Beyzanur Yılmaz

Beyzanur Yılmaz

Rabbani Terbiye Ayı

Rabbani Terbiye Ayı

“Yalnız insan orucu özlemez, oruç ta insanı özler. Ramazan ayı gelince, sıla-ı rahim edenler gibi, meleklerin bile önünde eğildiği insana koşar. Oruç, insana acıkır ve koşar gelir.” Der Sezai Karakoç…

On bir ayın sultanı gelince bir başka olur hayat… Onu ne kadar özlediğimizi hatırlarız, bize yaşattığı manevi iklime kavuşmanın huzuru vardır çünkü…

Huzuru yaşamak ve Ramazan ayını özlemek diyoruz ancak Ramazan ayını huzurlu yapan şey nedir? Ya da özlediğimiz bu ayı özlemeye layık davranıyor muyuz? Diye sorduğumuzda cevabının çok kapsamlı olduğunu ve belki de bunlar içerisinde kolay adapte olamadığımız hususların yer aldığını görüyoruz.

Kur’an-ı Kerim de Bakara Suresi 185. Ayette şöyle denmektedir; “O Ramazan ayı ki, insanları irşad için, hak ile batılı ayıracak olan, hidayet rehberi ve deliller halinde bulunan Kur’an onda indirildi. Onun için sizden her kim bu aya şahit olursa onda oruç tutsun. Kim de hasta yahut yolculukta ise tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde kaza etsin. Allah size kolaylık diler zorluk dilemez. Sayıyı tamamlamanızı, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah'ı tekbir etmenizi ister. Umulur ki şükredersiniz.”

Ramazan ayında hayatımızı anlamlı kılan, yol gösterici ilahi ve kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim indiği için bu ayın ayrı bir huzuru ve önemi var. Kuran’ın indiği bu ayda ve rehberliği dâhilinde yılın diğer aylarında Kuran’ın söylediklerini de yerine getirmemiz, bizim için bir görev olduğu sürece huzura ulaşmak kaçınılmaz olur.

Oruç ibadetini sadece sabah ve öğle yemeğini akşama ertelemek olarak değerlendirenlerimiz var. Maddi anlamda düşünüldüğünde, bu doğru. Ancak manevi anlamda Ramazan ayı iklimini yaşamak adına yeme içmeyi bırakmak dışında kendimizi tutacağımız şeyler de var. Örneğin; “Söyleyebileceği halde söylememenin yiyebileceği halde yememek kadar önemli olduğunu” idrak etmek gibi. 

Peki bunu yapıyor muyuz? Kendimize soralım. 

“Allah için yemeden ve içmeden uzak duruyorum” diyerek, 

Suizan,

Gıybet,

Yalan,

İftira,

Ve daha nice nâhoş olan insan özelliklerini içimizde neden barındırıyoruz?

Neden ağzımızı, dilimizi Allah için her anlamda O’nun istemediğinden uzak tutmak terbiyesine sahip olamıyoruz?

Sahip olamıyorsak, neden bunun için kendimizin ve yaptıklarımızın farkına varıp Rabbani terbiye yoluna girme gayretinde bulunmuyoruz? 

İşte On bir ayın sultanı bu anlamda manevi bir terbiye ayı ve hayatımızın diğer zamanlarında (diğer on bir ayda) da aynı hassasiyeti göstermememiz için bize eğiticiliği ile vesile kılınmış hikmetli bir ay…

Evvela hikmeti görmek lazım.

Hikmetin maksadı ise söylenen mesajı alabilmek ve bu eğitimden en güzel şekilde faydalanarak hayatımızı Allah’ın istediği yönde ilerletmek…

Bu idrake sahip olmak ve Ramazan ayını en iyi şekilde icra edip, bu kutsal aydaki Rabbani terbiyeyi almak için çabalamak ümidi ile…

Hayırlı Ramazanlar.


 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Beyzanur Yılmaz Arşivi