KONYA HABER
Konya
Açık
20°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
46,1031 %0.13
53,1624 %0.14
10.405,79 % -0,70

Ders(derd)imiz ACI

YAYINLAMA:

Acı başkasının ise ders ve ibret, başında ise bela telakki ediliyor.

Şule Gürbüz´den okudum bu cümleyi ve hemen huzurlarınıza yetiştirdim. Ben dursam parmaklarım durmuyor. Eh, benim de yaşamdaki sınavım bu galiba. Parmaklarımın peşinde koşmak. Şikayetçi de değilim. Çünkü kalbim biliyor ki ben okumak ve yazmak için yaratıldım. Büyük de bir laf ettim şimdi. Oysa büyük lokma ye büyük konuşma derler. Ben tam tersini düşünüyorum. En azından bazı anlar var ki tam tersini yapmalısın. Hatta büyük lokmayı çoğu kez de yeme. Malum kilo alması var, hastalığı var. Hem küçük ye ki biraz da başkalarına kalsın. Biri yer biri bakar ise kıyamet garantidir dimi, üstelik de acılar dizi dizi inci olur tespihlerimizde.

Tespih dedim de anneannecim geldi aklıma. Bana da hediye etmişti birkaç tespih. Gözüm gibi bakarım hepsine. En güzel yere astım evimde. Uğurum onlar benim. Bir de kocaman bir şalı vardı anneannemin. Bende şimdi. Güç alıyorum ondan. Vaktiyle verdiği öğütler karanlıklarda ışığım şimdi. Meğer hiç anlamazmışım o altın kaplama öğütlerin, elmas değerli sözlerin kıymetini. Neyse, her bir şey vaktine gebedir ve şükürler olsun ki o vakitler de gelmiştir. Namaz sûrelerini ezberletmişti bir bir. Kardeşim ve kuzenlerimle oturur, önünde teker teker okuduk. Gülerdik bir yandan. Çocukluk işte, sağımız yaramazlık solumuz oyun, önümüz arkamız sobeydi. O nasıl bir mutluluktu ama yetişkinlikte pek uğramadı yanımıza. 

Şimdi ben o günleri anarım bir elimde tespih bir elimde kitap kalem ve dünya da umurumda olaraktan. Bize bir umur verilmiş ve tokadan başka bir şeyler takmak inisiyatifimize bırakılmamış. Dürüst olalım. Takacağız. Zaten başka yolumuz yok. Acı da bize bu durumda eşlik edecek. Ediyor da. Şimdi mesele şu ki acı ders mi yoksa bela mı?

Şule Gürbüz Hanım diyeceğini demiş. Peki sen ne diyorsun? 

Bazı kimseler vardır ki acının biber olanına bile razı değildir. Geçtim ki ucu sonu belirsiz soyut bir acıya “evet” desin. Valla ben de evet´lemek istemem acıyı, ne yalan söyleyeyim. İşte gel gör ki ister ibret ister bela telakki et, gelip buluyor bu acı denen illet. “Yahu ben sipariş etmedim bunu” diyorsun, bu kez inadına porsiyon porsiyon geliyor. Açık büfe mübarek. Kaşık kaşık ye. İki gözümün çiçeği…

Gel daha gel diyeceksin ki bir şaşıracak senin ki.

Alayı kaçarken bu divane, neden beni çağırır ki diyecek.

Hatta sen elini beline dolayacaksın, düelloya davet edeceksin.

Gönüllü olacaksın onunla muhabbete.

Sonra bir bakmışsın ki giymiş fistanlarını, hadi bana eyvallah deyip gidiyor acı- bacı ya da acı-birader. 

Acı'yı da cinsiyetleştirdim, görüyor musun?

E normaldir, yaşamda her şey dişi ve erkek.

Acı'nın başı kel mi?

Her bir şeyi gür onun. Hele sen bir kere otur da candan bir sohbete tutuş, şaşar da kalırsın acıdaki tatlı gürlüğüne. Üstü acı, altı tatlı. Yok artık. 

Bir kere cesur olur da besmele duymuş şeytan gibi kaçmazsan ondan, cennete bilet bile kesebilir sana. Nerden mi biliyorum? Senin hayat hikâyenden tabii ki. E defalarca acılar çekip de bugünlere sağ salim ulaşmadın mı? Hatta bazı acılara iyi ki yaşanmış demedin mi? 

Bu hamur daha çoook su götürür. Devamkee..

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız