Tek Cümle, Tek Kader, Tek Son
* Basit bir hikâye bu hafta anlatmak istediklerimi, özetliyor. İnsan iradesini küçük bir dokunuşun nasıl devasa felaketlere yol açabileceğini anlatan klasik bir şeytan hikâyesidir bu. Hikâye, domino etkisiyle büyüyen bir zincirleme trajediyi özetler olayın başlangıcında şeytan, inek sağan bir kadının yanındaki buzağının ipini hafifçe gevşetir. İpi gevşeyen buzağı koşup annesini emmek isterken süt kovasını devirir. Sütü ziyan olan öfkeli kadın, buzağıya vurup onu öldürür. Yavrusunun öldüğünü gören inek, kadını tekmeyle öldürür. Olayı gören kayınpeder ineği vurur, silah sesini duyup gelen koca, karısını ve annesini ölmüş, babasını da elinde silahla görünce babasını vurur ve ardından pişmanlıkla intihar eder. Şeytan, ben sadece ipi gevşettim, insanlar bunu da bana mal edecekler der. Tek cümleyle toplumun tamamının kaderi değişir mi? EVET
* Özel sektör öğretmenleri ve mülakat mağduru öğretmenler, düşük taban maaşları, mülakat sistemini ve güvencesiz çalışma koşullarını göstermek amacıyla eylem yaptılar. 13 gün süren açlık grevleri ve çok sayıda gözaltının yaşandığı protestolar, öğretmenlerin taleplerinin kamuoyunda ses getirmesi ve NATO toplantısı dolayısıyla sona erdi. TÜİK verilerine dayandırılan tahminler, ilkokul çağındaki öğrenci oranında ciddi bir daralma bekliyor. 2030 yılına kadar ilkokula başlayacak öğrenci sayısının yaklaşık %21 oranında azalması ve sınıfların 5’te 1’nin boş kalması bekleniyor. TÜİK verileri, Türkiye’nin son yıllarda yalnızca düşen doğum oranlarıyla değil artan yurt dışı göçle de nüfus kaybı yaşadığını ortaya koydu. Son 10 yılda net göç dengesi 2023’ten itibaren negatife dönerken, özellikle Türk vatandaşlarının yurt dışına göçünde hızlanma dikkat çekti. Türkiye’ye 2016-2025 döneminde toplamda 3.668.554 göçmen gelirken, 2.480.130 kişi de çıkış yaptı. Kurs, turizm, bilimsel araştırma vb. nedenlerle 90 günden kısa süreli vize veya ikamet iznine sahip yabancılar ile geçici koruma statüsüyle ülkede bulunan Suriyeliler nüfusa dâhil değildir. Sonuç olarak her yıl 100.000 öğretmen mezun oluyor. 1 Milyon bekleyen öğretmen ve norm fazlası öğretmenlerle birlikte durum çok vahim. 17 Milyon öğrencinin olduğu ülkemizde mezun olanlar motor alarak kuryeliğe başlıyor veya marketlerde ucuz ucuz çalışıyor. Tek cümle ile kaderlerini ve sonlarını seçiyorlar.
* 2025-2026 eğitim öğretim yılı raporunda 954.000 öğrencinin örgün eğitim dışında kaldı. Raporda 1 yılda 1775 devlet okulunun kapatıldığı 348 yeni özel okulun açıldı. Resmi olarak ülkemizde 16.906.000 öğrenci bulunurken devlet okullarının sayısı azaldı, özel okullarının ki ise arttı. Ülke genelindeki devlet okulu sayısının 61.111 olduğu vurgulandı. 14.352 olan özel okul sayısının 14.700’e çıktı. Okul öncesi eğitimde ise özel okulların oranı %41'e ulaştı. Rapora göre 954 bin 777 öğrenci örgün eğitim dışında. Devlet okuluna kayıtlı öğrenci sayısının 15.336.143 iken özel okullara kayıtlı olanların sayısının ise 1.539.579 oldu. Ortaokul seviyesinde de eğitimden kopuş var. 75.000 Ortaokul öğrencisinin sistemden koptu. Buna göre bir önceki eğitim-öğretim döneminde 5.160.544 olan ortaokul kademesindeki öğrenci sayısı 2025-2026 eğitim-öğretim döneminde 5.085.890'a geriledi. Ülke genelinde 945.162 öğretmeninin kadrolu, sözleşmeli öğretmen sayısının ise 64.509, ücretli öğretmenlik sistemine kayıtlı eğitimci sayısının 80.000’nin üzerinde oldu. 23 yılda yalnızca 819.890 öğretmen ataması yapıldı, her 100 öğretmenden sadece 14’ünün ataması yapıldı. Eğitimde şiddet son dönemlerde artış gösterdi, İstanbul’da öğretmen Fatma Nur Çelik'in hayatını kaybetmesi sonrasında, Urfa Siverek ve Maraş’ta yaşanan silahlı saldırılar unutulmamalı. Okullarda yaşanan şiddet olaylarının bugün eğitim sisteminin en yakıcı sorunlarından biridir. Polisiye önlemlerin çözüm olmaz ve bu yaklaşımlar okulları hapishane modeline dönüştürme riski taşıyor.
*Sonuç olarak, MEB’de ayrımcı mülakatlarla karşılaşan öğretmenler, iktidarın kamuoyuna açıkladığı biz de mülakatı kaldırıyoruz sözünün peşindeler. Ancak bu sözün ardından gelen efendim mülakat gibi mülakat yapacağız sözünün yol açtığı hayal kırıklığını da yaşıyorlar. Mülakatlar ayrımcılığın, yandaşlığın, kayırmanın aracı haline geldi. Milli Eğitim Akademisi, ayrımcılığın daha ince yollarını döşüyor; üniversitelerde eğitim fakültelerinin değerini sorgulatıyor. Gençler okumakla okumamak arasında kaldı. Türkiye'de yaşayan 15-29 yaş grubundaki gençlerin karşı karşıya kaldığı geçim sıkıntısı ve sosyal yalıtım ise artık uluslararası raporlarda. Resmi verilere göre, ülkemizdeki her 7 gençten 2'si yoksulluk riski taşıyor, her 10 gençten 1'i en temel insani ihtiyaçlarını dahi karşılayamayacak durumdadır. Tek cümle tek kader tek son…