KONYA HABER
Konya
Açık
26°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
41,1297 %0,34
48,0847 %0,42
4.561,39 % 1,16
Ara

Ne kadar şımardığımızın farkında mıyız?

YAYINLAMA:

Son yıllarda çevreme baktığımda hemen hemen herkesten farklı farklı şikâyetler duyuyorum.

O kadar memnuniyetsiz olmuşuz ki, memnun olmayı unutmuşuz. Her şeyden, her yerden, herkesten rahatsızız. Şükretmeyi, sabretmeyi unutmaya başlıyoruz.

Acaba kendinizi sorguladığınız oluyor mu? Olmuyorsa en kısa sürede denemeye çalışmanızı tavsiye ederim. Zira bizim standart yaşantımız, bazılarımızın hayali. Bunu biliyor muyuz?

Başımızı soktuğumuz bir evimiz var ya hani şu hepimizin beğenmediği, daha güzelini almak için çabaladığımız evler; işte o evler sokakta yaşayan evsizlerin hayali değil mi? Hatta birçoğu damı kapalı bir göz odaya bile razıdır.

Sabah kalkar kalkmaz musluğu açınca sıcak suyun aktığı kaloriferli, alttan ısıtmalı evlerimiz; yakacaksız, kömürsüz buz gibi evleri olanların hayali değil midir?

Bırakın dolapları giyinme odalarınızdan güne uygun seçemediğiniz kıyafetleriniz, ayakkabılarınız ise bir çift pabuç birkaç yamalı elbiseden başka giyecek bir şeyi olmayanların rüyalarını süslemiyor mu sanıyorsunuz?

Söylene söylene gittiğiniz işiniz var ya o işe sahip olmak isteyen yüz binlerce insan var.

Ya beğenmediğiniz envai çeşit yemekler… Etlisinden sütlüsüne, sebzesinden meyvesine bir kuş sütünün eksik olduğu o sofralara ömründe bir kez bile oturamayan, “yağlı olmuş, tuzlu olmuş” diye burun kıvırdığınız nimetlerden tadamayan fukaraları görmez misiniz, duymaz mısınız hiç?

Onu beğenme, buna burun kıvır, elindeki ile yetinme… Sonuç; herkeste bir tükenmişlik, hastamsı, yorgun, uyuşuk haller… Mutsuz bir toplum, gözü de gönlü de aç insanlar…

Daha dün sobalı evlerden dahası tuvaleti bahçede olan evlerden çıkmadık mı? Aynı tabaktan yemek yerken şimdi her çeşit servis tabaklarına sahip olduk ama mutlu olamıyoruz. Yazın klimalı, kışın kaloriferli evlerdeyiz ama yetmiyor. 2+1, 3+1 derken 4+1’lerle yetinemez olduk.

Niye?

Çünkü unuttuk.

Nereden geldiğimizi unuttuk.

Hangi gaye için yaratıldığımızı unuttuk.

Komşuluğu unuttuk.

Arkadaşlığı unuttuk.

Kısaca insanlığımızı unuttuk.

N’oluyoruz yaaaa. Lütfen bir kendinize gelin. Daha doğrusu hep beraber silkinip bir kendimize gelelim. Zamane tabiriyle reset atalım kendimize.

Etrafa düşük enerji yaymayalım. Hazırcı olmayıp, kendi işimizi kendimiz yapalım. Erken yatıp sabah dinç ve dinamik bir şekilde güne başlayalım. Mümkünse yarım saat olsa bile yürüyüş yapalım.

Ve en önemlisi nimet azgını olmayalım.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *