ÇOCUK OKUTMAK KOLAY DEĞİL!
Bir yanda kırtasiye, servis, yemek, kıyafet… Diğer yanda çocuklarımızın geleceği
Okullar açıldı…
Çocukların yüzünde ayrı bir heyecan var.
Yeni çantalar…
Defterler…
Kalemler…
Silgiler…
Kitaplar…
Yeni okul kıyafetleri…
Kimi servise biniyor, kimi toplu taşımayla okula gidiyor, kimi ailesinin imkânlarıyla götürülüp getiriliyor.
Anne babaların ise yüzünde başka bir telaş var:
“Bu ay nasıl yetişeceğiz?”
Çünkü çocuk okutmak gerçekten kolay değil.
Hele birden fazla çocuğunuz varsa…
İşte o zaman okul zilinin sesiyle birlikte evin hesap makinesi de çalışmaya başlıyor.
Kırtasiye masrafı…
Kitap masrafı…
Okul kıyafeti…
Ayakkabı…
Servis…
Yemek…
Sınavlar…
Etütler…
Etkinlikler…
Derken eğitim öğretim yılının daha ilk günlerinde aile bütçesi ciddi bir yükün altına giriyor.
Ben de elinizden öper üç çocuk babasıyım.
Üç çocuğun eğitim masraflarını karşılamaya çalışırken bunun ne kadar zor olmaya başladığını bizzat yaşayanlardanım.
Bazen bir çocuğun ihtiyacı diğerine ekleniyor.
Birinin kitabı…
Ötekinin ayakkabısı…
Diğerinin kırtasiye ihtiyacı…
Sonra servis…
Sonra yemek…
Ve her veli ister istemez oturup hesap yapıyor.
Devlet kitap veriyor ama kitap masrafı bitmiyor!
Burada hakkını teslim edelim.
Devletimiz uzun yıllardır öğrencilere ücretsiz ders kitapları dağıtıyor.
Bu gerçekten önemli bir hizmet.
Eskiden ailelerin ciddi paralar ödeyerek aldığı ders kitaplarının bugün öğrenciye ücretsiz ulaştırılması küçümsenecek bir şey değil.
Ama bir de işin başka tarafı var.
Devlet kitabı ücretsiz veriyor, öğretmenlerimiz ise üzerine kitap yazdırıyor!
Bir kitap yetmiyor.
İkinci kitap…
Üçüncü kitap…
Yardımcı kaynak…
Test kitabı…
Deneme…
Ek çalışma…
Bunların her biri aile bütçesine yeni bir yük.
Elbette öğretmenlerimizin öğrencilerinin daha iyi öğrenmesi için kaynak istemesini anlayabiliyorum.
Eğitimde farklı kaynaklardan faydalanmanın elbette yararı vardır.
Ancak burada biraz ölçü gerekiyor.
Çünkü her ailenin ekonomik gücü aynı değil.
Bir öğretmenin sınıftaki bütün öğrencileri için istediği yardımcı kaynak, bazı aileler için küçük bir harcama olabilir.
Ama bazı aileler için ciddi bir külfettir.
Bir öğrencinin çantası dolarken, başka bir ailenin bütçesi boşalıyor.
Bunu da görmek gerekiyor.
Çocuklarımız bugün çok daha şanslı
Bütün bu eleştirileri yaparken bir gerçeği de teslim etmek gerekiyor.
Bugünün çocuklarının sahip olduğu fiziki imkânlar, bizim çocukluğumuzla kıyaslanamayacak kadar iyi.
Daha güzel okullar…
Daha modern sınıflar…
Akıllı tahtalar…
Bilgisayarlar…
Laboratuvarlar…
Spor salonları…
Kütüphaneler…
Çeşitli sosyal alanlar…
Teknolojik imkânlar…
Çocuklarımız bilgiye çok daha kolay ulaşabiliyor.
Bir kitap almak için şehrin öbür ucuna gitmeleri gerekmiyor.
İnternet var.
Kütüphaneler var.
Dijital kaynaklar var.
Okullarda bugün geçmişte hayal bile edemeyeceğimiz imkânlar bulunuyor.
Ve açık söyleyelim:
Çocuklarımızın bir dediği iki edilmiyor.
Çantası olsun…
Ayakkabısı olsun…
Tableti olsun…
Bilgisayarı olsun…
Kıyafeti olsun…
Kitabı olsun…
Anne baba, kendi ihtiyaçlarından kısıyor ama evladının ihtiyacını karşılamaya çalışıyor.
Çünkü anne babalık biraz da böyle bir şey.
Kendinden kısmak, evladına vermek…
Bizim zamanımızda böyle değildi
Bizim çocukluğumuzda imkânlar bugünkü kadar geniş değildi.
Bir defterin kıymeti vardı.
Bir kalemin kıymeti vardı.
Kitabın kıymeti vardı.
Ayakkabımız eskidiğinde hemen yenisi alınmazdı.
Çantamız yıllarca kullanılırdı.
Bugün ise çocuklarımızın önünde çok daha fazla seçenek var.
Bazen çocuklarımız bir şey istediğinde “Hayır” demeye kıyamıyoruz.
Çünkü kendi çocukluğumuzdaki yoklukları biliyoruz.
“Biz yaşayamadık, onlar yaşasın.”
diyoruz.
Ama burada da başka bir sınır ortaya çıkıyor.
Çocuğun her istediğini almakla, çocuğu mutlu etmek aynı şey değil.
Bazen çocuğa yokluğu da öğretmek gerekiyor.
Bazen “Şimdilik alamayız.” diyebilmek gerekiyor.
Çünkü hayat her zaman istediğimiz her şeyin önümüze geldiği bir yer değil.
Asıl mesele çocuklarımızın geleceği
Bütün bu masrafların arasında aslında hepimizin ortak bir amacı var:
Çocuklarımız okusun.
İyi bir eğitim alsın.
İyi bir insan olsun.
İyi bir meslek sahibi olsun.
Kendi ayakları üzerinde durabilsin.
Kimseye muhtaç olmasın.
Milletine, memleketine faydalı olsun.
Ahlaklı olsun.
Vicdanlı olsun.
Çalışkan olsun.
Ve hayat karşısına ne çıkarırsa çıkarsın, dimdik durabilsin.
Bunun için anne baba olarak elimizden geleni yapıyoruz.
Bazen kendi ihtiyaçlarımızdan vazgeçiyoruz.
Bazen kredi kartına yükleniyoruz.
Bazen borçlanıyoruz.
Bazen “Bu ay da böyle geçsin.” diyoruz.
Çünkü evlat söz konusu olduğunda insanın hesabı değişiyor.
Ama biraz da aileleri düşünelim
Eğitim sadece okulun meselesi değil.
Eğitim aileyi de doğrudan ilgilendiriyor.
Bu nedenle eğitim öğretim yılı başında alınan her kararın aile bütçesine etkisini de düşünmek gerekiyor.
Okul kıyafeti…
Servis…
Yemek…
Kırtasiye…
Yardımcı kaynak…
Etkinlik…
Gezi…
Sınav…
Ve daha birçok kalem…
Hepsi üst üste geldiğinde ortaya ciddi bir rakam çıkıyor.
Özellikle üç, dört çocuklu ailelerde bu yük daha da ağırlaşıyor.
Bu nedenle öğretmenlerimizden ve okul yönetimlerimizden de ricamız şu:
Mümkün olduğunca velinin ekonomik durumunu düşünelim.
Her aile aynı gelire sahip değil.
Her çocuğun arkasında aynı ekonomik imkânı olan bir aile yok.
Bir çocuğun yanında eksik bir kalem gördüğümüzde, onun ailesinin imkânlarını sorgulamak yerine çocuğun mahcubiyet yaşamamasını sağlayalım.
Çünkü eğitimde fırsat eşitliği sadece okul binasıyla olmaz.
Ekonomik şartların da hesaba katılması gerekir.
Çocuklarımız bize emanet
Bütün bu telaşın, masrafın ve sıkıntının sonunda elimizde kalan en büyük nimet yine evlatlarımız.
Onların sağlıklı olması…
Mutlu olması…
Güzel bir eğitim alması…
İyi insan olması…
Bize yeter.
Bazen bir okul çantasının fiyatına kızıyoruz.
Bir kitabın fiyatına şaşırıyoruz.
Servis ücretini duyunca içimiz yanıyor.
Ama akşam evimize geldiğimizde çocuğumuzun yüzüne baktığımızda bütün hesapları bir kenara bırakıyoruz.
Çünkü evlat başka bir şey.
Dünyanın en güzel emaneti…
Rabbim bütün evlatlarımızı korusun
Yeni eğitim öğretim yılının bütün çocuklarımıza hayırlı olmasını diliyorum.
Rabbim evlatlarımızı hayırlı eylesin.
Zihinlerini açık eylesin.
İlimlerini artırsın.
Bahtlarını açık eylesin.
Yollarını açık eylesin.
Karşılarına iyi insanlar çıkarsın.
Kötü arkadaşlardan, kötü alışkanlıklardan, kötü niyetli insanlardan muhafaza eylesin.
Anne babalarının yüzünü güldüren evlatlar eylesin.
Öğretmenlerine saygılı, arkadaşlarına merhametli, büyüklerine hürmetli nesiller yetiştirsin.
Vatanını, milletini, ailesini ve insanlığı seven gençler nasip eylesin.
Ve biz anne babalara da onların eğitiminde doğru yolu bulmayı, maddi ve manevi olarak üzerimize düşeni hakkıyla yerine getirmeyi nasip etsin.
Son söz
Evet…
Çocuk okutmak kolay değil.
Hele üç çocuk okutmak hiç kolay değil.
Bunu yaşayan bilir.
Kırtasiye listesinin başına oturup hesap yapan bilir.
Kitap parasını öderken düşünen bilir.
Servis ücretini duyunca iç geçiren bilir.
Okul kıyafeti alırken “Biraz daha uygununu bulabilir miyiz?” diye araştıran bilir.
Ama bütün bu zorlukların yanında şunu da bilelim:
Bugünün çocukları gerçekten önemli imkânlara sahip.
Bizim görevimiz onlara sadece istediği her şeyi almak değil.
İyi insan olmayı öğretmek.
Çalışmayı öğretmek.
Şükretmeyi öğretmek.
Paylaşmayı öğretmek.
Sorumluluk almayı öğretmek.
Ve sahip olduklarının kıymetini bilmeyi öğretmek.
Çünkü çocuklarımızın çantası ne kadar dolu olursa olsun, gönülleri boşsa bunun bir anlamı yok.
Kalemleri, kitapları, tabletleri, bilgisayarları olabilir.
Ama asıl ihtiyaçları;
ahlak, merhamet, vicdan, çalışkanlık ve güzel bir karakterdir.
Rabbim bütün evlatlarımızı tekrardan bizlere bağışlasın, göz aydınlığı ve hayırlı evlatlar eylesin.
Bütün öğrencilerimize başarılar, bütün öğretmenlerimize kolaylıklar, bütün anne babalara da sabır ve güç temenni ediyorum.