Tek Bir Gül Yaprağı
Bu kez gül yaprakları düştü aklıma. Mis gibi koktular. Üstelik bunun mevsimle de bir ilgisi yok. Güller dışarıda değil içimde meşk etmedeydiler. Öyle çok konuştular ki size selamlarını aktarmak zorunda kaldım. Solmayı bile göze almışlardı erkenden. Yani o kadar önemsiyorlardı size gönderecekleri selamı.
Selam deyip geçmemek lazım. Bir kahvenin kırk yıl bir selamın ise sonsuz hatırı vardır. Çünkü seni anlıyorum, seni görüyorum, sıfır noktasından sana kalbimi açıyorum demektir.
Hele böyle bir çağda, 21. asrın yargılarla dolu çöplüğünde daha da kıymetlidir “hakiki bir selam”.
İnsanın en büyük ihtiyacının yine insan olacağı bir dönemdeyiz. Kaybolmuşluğun hüküm sürdüğü bu asırda ne yapay zekâ ne para ne makam ne de başka bir nane kurtaramayacak kimseyi.
Hele şu yapay zekâ meselesini bir kurcalamak gerek.
Evet harika bir şey tabii ki. Acayip de işe yarıyor ama Yaradan Rabbim´in insana bahşettiği o gözünü sevdiğim bilinç var mı onda? Kocamaaan bir “hayır” cevabı cuk oturur buraya. Seni dinlerken gözlerinin içine bakabilir mi, sessizlikte dahi iletişim kurabilir mi? Beyni var ama kesinlikle empati yeteneği yok. Beyin değil ki tek konu o beynin aracılık ettiği bilinç. Yani O´nun bilinci. O´nun zihni.
Gül yaprakları da O´ndan selam getirmişler. Demiş ki O: “Tek bir gül yaprağının sesi bile kulakları sağır etmeye yeter.” İşitebilene yer gök vahiydir aslında değil mi? Ama öncelikle gözleri vardır görmezler, kulakları vardır duymazlar, kalpleri vardır ama hissedemezler zavallılığından bir çıkabilmek lütfuna mazhar olmak gerek. Büyük nasiptir o ve ne yazık ki herkes erişemez. Daha doğrusu erişmek istemez. Yapay zekayı yeterli bulur çünkü.
Gel gör ki insan ruhunu, kalbini hissederek bir bağ kuramaz yapay zekâ. Ama Sen ve Ben kurabiliriz. İşin tadı tuzu anlamı da budur zaten. Ne kadar empati o kadar huzur dersek hiiiç abartmış olmayız.
Bizim türümüzün ayırıcı özelliği de empati yeteneğimiz. Kilometrelerce öteden bile telepatik biçimde iletişim kurabiliyor olmamız. Bedenimiz küçük de olsa zihnimizle, bilincimizle yaşamın tamamına temas edebiliyor olmamız. Allah vermiş. Armağan etmiş hepimize. Fark edip kullanmak tek vazifemiz. İşimiz zor değil aslında. Ama işte ömrü az olur diye ne selamına yüz veriyoruz gülün ne de yâr yoldaşlığına.
Ömrü az değildir ve harika bir öğretmendir gül aslında. Yaprakları defter, dikenleri kalemdir. Kökleri derinlerdedir. İnsanları da çok sever. Solmak, kaderi gibi görünse de işin aslı yüksek bir teslimiyettir. Çünkü yaradılışın gerçek sırlarını bilir. “Yok olmak” diye bir şey yoktur. Her bahar açar da açar. Dikenlerin bastığı kitapları kuşatır bahçeleri. Beyaz, kırmızı, pembe her dilden konuşur.
Tam şu an ne diyor biliyor musun, “İnsanın, insanlığı hisseden, kalpten anlayan ve destekleyen rehberlere ihtiyacı var ve sen bu yazıyı okuduğuna göre kesinlikle bir rehber ruhsun…”
Gül´den bir buket yolladım sana. Buralarda kal…