KONYA HABER
Konya
Açık
22°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
41,1297 %0,34
48,0847 %0,42
4.561,39 % 1,16
Ara

KADRO MÜHENDİSLİĞİ!

YAYINLAMA:

Kadro planlaması ya da mühendisliği, çok dikkatleri çekmese de profesyonel bir takımın en önemli unsurlarındandır. Profesyonel takımların oyuncu kılavuzlarında, onun performans verileri, istatistikleri yani kısaca tüm dataları bulunur. Göreve gelen ekip, alacağı oyuncunun istatistiki bilgilerine bakıp, uyumlu olduğu coğrafyaya kadar araştırma yapmak zorundadır. Sadece izleyerek oyuncu alma artık 90’larda kaldı. Ülkemizde bu yönüyle teknik direktörler iki sınıfa ayrılırlar. İlk sınıf; kendi planlaması ile yola çıkan ve çalıştıkları yönetimi yönlendiren teknik adamlarken, diğer sınıf; elindeki ile yetinip, bu konuda yönetimle ters düşmeyip, işine odaklanmaya çalışan hoca profilidir. Burada yönetimlerin, teknik patrona bakışı da son derece önemlidir. Örneğin; Konyaspor’da çalışan hocalardan, Aykut Kocaman, Sergen Yalçın ve İlhan Palut gibi isimler ilk kategoride bulunan hocalardan, bu yüzden bu teknik ekip tarzıyla, niyetleri ne kadar iyi olursa olsun, mevcut yönetimin anlaşması neredeyse imkânsızdır. Bilmiyorum fark ettiniz mi bugün Adana Demirspor'un aldığı kaliteli ayakların sadece ayakları kaliteli değil, biribirini tamamlayan oyuncular ve orta alandan hücuma aynı dili yani Fransızca konuşması onlara çok büyük artı katan değerlerdendir. Aykut hocanın Konyaspor’u bunu Bosna ve İskandinav oyuncularla yapmıştı.
Konyaspor mevcut teknik ekibi eline ne verirsen onunla bir şeyler yapmaya çalışıyor. Takımda kadro mühendisliği olmadığı aslına burada ortaya çıkıyor. Birkaç oyuncu ile bu değerlendirmeyi pekiştirelim. Sehic büyük takımların sahip olmak istediği, ayaklarına hakim, hücum katkısı olan bir kaleciydi. Abdülkerim, kaya gibi sert defans özelliğinin yanında, skor katkısı veren ofansif bir stoperdi. Skubic bir sağ bekten çok daha fazlasıydı. Amir ülkemiz standartlarının çok üzerinde bir göbek oyuncusu idi. Hal böyle olunca topa sahip olan oyuna şekil veren, daha az gol yiyen ve en önemlisi ne yaptığını bilen bir takım vardı. Gidenler ve yerlerine alınanları kendiniz karşılaştırın takımın anlayışının baştan sona değiştiğini göreceksiniz…
Gelelim bugünümüze, yazılarımı takip edenler fark etmiştir. Galip geldiğimiz maçlarda bile, alınan puanların, oynadığımız futboldan fazlası olduğunu, defalarca yazmıştım. Konyaspor kadrosu batan geminin malları anlayışıyla, bizim pek de alışık olmadığımız bir şekilde önüne gelen fırsatları, sonunu düşünmeden transfer ederek bir planlama yapmaya çalıştı. Tek tek isim olarak kötü oyuncular olmasa da, hiçbir bilimsel veri gözetmeksizin dizilerdeki polis sloganıyla, al bunu, al! al! mantığıyla takımın yaşını ve planını bozmayı başardılar. Ederini bulduğunda her oyuncuyu gönderip, yerine o istikrarı sağlayacak ve size gelir getirecek oyuncuların getirilmesi konusunu savunmuşumdur. Konyaspor’da şu anda bu şekilde satabilecek kaç tane oyuncu kaldı? Hatay’ın hocası Volkan Demirel ise maçtan sonra, kadrosunda bulunan tüm oyuncuları detaylı olarak inceleyip, tek tek tüm yapılanmayı yönetime sunduğunu ve kabul ettirdiğini belirtti. Oyunculara bakın, skor ne olursa olsun, oynadığı oyunu keyif alarak mı oynuyor, yoksa maç bitsin de gidelim havasındalar mı?
Aslında Hatayspor maçıyla yeni bir çıkış yapmak için olabilecek en iyi kadro ile sahadaydık. İlk 15 dakika topa yüzde 88 gibi astronomik bir sahip olmayla geçirmiştik. Penaltı pozisyona kadar işler istediğimiz gibi gitse de, şu an itibariyle kırılgan bir takımız ve gardımız çabuk düşüyor. Maç bittiğinde ne olursa olsun kazanamıyoruz psikolojisi hakim oluyor.
Taraftarı da küstürdüğünüzden dolayı tribünler bomboş kalmış durumda ve rakibe baskı sağlanamıyor. Anadolu’nun en zor deplasmanı iken, elini kolunu sallayarak herkesin puan aldığı bir şehir haline geldik. Evimizde sadece 1 galibiyet almamızda, bu durumun en büyük ispatı diyebilirim.
Bernardoni’nin kanatları etkili kullanan takımlara karşı çaresiz kalabileceğini çıktığı ilk maçtan sonra yazmıştım. Hatayspor maçında öğünden bugüne kendisini hiç geliştiremediğini görmek üzücü oldu. Ahmet Oğuz bu kadar mücadele edip, sonuca olumsuz etki eden ikinci bir futbolcu görmedim. Bu kadar amatör penaltı yaptırılır mı?
Kan değişimi elbette gerekiyor ama durum bugünden çok da farklı olmayacak önce anlayışın değişmesi gerekiyor. Devre arasına kadar toplayabildiğin kadar puan toplayıp, nokta transferler gerekiyor.
Maçın sözü; Mağlubiyet, insana cesaretsizlik veren bir şey olacak yerde, insanı daha çok çalışmaya iten bir sebep olmalıdır.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *