Konya’ya yaz geldi: Şimdi keşfetme zamanı
Güzel Konya bugünlerde yaza merhaba demenin heyecan ve coşkusunu yaşıyor. Bu sene kış oldukça uzun sürdü. Bahar yağmurları, Kırkikindiler derken yaz bir türlü gelmemişti. Nihayet Haziran ayıyla birlikte artık yaza gerçek anlamda merhaba diyebildik.
Anadolu bozkırlarının ortasındaki bir kentte yaz mevsimi… Düşününce ne kadar da zor ve bunaltıcı değil mi? Düşünürken bile bozkırın ortasında ağustos sıcağında harman yapan çiftçilerin karesi göz önüne geliyor. Ya da sinemalarda sıklıkla rastladığımız gibi sıcak esen rüzgarlar tozu toprağa katıp birkaç diken parçasını sürüklüyor…
Ama öyle değil… Konya, bozkırın ortasındaki bir vaha gibidir. Konya, yeşiliyle serin sularıyla ünlüdür. Belki de Konya’ya en çok yakışan mevsim yazdır. Sıcaktır, bunaltır, terletir, yorar ama bu şehrin yazı da keyiflidir.
Toroslara sırtını yaslamış yaylalara gittiniz mi mesela? Göz alabildiğince yeşillikler, çiğdemler, papatyalar, sümbüller…
Ya da Dipsiz Gölü keşfettiniz mi?
Huzur veren doğasıyla Hisarlık Yaylasını…
Karpuz çatlatan o meşhur Aygır Dibi Şelalesini…
Çağlar boyu bereketin simgesi olmuş İvriz’i…
Bozkır’ın doğa harikaları Dikilitaş, Sülek, Sarıot, Çağlayan ve Arslantaş yaylalarını…
Bartlı’yı, Bolay’ı, Çetmi yaylalarını…
Eğrigöl’e uzandınız mı hiç?
Başka yerde göremeyeceğiniz tarihi sarnıçları…
Doğa ve tarihin iç içe olduğu Kral Yolu’nu…
Akgöl Sazlığını, Adaköy tarihi su değirmenini…
Dünya’nın nazar boncuğu Meke’yi, obrukları…
Sarayları, köprüleri, antik kentleri…
Camileri, çeşmeleri, mağaraları…
Saymakla bitmiyor değil mi?
Gelin Konya’yı keşfedin.
Hatta işe Gedavet rüzgarları eşliğinde Meram Çayı kenarında bir çay yudumlayarak başlayın. Sonra Karatay’ın gül bahçesini, Selçuklu’nun çiçek bahçesini gezer yavaş yavaş rotayı ilçelere kırarız.
Konya’nın keyfini çıkarın...