Kocaeli'de ailesiyle tatil yaptığı konaklama tesisinde havuza düşen dört yaşındaki Seyit Hamza Arvasi yaşamını yitirmesi, havuz ve deniz tartılarını yeniden gündeme taşıdı.
Yaz sıcaklarının gelmesiyle serinlemek ve keyifli vakit geçirmek için havuzlara ilgi artıyor. Ancak çocuklar ve aileler arasında büyük bir ilgi oluştu. Düzenli şekilde klorlandığı için temiz olduğu düşünülen havuzlardaki enfeksiyon riskini göz ardı etmemek gerekiyor.
Uzmanlar, çocukların tercihi tatilde bile genellikle deniz yerine havuz olduğuna dikkat çekerken en temiz havuz bile denizden daha kirli olduğu iddia ediliyor. Dolayısıyla ailelere tatildeyken havuz yerine denizi tercih etmelerini öneriliyor.
Aynı uzmanlara göre deniz suyunun sağlık açısından birçok faydası da vardır. Öncelikle denize giren bir kişi sonraki kış daha az sayıda enfeksiyona yakalanıyor.
ALERJİSİ OLANLAR dikkat
Öte yandan havuza girmek orta kulak enfeksiyonlarına yol açabiliyor. Özellikle çocuk alerjik yapıdaysa burun, sinüzit ve alerjik öksürüğe yol açabilmekte. Dolayısıyla alerjisi olan çocuklara suya dalmamaları ve su altından gitmemeleri tavsiye ediliyor.
Havuz ozonla temizlense bile şebeke suyuyla doldurulduğundan klorlu su içermekte, bu da östaki kanalının iyi çalışmamasına dolaysıyla burun ile orta kulakta doluluğa yol açabiliyor.
HAVUS SUYU İÇİLİR Mİ?
Uzmanlar havuzun sindirim sistemi enfeksiyonlarına da yol açabileceğine dikkat çekerken bu durumun en çok 5 yaş altı çocuklarda görüldüğünü söylüyorlar. Başta norovirüs ve shigella başta olmak üzere, çocukların havuz suyunu içmelerinin engellenmesi gerekliğinin altını çiziyorlar. Bazı enfeksiyon etkenleri havuz suyunda 7 gün kadar canlı kalabilmekte..
O HAVUZLARDA CANLI KALABİLEN VİRÜSLERE DİKKAT
Uzmanlar havuzda yüzmenin bazı cilt sorunlarına da yol açabileceğine işaret ederken, cilt kuruluğu, egzama ve atopiyi de artırıyor. Öte yandan 'mollascum' deride siğil gibi kabartılar oluşturabiliyor. Mollascum virüsü poxvirüs, yüzeylerde ve yüzme havuzunda uzun süre canlı kalıyor. Çok kolay bulaşıyor ve aynı yere oturan bir başka çocuğa kolaylıkla bulaşabiliyor. Ayrıca çocuk kendi döküntülerine dokundukça eli aracılığıyla cildinin başka bölgelerine de yayabiliyor. Çocuklarda sıklık yüzde 10. Erişkinler ise kısmi bağışıklık sağladıklarından onlarda daha az rastlanmakta. Mollascum normal cilt renginde, ortası delikli gibi gözüken kabarcıklar şeklinde görülüyor. En sık koltuk altı, dirsek içi gibi cilt kıvrımlarının olduğu yerde bulunuyor. Mollascum'un diğer siğillerden farkı el içinde ve ayak tabanında bulunmaması olarak ifade ediliyor. Ancak 3-5 yılda bağışıklık sistemi bunları yok edebiliyor. Siğiller ve mollascum cildi kuru olan çocuklarda cilt bariyeri bozulduğu için daha kolayca bulaşabiliyor.
EN ÖNEMLİSİ MANTAR ENFEKSİYONU
Özellikle yaz aylarında sık görülen cilt mantar enfeksiyonu olan tinea versicolor'a da değinen uzmanlara göre tedavisi 2/3 hafta sürüyorr, cildin normale dönmesi 7-8 hafta alıyor. Tedavi edilmezse kendiliğinden düzelmez. Tutulan yerlerde cilt rengi açılır, beyaz yerler hafif pullanabilmekte. Bi açıdan havlular bir kez kullanılıp atılmalıdır, giysiler bir kez giyilip yıkamaya atılmalı. Bunlar havlu ya da havuzdan kapılabileceği için ayda bir iki kez koruyucu şampuan kullanmak gerekiyor.
Uzmanlar hastalıkların önlenebilmesi için ishal ya da başka bir enfeksiyonu olanların başkalarına bulaştırmaması için havuza girmemeleri gerektiğine vurgu yapıyorlar.