Namık CEYHAN

Namık CEYHAN

BU GENÇLİK NEREYE GİDİYOR?

BU GENÇLİK NEREYE GİDİYOR?

Gençlik, enerjik, atak, biraz asi, hayalleri olan, tutkuları peşinde giden, özgürlük peşinde, coşkulu, yüreği sevgiye açık, duygusal, riyasız, gösterişten uzak dost doğru yaşanan bir kişiliktir. Ergenlikten yetişkinliğe geçiş döneminde yaşanan bambaşka bir duygudur. Gençlik, gelecektir, umuttur. Gençlik yarınların gerçek sahibidir.

Türkiye Cumhuriyetinin kurucu Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK, en büyük eserim dediği cumhuriyetin geleceğinin gençlerle var olacağı gerçeğini o günlerde gördü ve “Ey Türk Gençliği Birinci Vazifen, Türk istiklâlini ve Türk Cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir...” diye başlayan söyleminde bu ülkeyi gençlere- daima genç kalanlara- emanet etti.

Evet, gençlik ülkenin geleceğidir. Ama günümüz gençliğinin yargılamak ya da övmek değil “anlamakdüşüncesiyle çevreme şöyle bir bakıyorum. Bizim dönemin –yetmişli, seksenli hatta doksanlı yıllar- gençleri ile karşılaştırdığımda günümüz gençliğini anlayamıyorum. Bu gençler, kendilerine verilen emanetin ne kadar farkındalar, ne kadar sorumluluk sahipleridir? Hiç düşündünüz mü?

Seksen öncesi ülkücü, devrimci, akıncı gençlik adı altında doğru veya yanlış bir inanç ve bir dava uğruna kafa yoran, ülkesinin geleceğini sorgulayan ve ülke sorunlarına çözüm üreten bir gençlik vardı. Ortak paydaları vatanın bağımsızlığına, cumhuriyetin temel değerlerine, örf adet ve inançlara sahip çıkmaktı. Bilen bilir, o dönemin gençliği bu uğurda çok bedel ödedi.

Şimdi ise, okuyan, araştıran, sorgulayan gençlik gitmiş her şeyin çözümünü sanal ortamda arayan, sorgulamayı ve araştırmayı “Google” hazretleriyle ya da yapay zekâ ile çözen bir kuşak var, karşımızda.

Çevremize bir bakın; dünya görüşü ne olursa olsun gençlerimizin pek çoğu maalesef cep telefonu veya bilgisayar bağımlısı olmuşlar. Akıllı telefonların yeteneği ve kapasitesi arttıkça kendini cep telefonunun aklına ve sanal âleme veya yapay zekâya teslim etmiş olduklarını kolayca görürsünüz. İyi günlerini, kötü günlerini; acısını ve mutluluğunu; yediğini içtiğini, giydiğini çıkardığını; yakın dostlarıyla, arkadaşlarıyla -yüz tüze değil- sanal ortamda tüm kamuoyuyla paylaşan bir gençlik var artık.

Tabii ki tüm gençlerimizi genellemek yanlış olur. Bugün inançlı, ahlaklı, iyi eğitimli, kendini yetiştirmiş, okuyan ve ülke sorunlarına kafa yoran, bunları kendine dert edinen, çözüm üreten başarılı gençlerimizde şüphesiz var. Ama maalesef sayıları çok az ve bunların çoğu istikballerini yurt dışında aramayı tercih ediyorlar.

Geçtiğimiz hafta sonu kutlanan 19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramında düşündüm de; acaba? Kaç genç, Atatürk’ü anmanın, onu anlamak ve onun çizdiği yolda, gösterdiği ülküde yürümek olduğunu; “Ne Mutlu Türküm Diyene” sözünün gerçek manasını özümsemiş olabilir?

Peki, Bizim Umudumuz Hangi Gençlikte Olacak?

Aslında, yaşı benim gibi ilerlemiş dede ve nine olmuş büyüklerin şimdiki gençliği anlaması beklenmesin. Bizler gördüğünüz gibi hep kendi gençliğimizle kıyaslıyoruz. Pek çoğumuz etrafımızdaki gençlerin davranışlarını, yaşantısını anlamakta güçlük çekiyor ve kolayca eleştiriyoruz. Nitekim ben de yukarıdaki satırlarımda günümüz gençliğini eleştirdim.

Ancak, tam da her ne kadar devir değişti, gençlikte değişti diye düşünürken; sosyal medyada aşağıdakileri satırları okuyunca; galiba asırlardır değişen bir şey yok, diyebilir miyiz?

Ünlü Sümerolog Muazzez İlmiye ÇIĞ, Sümer tabletlerinde “Bu Gençlik Nereye gidiyor?” yazısını gördüğümden beri, gençleri sorgulamıyorum, diyor. Daha da eski M.Ö. 4. yy. da yaşayan Sokrates’in “Günümüz çocukları lüksü seviyor, Görgüsüzler, otoriteye başkaldırıyorlar, yaşlılara saygıları yok, çalışmak yerine lak lak etmeyi seviyorlar. Çocuklar artık ailenin hizmetçisi değil, tiranı (gücü elinde tutan). Yaşlılar içeri girince ayağa kalkmıyorlar.”, M.Ö. 8. yy. da yaşayan Hesiodos’un “Günümüzün gençleri öyle umursamaz ki ileride ülke yönetimini ele alacaklarını düşündükçe umutsuzluğa kapılıyorum. Bizlere, büyüklere karşı saygılı olmayı, ağırbaşlı davranmayı öğretmişlerdi. Şimdiki gençler kurallara boş veriyorlar. Çok duyarsızlar ve beklemesini bilmiyorlar.” Sözleriyle, asırlardır değişen bir şeyin olmadığını anlıyorsunuz.

Antik dönemdeki gençlik değerlendirmesiyle günümüz gençlik hallerinin aynı olması tesadüf olmamalı. Zaman değişse de duygular, davranışlar değişmiyor. Yani her toplum yeni kuşak gençlerden şikâyetçi olmuş ve her dönemde yetişkinler gençleri anlamakta zorluk çekmişler ve halende çekmektedirler. Günümüzde de galiba gençleri oldukları gibi kabullenmek gerekir.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk “Umudum Gençliktedir” derken geleceğimizin güvencesi gençlere güvenmiş ve Cumhuriyeti onlara emanet etmişti. Bizler bugünlere kadar Cumhuriyete sahip çıktık, yüzyıllık bir çınar olarak büyüttük, sahip çıkmaya da devam edeceğiz.

Tabii ki, Cumhuriyetin ikinci yüzyılında ona sahip çıkacak, onu yaşatacak ve daha nice yüzyıllara taşıyacak günümüzün gençleridir. Bizlerde günümüz gençlerine güvenelim ve inanalım. Yani umudumuz her şeye rağmen yine günümüz gençlerinde ve daima genç kalabilenlerdedir. Kalın sağlıcakla.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Namık CEYHAN Arşivi