KONYA HABER
Konya
Açık
27°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
46,6600 %0.12
53,1528 %0.09
10.022,75 % 1,67

Senin Masanda Ne Var?

YAYINLAMA:

Edip Cansever´in şu şiirini candan bir muhabbetle okumanı rica ediyorum senden. Umarım kırmazsın beni. E hadi çekildim aradan birazdan girmek üzere…

Masa Da Masaymış Ha

Adam yaşama sevinci içinde

Masaya anahtarlarını koydu

Bakır kâseye çiçekleri koydu

Sütünü yumurtasını koydu

Pencereden gelen ışığı koydu

Bisiklet sesini çıkrık sesini

Ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu

Adam masaya

Aklında olup bitenleri koydu

Ne yapmak istiyordu hayatta

İşte onu koydu

Kimi seviyordu kimi sevmiyordu

Adam masaya onları da koydu

Üç kere üç dokuz ederdi

Adam koydu masaya dokuzu

Pencere yanındaydı gökyüzü yanında

Uzandı masaya sonsuzu koydu

Bir bira içmek istiyordu kaç gündür

Masaya biranın dökülüşünü koydu

Uykusunu koydu uyanıklığını koydu

Tokluğunu açlığını koydu.

 

Masa da masaymış ha

Bana mısın demedi bu kadar yüke

Bir iki sallandı durdu

Adam ha babam koyuyordu.

 

Yaa işte böyle. Masa da ne masaymış ki bunca yüke itaat etmiş, etmiş de nereye kadar orası bir muamma. Nihayetinde bunca ısıya kar mı dayanır diye bir laf vardır. Iııh, dayanamaz. Dünya sana kalacak da olsa ki ikimiz de gerçeği biliyoruz, “kalmayacak”, o masayı boşaltacaksın biraz. Zira masanın da bir canı var. Çünkü o masa sensin. Yükle usta yükle, nereye kadar peki? Bahsettiğim sadece seni yoran, üzen şeyler değil. Sevinçlerin, övünçlerin de bir zahmet çekip gitmeyi bilecek. Onlar da masum değil sandığın kadar. Hepsinin son kullanma tarihi var. Çok süslü gösteriyorlar sana hayatı. Al pul içinde şaşırıyorsun yolunu, unutuyorsun kendini. Çarptığı kayaların parçaladığı bir kayığa dönmen işten bile olmuyor sonra. Kibri sevmiyor Yaradan, biliyorsun. Aşırıya kaçan ne varsa dengelenmek için canhıraş biçimde çalışıyor. Başarılı oluyor koşulsuzca. Çünkü evrenin formülü sıfır. Yani denge noktası. Yer gök matematiğe âşık. Bir artıya bir eksi, bir güzele bir çirkin, bir hastalığa bir şifa, bir çıkışa bir iniş “ce eee” demeden yetişiyor. Erkek kadınla, barış savaşla, güneş ayla, problem çözümle, karanlık ışıkla yoğruluyor, sıfırlanıyor. Geriye “Bir” kalıyor. Masada hepsi “Bir” yani. Biz insancıklar, yani sen ve ben, ayrılık yanılsamasında olunca gözümüz ya çözümü görüyor ya problemi ya derdi ya şifayı ya kadını ya erkeği. Oysa masamızda bunların hepsi. Bir ölüme bir yaşam. İkisi de “Bir.” Masamızda sadece “O” var. Şimdi bunu bilme zamanı. Buralarda kal…

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız