KONYA HABER
Konya
Kapalı
11°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,2255 %0.06
51,1161 %0.13
11.302,02 % -2,82
Ara
BBN Haber Genel Konya, Çanakkale'de en çok şehit veren illerin ilk sırasında: İşte MSB'nin haritası

Konya, Çanakkale'de en çok şehit veren illerin ilk sırasında: İşte MSB'nin haritası

Yazarlarımızdan Nevin Bilgin kaleme aldı: Çanakkale Savaşı, Osmanlı tarihinin en çok hatırlanan askeri başarılarından biri olarak anlatılagelir. Ancak bu zafer anlatısının gölgesinde kalan ve çoğu zaman yeterince derinlikli ele alınmayan bir başka gerçeklik daha vardır: eğitimli bir genç kuşağın büyük ölçüde savaşın içinde erimesi.

Okunma Süresi: 4 dk

Nevin BİLGİN

Çanakkale Savaşı, Osmanlı tarihinin en çok hatırlanan askeri başarılarından biri olarak anlatılagelir. Ancak bu zafer anlatısının gölgesinde kalan ve çoğu zaman yeterince derinlikli ele alınmayan bir başka gerçeklik daha vardır: eğitimli bir genç kuşağın büyük ölçüde savaşın içinde erimesi.

Bu nedenle Çanakkale, yalnızca bir cephe zaferi değil; aynı zamanda bir “kayıp aydın kuşağı” tartışmasının merkezinde yer alan tarihsel bir kırılmadır.

Osmanlı İmparatorluğu 20. yüzyıla girerken zaten uzun süredir devam eden savaşların yorgunluğunu taşımaktadır.

Balkan Savaşları ile birlikte hem insan kaynağı hem de moral ciddi biçimde zayıflamış, devletin modernleşme sürecinde yetiştirmeye çalıştığı eğitimli kadrolar henüz yeterli olgunluğa ulaşamadan cepheyle karşı karşıya kalmıştır. Tam da bu noktada Çanakkale, bir savunma hattı olmanın ötesinde, imparatorluğun geleceğini taşıyacak genç nüfusun sınandığı bir alan haline gelir.

Okullar mezun veremez

Savaşın başlamasıyla birlikte, başta Mekteb-i Harbiye, Mekteb-i Tıbbiye ve Darülfünun olmak üzere yükseköğretim kurumlarının öğrencileri hızla silah altına alınır.

Bununla da sınırlı kalınmaz; İstanbul’daki sultaniler ve taşradaki liselerden henüz mezun olmamış gençler de cepheye sevk edilir.

Bu durum, Osmanlı eğitim sisteminde ani ve derin bir kesinti yaratır. Sınıflar boşalır, dersler yarım kalır ve birçok okul, o yıllarda mezun veremez hale gelir.

Çanakkale cephesine giden bu gençler, yalnızca askerî bir yükümlülüğü yerine getiren sıradan bireyler değildir. Onlar, modern eğitim kurumlarından geçmiş, siyasal fikirlerle erken yaşta tanışmış ve imparatorluğun krizine dair bilinç geliştirmiş bir kuşağın temsilcileridir.

İttihat ve Terakki Cemiyeti etkisiyle şekillenen bu zihniyet dünyasında savaş, yalnızca toprak savunması değil, aynı zamanda varoluşsal bir mücadele olarak algılanır. Bu nedenle öğrencilerin cephedeki varlığı, niceliksel olduğu kadar niteliksel bir anlam da taşır.

Harbiye ve Tıbbiye Kayıpları

Ne var ki bu kuşak, savaşın sert gerçekliği karşısında büyük kayıplar verir. Özellikle subay adayı olarak cepheye sürülen Harbiye öğrencileri ile sıhhiye hizmetlerinde görev alan Tıbbiye öğrencileri arasında yüksek zayiat oranları dikkat çeker.

Lise düzeyindeki öğrenciler için durum daha da çarpıcıdır; henüz yetişkinliğe adım atmamış bu gençler, çoğu zaman savaş deneyimi olmaksızın en ağır çatışma koşullarının içine girer. Bu kayıpların kesin sayısını belirlemek güç olsa da tarihsel çalışmalar, eğitimli genç nüfusun savaşta orantısız biçimde etkilendiği konusunda ortak bir kanaat ortaya koyar.

1915 yılında Tıbbiye’nin bir yıl kapalı kaldığı, öğrencilerin ordu hizmetine alındığı için mezun vermediği saptanmış; Darülfünun Tıbbiyesi’nin askeri ve sivil bölümlerinden 1921 yılında mezun verildiği belgelenmiştir. Tıbbiye’de öğrenci mezuniyeti yapılamayan yılın 1921 değil, 1915 olduğu sonucuna varılmıştır.

Kayıp Aydın Kuşağı

Bu noktada “kayıp aydın kuşağı” kavramı devreye girer. Bu kavram, bütünüyle yok olmuş bir nesli değil; potansiyelini gerçekleştiremeden eksilmiş bir kuşağı ifade eder.

Savaş sonrası dönemde ortaya çıkan doktor, öğretmen, mühendis ve bürokrat açığı, bu eksilmenin somut göstergeleri arasında sayılabilir.

I. Dünya Savaşı sonrasında kurulan yeni devletin karşılaştığı en önemli sorunlardan biri, tam da bu yetişmiş insan gücü eksikliğidir.

Cumhuriyet'in İlk Yılları ve Kaybedilen Kuşak

Cumhuriyet’in ilk yıllarında eğitime verilen yoğun önem, bir bakıma Çanakkale ve benzeri cephelerde kaybedilen kuşağın yarattığı boşluğu telafi etme çabasının da bir sonucudur.

Öte yandan Çanakkale’de öğrencilerin kitlesel biçimde hayatını kaybettiği yönündeki anlatılar, zamanla güçlü bir toplumsal hafızaya dönüşmüştür.

Bu hafıza, fedakârlık ve kahramanlık temaları etrafında şekillenirken, tarihsel gerçeklikle sembolik anlatı iç içe geçer.

Çanakkale Savaşı, Osmanlı’nın askeri direncini simgeleyen bir zafer olduğu kadar, toplumsal hafızada derin bir eksilmeyi de temsil eder.

Bu savaşta kaybedilenler yalnızca askerler değil aynı zamanda geleceğin aydınları, yöneticileri ve düşünürleridir.

Dolayısıyla Çanakkale’yi anlamak, yalnızca kazanılan bir cepheyi değil, kaybedilen bir potansiyeli de görmeyi gerektirir. 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *