Tahammülsüz Çöp
* Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Kurum, depozitolu plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajlar için vatandaşlara iade edilen teşvik bedelini 1 Temmuz 2026 itibarıyla 1TL yaptı. Paket su satanlar ise resmi gazeteyi okumuş olacaklar ki en küçük suya 1,5 TL zam yaptılar. Bakan ise vatandaşlara 4,5 milyon TL kazandırdık diye açıklama yaptı. Karbon başımıza bela mı oldu. Depozito toplama sayesinde çevresel temizlik, ekonomik tasarruf, düşük karbon salımı ve kaynak verimliliği olur. Çöp yerine toplanan ambalajlar, ülkemize maddi kazanç sağlar, yerli üretimin hammadde maliyetini düşürür ve istihdam oluşur. Doğada kaybolması yüzlerce yıl süren plastik, cam ve alüminyum gibi yüksek değerli maddelerin çöpe gitmesi engelleniyor. Belediyelerin yükü hafifliyor. Toplanan atıklar sayesinde sokakların temizliği kolaylaşıyor. İade makinelerinin üretimi, bakımı, atıkların toplanması ve fabrikalara taşınması yeni bir sektör olarak istihdamı artırıyor. Karbon ayak izimiz küçülüyor. Çevre kirliliğinin azalmasıyla ülkeler dolaylı olarak turizm değerlerini de korur ve geliştirir. Sistemin tam kapasite devreye girmesiyle her yıl 25 milyar ambalajın toplanması ve ülke ekonomisine yıllık 30 milyar TL doğrudan katkı sağlanacak.
* Ücretler konusunda ise Avrupa ülkeleri 11-18 TL olarak geri dönüşümü %96’lara kadar çıkarmış durumda. İstihdam konusunda durum gelişince bakılacak çünkü gençler motosikletlerle kurye kargocu olmayı tercih ediyor. Turizm konusunda son 3-4 yıldır Avrupa ülkeleri tercih ediliyor. Yurtdışından tatile gelen azaldığı gibi Avrupa’da yaşayan vatandaşlarımız da bu yönde tercih yapıyor. Türkiye, küresel çapta en çok turist çeken ülkelerden biri konumundadır. 2025 yılı verilerine göre Türkiye, yaklaşık 64 milyon uluslararası ziyaretçi ağırlayarak dünya genelinde 4. sıraya, 65,2 milyar dolarlık gelir ile de 7. sıraya yükseldi. Gelirlerin 2026 yılında 68 milyar dolara ulaşması bekleniyor. En çok turist Rusya, Almanya ve İngiltere'den gelen turistlerdir. Deniz, kum, güneş, uygun fiyat ve zengin tarihi miras tercih sebebidir. İç turizmde ise toplam turizm harcamalarındaki payı %27 gibi düşük bir seviyede kaldı ve iç turizm henüz salgın öncesi rakamlara ulaşamadı. Turizm sektörün ülkenin gayrisafi katma değerine katkısı sadece %5,1 oldu ve istihdam içindeki payı ise %3,7'dir.
* Kalkınma yolunda ve Türkiye Yüzyılında yapılacak daha fazla olacaktır ama bunlar için neler daha olmalı bakalım. Teknoloji şirketlerinin yapay zekâ altyapısı ve veri merkezleri için yaptığı harcamalar, finans sisteminde eksen kayması yaptı. Geçmişte şirketlerin yeni yatırımlar yapmamasından şikâyet eden kurumsal yatırımcılar, bugün harcanan yüz milyarlarca dolardan ürkmüş durumda. Şirketlerin yüksek harcama çılgınlığı piyasa dengelerini de sarsıyor. Halka arzlar yoluyla piyasalardaki likiditenin çekilmesi, finansman maliyetlerinin yüksek kalmasına katkıda bulunuyor. Paranın pahalılaştığı bir iklimde, güven veren yapısal reformları hayata geçiremeyen ülkeler, ihtiyaç duydukları doğrudan yatırımları çekmekte zorlanıyor. Türkiye carry trade olarak adlandırılan kısa vadeli kaynaklara bağımlı oldu. Sıcak para Merkez Bankası rezervlerini kısa vadede desteklese de kalıcı olmuyor. Jeopolitik veya dünya çapında bir krizde ülkeyi hızla terk ediyor. Kaldı ki bizde sürekli bir hareketlilik yaşanıyor. Yılın ikinci yarısında gerçekleşecek Anthropic ve OpenAI halka arzları, finansal piyasalardaki nakdi daha da sıkıştıracak. Sermayenin yön değiştirdiği bu yeni süreçte, içerideki kronik sorunların çözümünü ertelemek Türkiye için pahalıya mal olacak ve ciddi bir zaman kaybımız olacak. Likidite savaşlarında ayakta kalmanın yolu, geçici pansumanlardan değil, yapısal dönüşümün kendisinden geçiyor. Dünya Altın Konseyi'nin verilerine göre, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), mayısta gerçekleştirdiği 3 tonluk satışla birlikte 2026'nın ilk 5 ayında toplam 81 ton net altın satışı yaptı ve yılın en büyük resmi altın satıcısı oldu. Aynı dönemde Polonya ve Çin başta olmak üzere birçok merkez bankası altın alımlarını sürdürürken, ankete katılan merkez bankalarının %45'i önümüzdeki 12 ayda altın rezervlerini artırmayı planladığını bildirdi.
*2026 Yılı yatırımcılar için dünyanın en güvenli ülkesi İsviçre oldu. İsviçre'yi Danimarka ve Norveç takip etti. İlk 10'da 9 Avrupa ülkesi var, Avrupa dışından listeye girebilen tek ülke Singapur oldu. Ülkeler; makroekonomik istikrar, hukukun üstünlüğü, altyapı kalitesi, tedarik zinciri güvenliği, doğal afet riski, iklim değişikliğine karşı direnç, siber güvenlik ve kamu kurumlarının etkinliği gibi çok sayıda kriter üzerinden değerlendiriliyor. İsviçre, Danimarka, Norveç, İsveç, Lüksemburg, Finlandiya, Almanya, Hollanda, Singapur, Belçika, Avusturya, İzlanda, İrlanda, Kanada, Avustralya, Çekya, Slovenya, Birleşik Krallık, Fransa, Japonya, Güney Kore, Yeni Zelanda, İspanya, Portekiz, Estonya, Letonya, Malta, Litvanya, İtalya, Polonya, Birleşik Arap Emirliği, Katar, ABD, Bahreyn, Şili, Suudi Arabistan, Umman, Slovakya, Hırvatistan, Macaristan, Uruguay, Kosta Rika, Malezya, Tayvan, Kıbrıs, Kuveyt, Romanya, Bulgaristan, Yunanistan, Meksika ilk 50. Ülkemizle çoğu konuda kıyaslanmayacak ülkeler bile listede.
* Sonuç olarak, Singapur 1967’de Dünya Sağlık Örgütü kirli bölge ilan etmiş. 1968 yılında başlatılan Keep Singapore Clean kampanyasıyla çöp olmayan ülke oldu. Çöp atmayı alışkanlık haline getiren halkı eğitmek yerine doğrudan yüksek para cezaları ile halk davranışlarını hızla değiştirdi ve sokaklar gerçekten temizlenmiş oldu. Böylece temizlik, bir yurttaşlık görevi olmaktan çok devlet politikası haline geldi. Kamu alanlarının temizliğinden sorumlu 80.000’den fazla profesyonel temizlik çalışanı var. Sokaklar günde birkaç kez süpürülüyor, parklar düzenli kontrol ediyor ve kamu alanlarını neredeyse anında çöpten arındırıyor. Çöpe tahammül edilmez.