. 93 hane sağlık giderlerini karşılayamıyor. 22 çocuk örgün eğitimi bıraktı, bu çocukların 15 yaş üstü olanları çalışmaya başladı. Her 10 çocuktan biri yeni giysi alamıyor, her 10 çocuktan biri taze meyve-sebze tüketemiyor, her 13 çocuktan biri et, tavuk veya balık içeren yemek yiyemiyor, her 4 çocuktan biri bir haftalık tatil masrafını karşılayamıyor. 15–17 yaş grubundaki çocuk işçilerin oranı %24,9’a yükseldi. Yani her dört çocuktan biri işçi olarak çalışıyor. Kurban olamayız. Yalan söyleyemeyiz. Yoksulluk o kadar azalsın ki fakirlik suç sayılsın.

 

 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız