KONYA HABER
Konya
Açık
20°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
41,1297 %0,34
48,0847 %0,42
4.561,39 % 1,16
Ara

Memelere Uygulanan Mekanik Sıkışma Kuvveti (Basınç), Kanserli Hücre Gelişimine Engel Oluyor!

YAYINLAMA:

Amerikan Hücre Biyolojisi Cemiyeti: "Kanser Hücrelerini Geri Çevirmek İçin, Memeleri Sıkın!"

Evet, yanlış duymadınız! Amerikan Hücre Biyolojisi Cemiyeti'nin, San Francisco'da düzenlediği yıllık bilimsel toplantıda sunulan bir makale, kadınlarda memeye uygulanan basıncın meme kanserine yakalanma riskini düşürdüğünü ortaya koydu. "Kanser hücrelerini geri çevirmek için, memeleri sıkın!" başlığı ile okunan makalede, kanser konusunda, genetik yapının çevre ile olan ilişkisine detaylıca değiniliyor. 

Araştırmanın başında bulunan Dr. Daniel Fletcher şöyle diyor: Gelişim ve büyümenin başındaki doku gelişiminin, çevreden gelen mekanik etkilere karşı duyarlı olduğunu keşfettik. Gelişim sırasındaki erken bir sinyal, bir mekanik baskı, bu kötü huylu hücrelerin yönlerinin geri çevrilmesinde fayda sağlıyor.

Bir insan dişisinin ömründe, cinsel döngüsüne bağlı olarak meme dokusu büyür, küçülür ve değişir. Örneğin "acini" denen ve süt üretiminde görev alan, böğürtlen şeklindeki yapıyı oluşturmak için hücreler, organize bir şekilde dönerler. Daha önemlisi bu hücreler, gerektiği zaman üremeyi ve bölünmeyi durdururlar. Berkeley Laboratuvarı'ndan uzman araştırmacı Mina Bissell, kanser araştırmalarında çoğunlukla yoğunlaşılan genetik mutasyonlar yerine, esasında kanserin ortamdaki mikro-çevreden oldukça etkilendiğini savunuyor. Yani her kötü huylu hücre grubu, kanserli hücre (tümör) olmak zorunda değil! Örneğin ortama sunulacak olan biyokimyasal durdurucular (inhibitörler), bu gelişime engel olabilir. Fletcher'ın Laboratuvarı'ndaki araştırmalar da, Bissell'inkine paralellik gösteriyor. Ancak kanser oluşumuna engel olan kimyasal unsurlar yerine, doğrudan mekanik sinyalleri konu alıyor. Araştırma grubundan Gautham Venugopalan, şunları kaydediyor: İnsanlar, fiziksel kuvvetlerin hayatımıza etki ettiğini her zaman biliyorlardı. Örneğin ağırlık kaldırırsanız kaslarınız büyür. Benzer şekilde, yerçekim kuvveti kemiklerinizi güçlendirir. İşte bizde burada, fiziksel kuvvetlerin kanserin gelişiminde -ve tersine çevrilmesinde- rol oynadığını gösteriyoruz. Araştırmacılar, kötü huylu deri hücrelerini laboratuvar ortamında üretip, esnek, silikon odacıklara enjekte ettiler. Bu odacıklar araştırmacıların kanser oluşumunun ilk evrelerinde, sıkma şeklinde fiziksel kuvvet uygulayabilmelerini sağladı. Zaman geçtikçe, üzerine baskı uygulanan kötü huylu hücreler, giderek daha organize hale geldiler ve oldukça sağlıklı görünen acini grupları oluşturdular. Bunlar, sağlıklı hücrelerle birebir aynıydılar. Araştırmacılar, uzun dönem mikroskop incelemeleri yaparak bu hücrelerin baskı altında geçirdikleri karakteristik büyümeleri ve gelişimi analiz ettiler. 

Sonuç büyüleyici: Üzerine mekanik sıkışma kuvveti uygulanan hücreler, sonradan bu kuvvetler kaldırılsa bile, olumsuz yönde gelişimlerini durdurmuşlardı! Araştırmacılar, deneye E-cadherin isimli, hücrelerin birbirlerine yapışmasına neden olan proteini de ortama katarak deneylerini test ettiler. Bu yapıldığında, kötü huylu hücreler tekrar eski, organize olmayan, bozuk hallerine geri döndüler. Çünkü eklenen protein sebebiyle mekanik baskının etkileri azaltılmış oldu ve hücreler arası iletişimin, kanser hücrelerinin oluşumuna engel olan bir faktör olduğu bir kere daha gösterilmiş oldu. Venugopalan, bu araştırmayı şöyle özetliyor: Kötü huylu hücreler, nasıl sağlıklı olmaları gerektiğini tamamen unutmamışlardı, sadece doğru çevresel sinyaller gerekiyordu.

Ekibin başındaki Fletcher ise ekliyor: Memeleri sıkmak ve baskı uygulamak, tek başına bir tedavi olacak diyemeyiz. Ancak bu veriler, bize kansere yönelik doğru tedavileri geliştirmemizde yol gösterici olacaktır.

Kısaca... Kanser gelişimini önlemeye katkı sağlamak için, memeleri sıkmaktan çekinmeyin! Sağlıcakla kalın. ( Kaynak: Yazar: Sarah Yang, Çevirmen : Çağrı Mert Bakırcı)

 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *